Demiri severdi.
Çünkü sertti. Direnirdi. Kolay kolay eğilmezdi.
Kalın inşaat çivilerini bükerek bir balerin heykeli yapmıştı. Sert demir, onun ellerinde zarif bir figüre dönüşmüştü.
Onun için asıl önemli olan ortaya çıkan eser değil, o eseri meydana getirirken yaşadığı sancılı süreçti.
Belki de bu yüzden eserlerine imza atmazdı.
Erdinç Üstün…
1971 yılında Diyarbakır’da doğdu.
Hacettepe Üniversitesi Heykel Bölümünde okudu ancak öğrenimini tamamlamadı. Sanatını deneyerek, kendi yolunu arayarak geliştirdi.
Özgürlüğüne düşkün, alışılmış kalıplara sığmayan bir sanatçıydı.
Batman’daki Özgürlük Heykeli, Sanat Sokağı’ndaki 20 metrelik Mezopotamya tanrıları rölyefi, Hasankeyf çalışmaları ve Hakkâri’deki metal Ters Lale heykeli eserleri arasındaydı.
Diyarbakır ve Batman’daki sanat sokaklarının tasarımına emek verdi.
Ahşap, seramik ve atık metalle de çalıştı. Kuşlar, kemancılar ve farklı figürler yaptı. Kişisel sergiler açtı, karma sergilere katıldı.
2007–2011 yıllarında Manisa’da yaşadı. Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinde tedavi gören insanlarla kil heykeller yaptı.
Sanatı yalnızca meydanlara değil, çoğu zaman sesi duyulmayan insanların hayatına da taşıdı.
Memleketi Diyarbakır’ı çok severdi. Bu sevgi, özellikle kentin kenar mahallelerindeki çocuklara ayırdığı zamanda kendini gösterirdi.
Sur’da çocuklarla buluşur, onlara sanatı sevdirmeye çalışır, bazı eserlerini onlarla birlikte tasarlardı.
Çocuklar onun için yalnızca izleyici değil, birlikte ürettiği yol arkadaşlarıydı.
Eserlerinin bazıları zarar gördü, bazıları yeterince korunamadı.
2018 yılında Diyarbakır’da hayatını kaybetti.
Henüz 47 yaşındaydı.
Geride heykeller, rölyefler, tasarladığı mekânlar ve birlikte çalıştığı insanların belleğinde yaşayan hatıralar bıraktı.
İmzası yoktu.
Ama dokunduğu demirde ve insanların hafızasında izleri vardı.