Kentlinin isyanı Ve Var olmanın kodları

NACİ SAPAN

Kente dair, kentin elden gittiğine dair yazılar yazdığımızda gelen yorumlar ve önerilerin yoğunluğu doğrusu beni şaşırtıyor.

Genel ya da yerele ait siyaset içeren yazılara gelen yorum ve önerilerin çok üstünde bir durum.

Ve bu durum beni şaşırtmıyor.

Siyasetin ağır koşulları altında ezilen, omuzlarına yüklenmiş ağır yükün altında yorgun düşen kentlinin isyanı olarak algılıyorum durumu. Gelen yorumların içini okuyorum, okumaya çalışıyorum, kokusunu almak üzere çaba gösteriyorum.

Ne hissediyorum biliyor musunuz?

İsyan kokuyor…

Anılarındaki kentini kaybetmiş insanların bastırılmış isyan duygularının yoğunlaştığı bir atmosferin varlığı yansıyor.

Sözünü ettiğimiz kent Diyarbakır.

Haklı isyancı ruhuna dokunana anında tepkisini koyan, haksızlığa karşı geri adım atmasını bilmeyen kadim tarihine ait o ruhu hiçbir şahsi hesap yapmadan devreye sokan o kentten;

Amida’dan, Amed’den, Diyarbekir’den, Diyarbakır’dan söz ediyoruz.

 

Yazdıklarımız ne ki..

Biraz nostalji, sonra yaşananları, yaşanmışlıkları hatırlatmak.

Diyarbakırlının bu kadarlık küçük anekdotlarda dahi depreşen isyanını

Geriye dönük anılarında saklı kent hafızasının silinmesine gösterdiği tepkiyi ben anlıyorum.

Onların tepkisi, anlamayanlara

Benim de tepkilerim anlamayanlara

Anlamak istese de,  o anlamı içinde içselleştiremeyenlere.

Kente ait olmayanların içselleştiremeyeceği bir durum bu 

Siyasetin devşirimi ile kentli olmaya çalışanların anlayamayacağı türden derin, çok özel, kent genetiği ile ilgili içe dönük bir durum bu.

Kimsenin zorla kentli olmak gibi bir zorunluluğu elbette ki yoktur.

Ancak, bu duyguyu yaşamak, yaşatmak isteyenler sadece saygı bekliyorlar. Şahsa/şahıslara değil, kente karşı saygı.

Saklı öfkelerinin patlamaları bu nedenledir.

 

Siyasetin en üst seviyede devreye girdiği bu kentin, Diyarbakır’ın, Diyarbakırlının isyancılığı tek düze, sadece ‘kendine Müslüman’ tarzında bir isyan değildi ki.

Hiç öyle olmadı ki.

Topyekûn haksızlığa karşı duruş sergileyen bir isyan oldu hep.

 

Bu kent varsa

Diyarbakır varsa

İsyan var

Haksızlığa direniş var.

Bu kent yok ise

Diyarbakır yok ise

Tarihi, kent hafızası koruma altında değilse

Korumaya alınamıyorsa

İsyan da olmaz

Haksızlığa karşı direnişte olmaz.

 

Bu kentin isyan ve direniş kodlarının şifreleri bilinmeyen eller tarafından kırılmış vaziyette. Tez elden formatlayıp gerçek kodlarına kavuşturmak, şifreleri onarıp onları yeniden devreye sokmak gerekiyor.   

 

Kaybedilenlerin ne olduğunu ben ve benim gibi yarım asırlık olanlar çok iyi biliyor. Tepkilerimiz bu nedenle. Sadece özet geçtim. Sosyal kayıpların ne olduğunu bizim kadar yönetenlerde biliyor.

Çözüm; kentin kodlarının şifrelerini bilinmeyen ellerin arasından alıp gerçek sahiplerinin kullanımına sunmak.

Onlar hala uzaklaşmadan.

 

  

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.