TİGRİS HABER - Sinemanın usta oyuncusu Kadir İnanır, 14 Mayıs’ta rahatsızlanarak kaldırıldığı hastanede 77 yaşında hayatını kaybetti. 2018, 2021 ve 2024 yıllarında geçirdiği pıhtı atmaları nedeniyle yaşamının son dönemini sağlık sorunlarıyla geçiren İnanır, İstanbul'da zatürre tedavisi gördüğü hastanede 21 Mayıs'ta entübe edilmişti.
İnanır, toplumsal meselelerde susmayan, alkışın azaldığı yerde de konuşmaya devam eden bir barış elçisiydi. Canlandırdığı karakterlerle halkın vicdanını temsil eden İnanır, 15 Nisan 1949'da Ordu'nun Fatsa ilçesinde, aslen Trabzon Sürmeneli olan 14 çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya geldi. Eğitim için geldiği İstanbul'da Haydarpaşa Lisesi'nde yatılı okudu, ardından Marmara Üniversitesi Radyo-Televizyon Bölümü'nü tamamladı. Sinemaya ise fotoromanlarla adım attı. Kısa süre içinde sert bakışları, ağır yürüyüşü ve suskunluğuyla en güçlü ekran yüzlerinden biri haline geldi.
Kadir İnanır'ı oynadığı karakterlerle tanımlamak eksik kalır. O, sanatını toplumsal mücadeleden ayırmayan, yaşamı boyunca adalet, eşitlik ve barış düşüncesini kendine destur edinen biri olarak öne çıktı. 1970'li yıllardan itibaren sol ve sosyalist düşünceye yakın duran İnanır'ın sinemadaki kahramanları sıradan değildi. Ağaya, düzene, sömürüye, haksızlığa başkaldıran insanları oynadı. Bu yüzden halk Kadir İnanır'ı bir oyuncu olarak değil, kendisinden biri olarak sahiplendi. Yılanların Öcü, Tatar Ramazan, Katırcılar, İsyan ve daha onlarca filmde canlandırdığı karakterler, Türkiye'deki adaletsizliği, feodal düzeni, devleti ve ezilen insanların öfkesini gösterdi. Oynadığı her karakter biraz yoksulluktu, biraz da boyun eğmeyen insanın hikayesiydi.
'BİZ BU KAVGANINI İÇİNDEYDİK'
İnanır, gençlik yıllarından itibaren sol ve sosyalist düşünceye yakın durdu. 1970'li yılların çatışmalı atmosferini anlatırken kullandığı, "Biz bir kavganın içindeydik" sözleri kuşağının hayata bakışını özetleyen kelimler oldu. Kendisini hiçbir zaman siyasetçi olarak tanımlamadı. Hatta farklı dönemlerde yapılan milletvekilliği tekliflerini, "Bağımsız bir sanatçı ve aydın kalabilmek için" reddetti. Onun için sanatçı, iktidarlara yaslanan değil, gerektiğinde onları eleştiren kişiydi. Bu anlayış, hayatı boyunca değişmedi.
KÜRT MESELESİNE BAKIŞI
En büyük çıkışlarını ise Kürt meselesi üzerine yaptı. İnanır, yıllarca Kürdistan'da film çeken, bölgenin yapısını yakından gözlemleyen bir sanatçı olarak sorunun "güvenlik" eksenli okunamayacağını söyledi. Yine onun için meselenin temelinde feodal yapı, ekonomik eşitsizlik, kimlik inkarı ve yıllarca biriken toplumsal adaletsizlik vardı. Bu görüşlerini dile getirirken zaman zaman sert tepkiler aldı ancak geri adım atmadı. 2013 yılında başlayan Kürt sorununa dair çözüm sürecinde, onun barış mücadelesinde en görünür dönemlerinden biri oldu. Akil İnsanlar Heyeti'nde Akdeniz Bölgesi temsilcisi olarak görev aldı. Anadolu'yu dolaştı, toplantılara katıldı, barışı anlattı. "Bu topraklara barış gelmedikçe hiçbir şey olmaz" sözü onun süreçte en çok hatırlanan cümlelerden biri oldu.
ABDULLAH ÖCALAN HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ
Abdullah Öcalan hakkında yaptığı açıklamalar ise büyük etkiler bıraktı. Verdiği bir röportajda, "Abdullah Öcalan size göre kimdir" sorusuna Abdullah Öcalan'ı, yıllar önce başrolünü oynadığı ve uzun süre yasaklı kalan İsyan filmindeki "Apo" karakterine benzetti. Filmdeki Apo, ağalık düzenine karşı halkı ayağa kaldıran bir karakterdi. Kasım 2014'te yine bir televizyon programında Abdullah Öcalan için "O halkının önderidir, lideridir" sözlerini kullandı. Yine Abdullah Öcalan'ın statüsünü tanımlarken "Barış isteniyorsa, sorunun bütün taraflarıyla konuşulmalı" ifadelerini kullandı. İnanır, "Aktör" tanımlamasını yetersiz buldu ve müzakerenin gerçek muhataplarının görmezden gelinerek çözüm üretilemeyeceğini söyledi.
İNANDIĞINI SÖYLEMEKTEN VAZGEÇMEDİ
Dönemin başbakanın, BDP milletvekillerine yönelik söylemlerini de sert sözlerle eleştirdi. "Dağdakilere özgürlük ve hak vereceğim deyip, sonra onlarla kucaklaştı diye bir milletvekiline terörist diyorsan... Bu tür çelişkilere mahal vermemeli" diyerek sürecin samimiyetle yürütülmesi gerektiğini söyledi. Barışın siyasi cesaret gerektirdiğini söyledi, "Bu eller ezilecek" diyerek hem devlete hem de toplumun bütün kesimlerine fedakarlık çağrısında bulunuyordu.
Yine verdiği bir röportajda "Biliyorum, yarın çok büyük zorluklarla karşılaşacağız ama mutlaka bütün bu zorlukları yeneceğiz. Büyük barış mutlaka gelecek, bunda inancım tamdır" demişti. Bu çıkışları nedeniyle ağır eleştiriler aldı o ise bütün bu tartışmaların karşısında aynı yerde durdu. "Ben siyasetçi değilim; daha önemlisi insanım" diyerek meseleye, vicdani bir yerden baktığını söyledi. Ona göre gerçek milliyetçilik, bu topraklarda yaşayan herkesin eşit haklara sahip olmasını istemekti. İnanır, alkışlandığında konuşan sanatçılardan olmadı. Alkışın kesildiği, eleştirilerin yükseldiği dönemlerde de aynı sözleri söylemeye devam etti. Hemen herkes, inandığını söylemekten vazgeçmeyen bir karaktere sahip olduğu konusunda hemfikirdi.
HAYAT ARKADAŞI JÜLİDE KURAL
Hayatının en büyük tanıklarından biri de oyuncu Jülide Kural'dı. Uzun yıllar aynı yaşamı, aynı mücadeleyi ve aynı inadı paylaştılar. İnanır, hayat arkadaşı ve fikir arkadaşı olduğu Jülide Kural'ın en zor günlerinde hep yanında durdu. 2016 yılında kapatılan Özgür Gündem gazetesinin "Nöbetçi Genel Yayın Yönetmeni" olduğu gerekçesiyle yargılanan Jülide Kural'ı duruşmalarında bir an olsun yalnız bırakmadı.
FİKİRLERİYLE, CESARETİYLE TANINACAK
Kadir İnanır, yaşamının son yıllarında sağlık sorunlarıyla mücadele etse de toplumsal meselelerden hiç kopmadı. Görüşleri nedeniyle eleştirilmeyi göze aldı alkışlandığı zaman da yalnız bırakıldığı zaman da inandığı yerden konuşmaya devam etti. Çünkü onun için sanat, perdeye yansıyan bir hikaye değildi hayatın içinde taraf olabilme cesaretiydi. Arkasında yüzlerce film, unutulmaz karakterler ve kuşaklar boyunca hafızalardan silinmeyecek sahneler bıraktı. Kimileri onu Yeşilçam'ın son büyük ustası biri olarak hatırlayacak, kimileri ise barıştan, eşitlikten ve adaletten yana tavır alan bir aydın olarak. Fakat hangi pencereden bakılırsa bakılsın, Kadir İnanır ardında sadece filmler değil fikirleriyle, cesaretiyle ve inadıyla bu ülkenin yakın tarihine kazınmış bir hayat bırakarak aramızdan ayrıldı.