İnsan, bir yerde kendini kaybediyor...

Melis KANDEMİR

İstanbul'a sık sık geliyorum. Her gelişimde başka bir şey öğreniyorum bu şehirden. Bu kez bana öğrettiği şey ise ne tarihi oldu ne de manzarası...

Bu kez bana insanı anlattı.

Metrobüse bindim, metroya indim, Marmaray'dan geçtim, tramvayda yolculuk yaptım. Binlerce insan vardı etrafımda. Ama sanki kimse orada değildi.

Yüzlerce yüz gördüm, ama tek bir gülümsemeye rastlamadım.

Herkes bir yere yetişme telaşında...Adımlar hızlı, bakışlar yorgun, omuzlar düşük...

Kimsenin kimseye ayıracak bir saniyesi bile yok. Aynı vagonda nefes alıyorlar ama aynı hayatı paylaşmıyorlar.

O an aklıma Diyarbakır geldi...

Bizim oralarda bazen bir selam dakikalar süren bir sohbete dönüşür. Bir çayın hatırı vardır, bir tebessümün değeri vardır. İnsan, insana yük değil, yoldaştır.

İstanbul'da ise zaman insanı esir almış gibi. Saat kazanılıyor belki ama ömür kaybediliyor. İnsanlar birbirine değiyor ama birbirine dokunamıyor.

En çok da buna üzüldüm.

Teknoloji gelişti, yollar uzadı, köprüler yapıldı, tüneller açıldı... Ama galiba insanın insana giden yolu biraz daha uzaklaştı.

Kalabalığın ortasında yalnız kalmanın ne demek olduğunu en iyi İstanbul öğretiyor insana.

Aklımda tek bir cümle var:

Bir şehir büyüdükçe, keşke insanların kalpleri de aynı oranda büyüyebilseydi...

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.