İŞTE HENDEK İŞTE DEVE

NACİ SAPAN

 

‘Görünen köy kılavuz istemiyor’ diyorlar ya.

‘Görünen köye artık yazı da istemiyor’ mu diyeyim diye içimden geçirdiğim oluyor.

Öyle uzun, tumturaklı,

Entelektüel, çok süslü, püslü,

Çooook çok analizli, derin analizli yazılarla ‘şöyle olursa böyle olur’,

‘O öyle yaptı da aslında böyle olması gerekirdi’ gibi yazılar mı?

Yoksa ‘eh zaten herkes her şeyi biliyor, yazıya ne gerek var’ (mı) desek.

 

Sonra bir bakıyorum/bakıyoruz;

Kılavuz karga!

Kafamız kumda!

Etraf yolgeçen hanı!

Kafa kumdan çıktığında etraf biber gazı

Savaştan çıkmış ilçe/kent görüntüleri

Yerde yatan yaralılar

Genç bedenler morgda bekliyor,

Ayak başparmaklarına takılmış sonsuzluğa kesilmiş biletlerle

 

Yolculuk var mı yarına?

Bilemiyoruz ki!

GALİBA KILAVUZU DEĞİŞTİRMEK,

KAFAMIZI DA KUMDAN ÇIKARMAK GEREKİYOR

Yarına yolculuktan kasıt ‘iç göç’ ise, o var.

O yolculuk hiç bitmedi ki, yabancısı değiliz.

O nedenle yarına yolculuk sınıfından değerlendirmiyoruz.

Galiba bu yolculukta uzun sürecek

Yarınları arayanlar için

O zaman yazmaya devam etmek gerekiyor ahval ve şartlar uygunluk arz etmese de.

 

 

Hendek-Deve meselesi de var

‘İşte hendek

İşte Deve’ diyorlar

Subaşlarını devler tutmuş

Ya atlayacağız, ya da düşeceğiz

Atlamaya da takat yok

Düşe düşe zaten yok olduk

Geriye kalan ne?

Teslimiyette zor iş be kardeşim

Başka yazacak konu bulamadın mı’ deseniz de geçerli değil, yazdım, gitti.

İŞTE HENDEK, İŞTE DEVE

Ya okursun

Ya da…

Neyse gerisi sizin bileceğiniz iş

Serbest piyasa ekonomisi geçerli

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.