İHD Diyarbakır Şubesi, Sur ilçesinde devam yasak ve çatışmalara ilişkin dernek binasında basın toplantısı düzenledi. İHD şube yöneticilerinin katıldığı toplantıda konuşan İHD Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, 90 gündür Sur'da temel hak özgürlüklerin tamamıyla askıya alındığını belirterek, bu durumun hiçbir uluslar arası sözleşmede, insani ve vicdani değerlerde yeri olmadığını söyledi. 16 Ağustos'tan bu yana devletin bir bütün olarak askeriyenin ve kolluk kuvvetlerinin almış olduğu kararlarla birlikte Kürt halkına karşı imha süreci başlattığını iddia eden Bilici, bunun en somut örneği olarak ta Cizre, Silopi, Nusaybin ve en son olarak ta Sur'da yapılan ölümleri gösterdi. 90 gündür çok sayıda insanın Sur'da öldüğünü hatırlatan Bilici, yeni ölümlerin önüne geçilmesi adına Vali Yardımcısı ile görüştüklerini söyledi. Temel taleplerinin Sur'da bulunan sivil insanların alınması için uygun koşulların oluşturulması olduğunu dile getiren Bilici, "Biz ilk talebimiz çatışmaların bitmesidir. Eğer bu bitmiyorsa da en azından da bu insanların kurtarılması. Ama maalesef hükümet ısrarlı bir şekilde bu taleplerimize karşı adeta üç maymunu oynuyor" diye belirtti.
'Çıkacak yasayla yapılan katliamların hesabı sorulamayacak'
Sur'da bir saat sonra dahi ne olacağını tahmin edemediklerini aktaran Bilici, her an ölümlerin yaşanabileceğini vurguladı. Bilici, şunları aktardı: "Pratikte yapılan çalışmalar katliam temelindedir. Örneğin bu çalışmalarda bir tanesi şudur; askeri yetkililerin bu tür operasyonlarda yapacağı katliamlar ve insanlığa karşı işlenen suçların yargılanma izni Başbakan ve Milli Savunma Bakanlığı'na verme temelinde hazırlıklar yapılıyor. Çıkacak olan bu yasayla yapılan katliamlar hükümetin desteğiyle, askeriyenin de eliyle gerçekleştiğinin ispatı oluyor. Yani bu yasayla askeriye kendini güvenceye altına almak istiyor. Hükümet ve asker anlaştı. Bu bir nevi darbenin yasal çerçevesidir."
'Çözümünün yolu diyalog ve müzakereden geçer'
Bir yıl önce açıklanan Dolmabahçe Mutabakatı'nı hatırlatan Bilici, o süreden bu yana devletin eski katliamcı zihniyetine tekrar geri döndüğünü ve birçok ölüme neden olduğunu, bölgeyi ise yerle bir ettiğini iddia etti. Bilici, bu ret politikasıyla sorunun çözülemeyeceğine dikkat çekerek, sorunun çözümünün diyalog ve müzakereden geçtiğini aktardı.
İHD Diyarbakır Şube Yöneticisi Av. Abdullah Zeytun da, Sur'da mahsur kalan birçok insan için AYM ve AİHM'e başvuru yaptıklarını ancak birçoğunun reddedildiğini vurguladı. Dernek olarak ayrıca birçok defa Valilik ve Sağlık Bakanlığı'yla görüştüklerini belirten Zeytun, "Sur'da mahsur kalanlar için defalarca 112 Acil Servisi'ni aradık ancak bize verdikleri cevaplar çok şaşırtıcıydı. En son olarak 76 yaşındaki Mehmet Şah Pervane için 112'yi aradığımızda kendisinden yasaktan beri haber alınamadığını ve telefon kullanmadığını söylememize rağmen, bize deniliyor ki 'kendisi belirlediğimiz yere gelsin, biz onu oradan alırız'. Ancak 76 yaşında ve 90 gündür haber alınamayan kişiye nasıl haber verilir bilemiyoruz" şeklinde tepki gösterdi. (DİHA)