HAYATA BİR MÜCADELE GÖZÜYLE BAKIYORUM

Yaşam koşullarının kendisine dayattığı bütün zorluklara karşı ayakta durmasını başaran; DTSO İş Kadınlarından Nuray Cebe ile bir söyleşi gerçekleştirdik.
Mümin Ağcakaya/ Özel Röportaj
Yaşam koşullarının kendisine dayattığı bütün zorluklara karşı ayakta durmasını başaran; DTSO İş Kadınlarından Nuray Cebe ile bir söyleşi gerçekleştirdik.
“Çünkü kadınlar birbirlerini daha iyi anlamaktadırlar. Çok daha güvenilir ve iyi bir dostluk ve dayanışma ilişkisidir.
“Kadın kadına daha çok destek olabilir. Bu oluşum henüz yeni, zamanla tecrübe kazanacağız. Bu dayanışmamızı geliştireceğimize inanıyorum.
“Çocukluğumdan beri iş dünyasında olabilmek istiyordum. İdeallerim vardı. İnsanlar bazen kendi iradeleri dışında kendileri için hazırlanan hayata ait olmayabilirler.
“İstemediğin bir yaşamın esiri yapılmak istenebiliyorsun. Ama istenirse ve kararlı olursan hayalini gerçekleştirmenin koşullarını yaratabilirsin
İş hayatınıza nasıl başladınız?
Erken yaşta evlendim. 2 çocuğum var. Oğlum üniversiteyi bitirdi. Şimdi psikolog. Yaşama tutunmak için her türlü zorlukla nasıl baş edeceğimi daha çok yaşayarak öğrendim. Her şeye rağmen ideallerimden vazgeçmedim.
İş hayatıma 2010 yılında sosyal hizmetlerde çalışarak başladım. Daha sonra 2015 yılında İŞKUR sertifikası aldım. KOSGEB’den destek alarak kendi işyerimi kurdum. İşyerimi açtığım zaman Sur olayları başladı. Sıkıntılı bir döneme denk geldi. KOSGEB destekli olduğu için en az 3 sene bu iş yerinin ayakta olması gerekiyordu. Kapanmaması lazımdı. Aksi takdirde verilen kredi faiziyle geri alınacaktı. İşyerimi ayakta tutmaya çalıştım. Son 4 senedir faaliyet gösteriyorum.
Hem sektörde hem de bölgedeki sıkıntılara ek olarak; bir de kadın olarak iş hayatında olmanın getirdiği sorunlar beni zorlasa da hayata bir mücadele gözüyle bakıyorum. Ben de yılmadan, koşullara teslim olmadan mücadele ediyorum. Yavaş yavaş ama sağlam ilerliyorum. Bu da benim için önemli.
Meclisine girmenize sizi etkileyen?
Kadın meclisine girmeyi önce kadın olduğum için tercih ettim. Sadece iş sahibi olduğumdan dolayı değil. Bir kadın olarak; kadınların yaşam hakları, onların ekonomik özgürlüğü ve yaşama tutunabilmeleri için bir şeyler yapabileceğimi düşünüyorum.
Ticaret Odası Kadın Meclisi'ni doğru bir oluşum olarak gördüm. Kadınlar açısından güzel ve ilham alınası bir dayanışma örneği. Kadınlar olarak bu tür nitelikli oluşumlara ihtiyacımız var. Buna önem verdiğim için girmek istedim. Hem birbirimizi hem de kadın girişimcilere iş dünyasında yer almak isteyen kadınlara destek olabilme fikri benim için çok büyük bir önem arz etmektedir. Kadına bir kadın elinin değmesi çok farklı çünkü kadınların birbirlerini anlayabilmeleri biraz daha olası. Dolayısıyla aralarındaki ilişki; dostluk ve dayanışma üstüne inşa edilmektedir. Sorunları bir erkeğe anlatmak ya da erkeğin kolaylıkla anlaması bir kadına nazaran daha zordur.
Kadın kadına daha çok destek olabilir. Bu oluşum henüz yeni, zamanla tecrübe kazanacağız. Bu dayanışmamızı geliştirip daha iyi seviyelere geleceğimize yürekten inanıyorum. Bunun için eğitim programlarımız var çok güzel gidiyor. Gerçekten orada ilk defa kadınların yoğun olduğu bir desteği, daha samimi ve dostça yanı başımda hissediyorum. Hiç kimse birbirini engellemiyor ve herkes birbirini çok önemsiyor. Önerilerimizin üzerinde duruluyor, değerlendiriliyor. Kısacası kendimizi kolaylıkla ifade edebileceğimiz ve anlatabileceğimiz bir platform.
Kadınlara dokunmak için neler yapılabilir? Bu dayanışma platformu nasıl güçlendirilebilir?
Yeni bir oluşum. Bir ilk olduğu için zamanla ilerleyeceğiz.
Çocukluğumdan beri iş dünyasında olabilmek istiyordum. İdeallerim vardı. İnsanlar bazen kendi iradeleri dışında kendileri için hazırlanan hayata ait olmayabilirler. Çocukken hayalini kurduğun yaşama uzak düşebiliyorsun. İstemediğin bir yaşamın esiri yapılmak istenebiliyorsun. Ama istenirse ve kararlı olursan hayalini gerçekleştirmenin koşullarını yaratabilirsin. Yeter ki; insan ne istediğini bilsin ve hayalini gerçekleştirmek için mücadele etmesini bilsin. Bende; benim için kurulan hayata ait değildim. Şu an kendi işyeri bu kurdum. Turizm sektöründeyim.
Önce İstanbul’daydınız, neden Diyarbakır?
Kendi memleketime âşık bir insanım. İmkânlarım olmasına rağmen Diyarbakır dışında hiçbir yerde yaşamak istemedim. Diyarbakır'ı çok seviyorum. Memleketimin ayrı bir güzelliği var. Burada yaşamaktan zevk alıyorum.
Bir turizmci olarak kentin tanıtılması ile ilgili ne tür faaliyetleriniz oluyor?
iki dönemdir BTK (Bölgesel Temsil Kurulu) yönetimindeyim. Ülkemizi temsil ettik ve tanıttık. Diyarbakır’a iki sene önce turizm dalında verilen Altın Elma Ödülünün verilmesinde acenteler olarak bizim de payımız büyük oldu.
İki sene önce Berlin'de bir fuara katılmıştık. Avrupa'nın en büyük Turizm Fuarıdır. Orada da bölgemizin tanıttık. Bu davetlerin ve katılmaların şehrin tanıtımında katkısı büyük oluyor. Geri dönüşümler olduğunu gözlemliyoruz. Amerikan Konsolosluğu geldi bizimle görüştü. Bizden bilgi aldı. İstediğiniz desteğe hazırız dediler. Oradaki fuara da davet ettiler. Önce algıların değişmesi gerekiyor. Bununla ilgili çok ciddi çalışmalar var.
TURSAB’la da görüşmeler oluyor. Diyarbakır turizm açısından önemli bir bölgedir. Yavaş yavaş sonuçlar alınıyor. Bunu herkes çok rahat gözlemleyebiliyor.
Turizm altyapısı açısından yeterli mi?
Tabii ki yeterli değil. Diyarbakır; hem tarihi olarak hem coğrafi açıdan çok önemli bir yere sahip. Ama maalesef bunun gereğini yeterince yapamıyoruz. Diyarbakır’ın tanıtımı için turizmcilerle birlikte, bütün kurum ve insanların daha fazla çalışması lazım. Çünkü yeterince tanıtamıyoruz. Daha fazla turistin gelmesi için dünya çapında daha fazla tanıtılmaya ihtiyacı var.
Geçen sene Diyarbakır'a gelen bir turist grup bizden bölge tur’u için program istediler. Onların taleplerine göre düzenledik. Onların istedikleri güzergâhlar; Hasankeyf, Mardin, Midyat, Urfa ve Antep’di. Peki dedim ben neredeyim? Diyarbakır bu programın neresinde? Bana; ‘Diyarbakır'da gezebileceğimiz yerler var mı? Dediler.
Diyarbakır’ı da programlarına kattım. Bir gece Diyarbakır’da kaldılar. Sonradan sadece Diyarbakır için geldiler. Bu tabii onların eksikliği değil. Eksiklik nereden kaynaklanıyor? Urfa, Mardin, Antep biliniyor da Diyarbakır neden bilinmiyor? Diyarbakır'ın oralardan eksik neyi var? Diyarbakır neden bu programlar yapılırken akıllara gelmiyor? Geride kalıyoruz.
Bu konuda yeni projeler geliştirmemiz ve turizm alt yapısını güçlendirmemiz gerekiyor.
Diyarbakır'a gelip gördüklerinde ne düşünüyorlar?
İnanamıyorlar. Muhteşem bir yer diyorlar. Sur’u, tarihi yapıları görünce bayılıyorlar. Modern yapıları görünce de inanmıyorlar. Nasıl böyle olur diyorlar. Bizim oralarda böyle geniş caddeler yok diyorlar. Yemekler zaten muhteşem. Biz turizmciler elimizden geleni yapıyoruz. Son dönemlerde gelenler memnun ayrılıyorlar.
Otellerimiz çok iyi hizmet veriyorlar. Bölgedeki illere göre konaklamalardaki hizmetlerden memnunlar. Halk olarak, esnaf olarak, turizmciler olarak kentimizi daha iyi tanıtmamız gerekiyor. Daha büyük projeler el birliği ile hazırlanabilir. İlçeleri de dikkate aldığımızda ziyarete gelenlere; Diyarbakır'da göstereceğimiz çok fazla şeyler var.
Diyarbakır'da çevresini görmeyen insanlar var. Günübirlik turlar düzenlenemez mi?
Düzenleyen arkadaşlar var. Günübirlik turlar için komple bir araya gelerek yapılması gerekir. Temmuz- Ağustos ayı çok sıcak olduğu için talep az oluyor Ekim Kasım’da bölge daha çok rağbet görüyor. Talep bu aylarda yoğun oluyor. İnsanlar bazen sadece piknik yapmak için gidiyorlar, tarihi boyut bir kenarda kalıyor.
Diyarbakır acenteleri bilet ağırlıklı çalışıyor. Turizm sadece uçak bileti değildir. Bir eksiklik olarak belirtmek istediğim; rehber bulamıyoruz. Diyarbakır'da iki rehberi var. Bu eksikliğin de giderilmesi gerekiyor.
Karadeniz Akdeniz Ege turları yoğun oluyor bizim insanlarımız gidiyor ama dışarıdan adam getirmek önemli.
Valilik 2-3 acente birleşin, bir program ortaya koyun, biz size destek verelim diyor. Ama herkes bireysel yaklaştıkları için kapsamlı bir program ortaya çıkmıyor. Firmaların kendi arasında organize olması zayıf.
Mesela bir kadayıf Festivali bile düzenlenemiyor. Niye düzenlenemiyor? Kahvaltı deyince akla hemen Van geliyor. Diyarbakır’ın kahvaltısında eksik olan ne var? Bu konularda pasif kalıyoruz.
Kadınlara dönük bir şeyler yapmak gerekiyor. Kadının kabuğunu kıracak, çevresini genişletecek projeler geliştirilebilir.
Diyarbakır'da bütün kurumların sahipleneceği bir projeye ortaya çıkarılabilir.
İş hayatınızda bir kadın olarak ne tür zorluklar yaşıyorsunuz?
Bir kadın girişimci olarak KOSGEB destekli işyeri kurdum. İşim gereği firmalara gidiyorum. Simge Turizm olarak yaptığımız işi anlatıyorum. Bir kadın olarak; ‘sizden destek istiyorum, uçuşlarınızı biz düzenleyelim’ diyoruz. Geçiştiriyorlar, geri dönüş olmuyor. Bu konuda destek alamıyoruz. Biletlerini internetten alıyorlar. Arada 15 -20 lira fark var. Ben bir kadınım, işyerini kurmuşum, yerel bir firmayım.
Kentin büyümesi kentin birbirine destek olması ile mümkün olabilir. İş ilişkilerinde kentin kazanması için ticarette Diyarbakır iş insanlarının önceliği; kendi kentindeki firmalar olmalıdır. Önce Diyarbakır olmalı, Diyarbakırlı olmalıdır. Kadın olması, yerel olması daha da önceliğimiz olmalıdır. Ticaret Odası uçuşları oluyor. Diyarbakır'da kaç tane kadın acentesi var. Ayakta durabilmek için bize öncelik vermelidirler. Dile getiriyoruz ama henüz çözüm bulamadık.
Bize zaman ayırdığınız için size çok teşekkür ediyoruz. Hayat mücadelenizde ve iş yaşamınızda size başarılar diliyoruz.
Geldiğiniz için çok mutlu oldum. Bunu bir destek olarak da görüyorum. Desteklere ihtiyacımız var. Her zaman yanımızda olmanızı isteriz. Ben de size teşekkür ediyorum.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Özel Haber-röportaj Haberleri