Kabusa son verelim, ha gayret…

Zülküf Kışanak

İki gün kaldı kâbusun bitmesine. Hepimize, tüm ülkeye hayatı zindan eden, yaşanmaz kılan kâbusun bitmesi için ne olacaksa bu iki günde olacaktır, ne yapılacaksa bu iki günde yapılacaktır. Kendisini yaratanları bile esir alan, ülkeyi bir bütün olarak her geçen gün biraz daha büyüyen, dört bir yana açılan korku tüneline sokan bu kâbus daha fazla yaşayamamalı, daha fazla varlığını sürdürememeli, hiç kimsenin buna dayanacak takadı kalmadı. Aksi halde, herkes, hepimiz hiç olmadığı kadar ağır bir yoksulluk, güvenlik, özgürlük ve hukuksuzluk sorunu ile karşı karşıya kalacağız, dahası bilinen en kötücül hallerini yaşayacağız. Olabildiğince zor koşullar altında da olsak bu kâbusu def etmemiz için önemli, tarihi bir fırsat, bir olanak ortaya çıkmıştır, bunu iyi değerlendirmek elimizdedir, karar bizimdir. Artık yeter, yol bitti demenin tam zamanıdır…

*

Millet İttifakı’nın adayı Alevi Kürt Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçilmesi, cumhurbaşkanı olması en çok Sünni Türklerin hayatının kolaylaştıracaktır, sürekli diri tutulan Alevilere, Kürtlere yönelik önyargıları büyük oranda kıracaktır, gereksiz takıntıları, kaygıları, korkuları ortadan kaldıracaktır, anlamsız bir şekilde sürekli beslenen, diri tutulan Kürde, Alevi’ye karşı beslenen güvensizlik duygusunu sonsuza kadar yok edecektir, memleket hiç olmadığı kadar rahat bir nefes alacaktır, huzur içinde yaşamanın tadına varacaktır. Bu ilk olacaktır, bu bir anlamıyla kendi başına bir devrimin ortaya çıkmasına, hayat bulmasına neden olacaktır, toplum psikolojisinde yeni bir durumun ortaya çıkmasına, bir anlamıyla sıkboğaz edilmiş, cendereye sokulmuş halkların hayatında bir türlü aşamadığımız, karşılıklı canlı tutulan “korku ve yalnızlık” duygusundaki eşiğin aşılmasını kolaylaştıracaktır, özellikle Türk halkının yaşadığı “gidecek başka bir yerimiz yok, son vatanımız, son kalemiz…” gibi sendromların aşılmasına, ortadan kalkmasına neden olacaktır. Bir anlamıyla görülecektir ki bir Alevi’nin, bir Kürdün kendi adıyla sanıyla cumhurbaşkanı olmasıyla, devletin başı olmasıyla kıyamet kopmayacaktır, işler çığırından çıkmayacaktır, bilakis, ülke rahat bir nefes alacaktır, var olan kronik sıkıntıların, sorunların sürdürülebilinir olmadıkları bilince çıkacaktır. Umudum, inancım bu yöndedir…

*

Yeşil Sol Partiye gelecek olursak, Kürtlerin, Alevilerin, solcuların, çevrecilerin, kadınların, gençlerin bilcümle halkların barışından, bir arada ve özgürce yaşamasından yana olanların yer aldığı, dahası özgür bir gelecek yaratmada, kaygının ve korkunun olmadığı bir ülkede, bir türlü gelmeyen barışta ittifak oldukları, ortak mücadele geliştirdikleri Emek ve Özgürlük İttifakı’nda demokratik, özgür, eşit bir gelecek yaratmanın teminatı olarak öne çıktığını görüyoruz. HEP’ten bu yana her türlü baskı ve şiddete, verdiği ağır bedellere, uğrunda kaybettiği sayısız cana rağmen kesintisiz devam ede gelen mücadelesi teminatıdır, herkese sözüdür. Demokrasi ve özgürlük mücadelesinde defalarca kendini kanıtlamış, karşı karşıya kaldığı her türlü haksız, hukuksuz uygulamaya, her bir yandan dayatılan bozguncu siyasete rağmen halkların barışında ısrar etmiştir, kardeşliği savunmuştur, Hitler faşizmine rahmet okutan ırkçı, cinsiyetçi çıplak güce rağmen bunu yapmıştır. Çalanlardan, çırpanlardan, işi gücü yalan olanlardan, provokatörlerden, kaos çıkartanlardan, yedi sülalesini ihya edenlerden, sahte kabadayılardan, mafyadan, aklını yitirmiş Topal Osmancı bunaklardan, her bir tarafında açığı, gediği olanlardan çözümün çıkmadığını defalarca deneyimledik. Sıra Kemal Kılıçdaroğlu’nda, sıra Yeşil Sol Parti’de, halaylar eşliğinde, omuz omuza, hep birlikte sandıklara, oy vermeye.

Kabusa son vermenin zamanı geldi, geçiyor, ha gayret…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.