Kadınlar umutlarını elleriyle büyütüyor!

Kamer Girişimcilik Koordinatörü Sebahat Beskisiz, kadına yönelik şiddetle mücadelenin yıl dönümü olan 25 Kasım arifesinde Tigris Habere önemli açıklamalarda bulundu.

Kadınların toplumsal yaşamda üretime katılmalarına ve ekonomik özgürlüklerini kazanmalarına ön ayak olan ve kadın dayanışmasının örnek merkezlerinden biri olan Kadın Merkezi Vakfı (KAMER) Girişimcilik atölyelerinde kadınlar hem üretime katılıyor hem de ekonomik özgürlüklerini kazanarak aile bütçelerine katkı sağlıyorlar.

10 yıldan bu yana 23 ilde 200 kadın ile kaybolmaya yüz tutmuş yöresel değerleri günümüzün modern tasarımlarıyla buluşturan KAMER’li kadınlar hem kendileri hem de gelecek kuşaklar için umudu büyütmeye devam ediyor.

KAMER atölyelerinde kaybolmaya yüz tutulan yöresel değerlerin kadın eliyle yeniden hayat bulduğunu ifade eden Beskisiz, “Yine, örgü el işi kısmını da 10 yıldır sürdürüyoruz. Her yerde kaybolmaya yüz tutmuş ürünler ve organik ürünler üretiyoruz. Eski ürünleri günümüze uyarlayarak yeniden tasarlıyoruz. Mesela Antep’te kutnu kumaş yapıyoruz. İlk önce hediyelik olarak başladık. Sonra ise kutnu kumaşı da biz dokumaya başladık. 5 yıldır Antep’te kutnu kumaş dokuyoruz. Yani, her değerimizi kendi doğal alanında ait olduğu yörede üretiyoruz” diye konuştu.

Kadın Merkezi Vakfı (KAMER), Kamer Girişimcilik Koordinatörü Sebahat Beskisiz, kadına yönelik şiddetle mücadelenin yıl dönümü olan 25 Kasım arifesinde Tigris Habere konuştu.

Kadına yönelik şiddetle mücadelede KAMER’in tuttuğu yere işaret eden Beskisiz, kadına yönelik şiddet olaylarının son zamanlarda daha görünür olduğuna vurgu yaptı.

 

 

 

Kadına yönelik şiddet görünür oldu

Beskisiz, şiddetin genel toplumsal bir sorun olduğuna değinerek, “Kadınlara şiddet dünyanın her yerinde uygulanıyor. Gerek ülke genelinde gerekse de Bölgede de kadına şiddet vakaları yaşanıyor. Fakat tabii ki, son dönemlerde kadına yönelik şiddet olayları daha görünür hale geldi. Bundan dolayı da şiddet olaylarının son dönemde arttığı sonucuna varmak doğru olmaz. Tabii kadının üretime katılması, ekonomik özgürlük kazanması da erkekler tarafından kabul görmüyor. Yani, erkekler bu durumu kabullenmek istemiyorlar ve bundan dolayı da kadına yönelik şiddet olayları yaşanıyor olabilir. Çünkü toplumda daha çok kadının susması, itaat etmesi bekleniyor, kadın buna itiraz ettiğinde de erkek şiddeti ile karşı karşıya kalıyor. Kadına yönelik toplumda yaşanan şiddet kimi zaman fiziksel şiddet olarak yansıyor, kimi zaman ekonomik şiddet, kimi zamansa psikolojik şiddet olarak kendini gösteriyor. Kadının evden çıkması, çalışması dahi bu toplumda bir sorun olabiliyor ve bu da kadına yönelik şiddete bahane yapılabiliyor. Çalışan kadının kartına erkeğin el koyması bir ekonomik şiddettir. Aslında kadına yönelik olarak ekonomik şiddetin fiziksel şiddete göre öne çıktığını söyleyebiliriz. Bana göre kadına yönelik şiddetin oranında pek bir değişiklik yok, sadece bu şiddetin görünürlüğü artıyor. Yine, bizim gibi sivil toplum örgütü olarak yapılan kadın çalışmaları, dayanışmaları da kadına yönelik şiddetin azalmasında etkili oluyor diyebilirim. Grup çalışmalarımızda kadın hakları konusunda da kadınlarımızı bilinçlendiriyoruz. Bu da kadınlara güç katıyor ve erkek şiddetine karşı belli bir direnç sağlıyor. Yine, bu bilinçlenme kadınlarımızda çocuklara karşı erkek kız ayrımı yapmamaları konusunda bir davranış tarzı ortaya çıkarıyor” diye konuştu.

‘Kadınların ekonomik özgürlükleri olsun diye bu atölyeler var’

 Kamer’de üretimin 10 yıldır devam ettiğini belirten Beskisiz, “ Kadınlar yaşadıkları şiddeti fark edip buna karşı koymaya çalıştıktan sonra, yani kendilerini fark ettikten sonra üretime katılmak istiyorlar. KAMER’deki atölyeler tam da kadınların bu ihtiyacına yanıt vermek için açıldılar. Kadınlar para kazansın, ekonomik özgürlükleri olsun diye bu atölyeler var. Yani, bu atölyeler kadınların talebi ile açıldı. İlk önce lokantalar açıldı. İlk olarak Mardin Kızıltepe’de açılmıştı. Yine burada, Urfa’da, Kars’ta lokantalar açıldı.  Urfa’daki mantı evi olarak açılmıştı. Sonra bir süre bunlar işletildikten sonra orayı işletenlere devredildi. Çünkü uzak oldukları için takibi zor oluyordu ve zarar ediyordu. Bu lokantalar kadınlara devredildikten sonra da buralar kar etmeye başladı. Biz de Diyarbakır’da Hasanpaşa hanında kafe açtık” şeklinde konuştu.

‘Üç yıldır Amerika’ya siparişimiz var’

KAMER atölyelerinde kaybolmaya yüz tutulan yöresel değerlerin kadın eliyle yeniden hayat bulduğunu ifade eden Beskisiz, “Yine, örgü el işi kısmını da 10 yıldır sürdürüyoruz. Her yerde kaybolmaya yüz tutmuş ürünler ve organik ürünler üretiyoruz. Eski ürünleri günümüze uyarlayarak yeniden tasarlıyoruz. Mesela Antep’te kutnu kumaş yapıyoruz. İlk önce hediyelik olarak başladık. Sonra ise kutnu kumaşı da biz dokumaya başladık. 5 yıldır Antep’te kutnu kumaş dokuyoruz. Yani, her değerimizi kendi doğal alanında ait olduğu yörede üretiyoruz. Erzurum’da ehram dokuyoruz. Bunu da bildiğimiz klasik eski tezgâhlarla dokuyoruz. Kars’ta ise keçe yapıyoruz. Ağrı ve Hakkâri’de seramik yapıyoruz. Hakkâri’de seramik toprağı çıkıyor ve bunun işlenmesi ise başka yerde yapılıyordu. Biz ise neden bunu Hakkâri’de işlemeyelim ve buna neden kadınlar öncülük etmesin dedik. Yani baştan sona kadın eliyle seramiğe şekil verdik. Erzincan’da Kuşburnu marmelatını ürettik. Bunda da şeker yerine dut pekmezi kullandık. Bu ise diyet yapanlar ve diyabet hastaları için ideal bir üründür. Dersim’de ise meşhur Dersim şallarını üretiyoruz. Diyarbakır’da file şallar, çöp madam çantalar ve sabun üretiyoruz. Bıttım sabunu, killi, zeytinyağlı, defneli sabunlar yapıyoruz. Organik olarak ürettiğimiz Bıttım sabunu saç için çok iyi. Yine killi olan sabun özellikle ciltteki ölü derileri alıyor ve cilt bakımında çok tercih ediliyor.  Bunun dışında üç yıldır İstanbul’dan misafirlerimiz geldi ve birlikte bir şeyler yapabileceğimizi gördük. Üç yıldır Amerika’ya siparişimiz var. Amerika’da yaşayan bir Türk kadınla çalışıyoruz” dedi.

‘İki yıl boyunca MoMa’ya ürün yolladık’

Bünyesinde 200 kadın ile üretimde bulunan Kamer, evinden dışarı çıkmayan kadınların umudu olurken, Kamer Girişimcilik Koordinatörü Beskisiz, siparişlerin arttırılmasının daha çok kadına umut olacağını söyledi. Beskisiz, şunları söyledi:  “23 ilimizde kadın çalışması yapan bürolarımız var ve her büronun bir köşesinde bir satış bölümümüz var. 2 yıl boyunca Galatasaray’a astarlı file yaptık. Yine, Amerika’da müzeler zinciri olan The Museum Of Modern Art (Modern Sanatlar Müzesi) MoMa’nın ürün yarışmasına katıldık. Yedi ürünümüz bu yarışmada başarılı oldu. İki yıl boyunca MoMa’ya ürün yolladık. Yine Amerikan elçiliğinde olan dükkânlarına satış yaptık. Yerli ve yabancı turistlere de ürünlerimizi satıyoruz. Yurt dışına ihracatımız yok ama yurt dışına ihracat yapan firmalar için üretim yapıyoruz. Ayrıca Morhiponun Paylaş Tık bölümünde ürünlerimiz satılıyor ve Mormore satış sitesinde ürünlerimiz satılmaktadır.  Bünyemizde 200’e yakın kadın çalışmaktadır. Bunun yüz ellisi Diyarbakır’dadır. Buradaki üretim yerimize bir buçuk yıl önce taşındık.  Özellikle ev kadınlarımız çalışmalarımıza katılıyor. Bize başvuran kadınlara hem işi öğretiyorlar hem de siparişleri evlerinde yapma imkânına kavuşuyorlar. Bize çalışan çok sayıda kadın var anacak hepsi burada bir arada çalışmıyor. Bize başvuruda bunan o kadar çok kadın var ki inanın hepsine yetişemiyoruz. Tabii ki, sipariş usulü çalışıyoruz ve sipariş arttıkça daha çok kadınımızla bir arada üretime katılabileceğiz. Bizimle çalışan kadınlara ödemelerimiz üretilen işe göre parça başı şeklindedir ama bazı kadınlar fazla üreterek asgari ücrete yakın bir kazanç elde edebiliyorlar. Çalışmalarımıza dahil olmak isteyen kadınlar bize başvurarak bir form dolduruyorlar ve ihtiyaç halinde kendilerine dönüş yapıyoruz. Ayrıca usta öğreticilerimiz Suriyeli kadınlara okuma yazma kursu vermektedir.”

 

 

‘Burası benim ikinci ailem’

KAMER’in çalışmalarına katılan ve bir yıldan bu yana üretime katılarak aile bütçesine katkı sağlayan Gülistan Karadağ ise şunları söyledi: “Kadınlar buraya başvurdukları zaman ille de çalışmaları burada yapmaları gerekmiyor. Evlerinden dışarı çıkma imkânları olmayan bayanlar da evlerinde üretime katılabilirler. Yani, buradaki işleri evlerine götürebilirler. Bu sayede çok rahat bir şekilde para kazanabilirler. Ben buranın varlığını bir arkadaşımdan duydum ve bir yıldır buradaki üretime katılıyorum. Buraya geldiğimde el işi yapmayı bilmiyordum ve burada öğrendim. Buradaki ortam gerçekten çok güzel arkadaşlarla aile gibiyiz. Hatta burası benim ikinci ailem. Birkaç gün buraya gelemezsem özlüyorum. Buraya bazen haftada birkaç kez bazen ise birkaç haftada bir geliyorum. Gelen siparişlerin yoğunluğuna göre çalışıyorum aile bütçeme önemli bir katkı sağlıyorum.”

 

Ali Abbas Yılmaz /Özel

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri