İNSANI HİÇLEŞTİREN GLOBALİZM

Mümin Ağcakaya

Küresel sistemle sadece ekonomik sektörler değil; medya dalları da tekelleşti. Böylece kamuoyunun hangi konularda ne kadar haberdar olacağına medya tekelleri karar verdi. Dünyanın birçok bölgesinde insanların çektikleri acılardan, hüzünlerden, uğradığı hukuksuzluklardan; kamuoyunun haberdar edilmesi, sadece bu tekellerin ekonomik-politik çıkarlarına göre düzenlendi. Halkın haber alma hakkı ve özgür habercilik yapma koşulları bu tekel çarklarının kural-işleyiş ve hukuk bağlantıları girdabında sesleri duyulamaz oldu.

 Tarih boyunca uygarlığın ölçüsü hukuk olmuştur. Hukuk’un olmadığı bir dünyada uygarlıktan söz edilmemiştir. Hukukun olmadığı yerde keyfiyet geçerli olmuştur. Çünkü hukuk ve adalet uygarlıkla atbaşı gitmiştir.

Dünyayı sadece kendi çıkarlarına göre biçimlendirmek isteyen global dünyanın tekelleşen güçleri; halkların değer yargılarıyla çok oynadılar. Ahlaktan, vicdandan kopuk bir yaşamı topluma benimsetmeye çalıştılar. İnsanlık değerlerinden uzaklaştırmak için, birçok aracı kullanarak; sırf çıkarları uğruna halkları, yozlaştırılmış bir yaşama doğru sürüklediler.  Değerlerinden kopartılanlardan da; son derece bireyci, bencil ve gözü kara insanlar yarattılar.

Gelinen yozlaşma ve çürüme ortamında; nereye sürükleneceği belli olmayan insanlarla nasıl gelecek yaratılır soruları çok sık sorulmaya başlanıldı. Çünkü bu tablo insanda ister istemez bir kaygıya da yol açtı. Bu yüzden geleceğe dönük umuların yerini kaygılar aldı. Önünü ve geleceğini göremeyenler; varlık ve yaşama nedenlerini de sorgulamaya başladılar. Sorumluluk bilinci zayıflayınca kaos günlük yaşamda kendini daha etkili hissettirmeye başladı. 

Globalizmin insana yaptığı kötülükler derinleştikçe sonuçları da her alanda kendini hissettirdi.  Hukukun ve vicdanın evrenselci ilkeleri de küresel militarizm tarafından yok sayıldı. Sadece kendi çıkarlarına göre şekillenen hukuk da küreselleşmeden nasibini aldı. Halkların hanesine yeni acılar, mahrumiyetler, katliamlar, soykırımlar ekledi. Bu yüzden Filistin ve aynı durumda olan halkların yaraları kanama devam ediyor.

Globalizmin bu yıkıcı etkisine nasıl etkisizleşebilir. Öncelikle; tarihi, kültürel ve ahlaki temellerden kopmamak gerekir. Özgürlükleri ve özgünlükleri koruyarak, kimlik, düşünce ve kültürü evrensellikle bütünleştirmek iyi bir cevap olabilir.

Küreselci kapitalizmin karamsar, umutsuzluk yayan yaklaşımlarına karşı; iyimserliklere yönelinmelidir. Zihni varlığımızı, kalbi varlığımızı, ahlaki varlığımızı büyük bir özveri ile bir kez daha seferber ederek, duygularımızı yenileyebilmeliyiz. Umutlarımızın, heyecanlarımızın, hüzünlerimizin istismar edilmesine izin vermemek önemlidir. Temel değerlerimizden kopmamak ve birbirimize karşı kullanacağımız dil sorunların çözüm anahtarı olabilir. Eski alışkanlıklardan vazgeçmezsek, umutlarımızı da kaybedebiliriz.

Her durumda itaat fikri, bağımsız bir kişiliğin ortaya çıkmasına imkân vermez.   Bütün durumlara kolaylıkla intibak edenler, hiçbir durumu sorgulayamaz. 

 İnsan haklarının değeri zaten evrenselliğinde, herkes için geçerli olmasında değil mi? Çok parçalanmış bir dünyada yaşıyoruz ve insanlar birbirinden farklı alışkanlıklara sahip. Ancak bütün farklılıklarına rağmen insanları birleştiren bir ortak değer olmalıdır. Bireyin hakları, hukuku ve görevleri; bu açıdan çok can alıcı bir bağ vazifesi görebilir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.