Şirvan Oktay GÖRER - Özel
TİGRİS HABER - Karkın, “Bizler İmam Hüseyin’in mücadelesini ve Kerbela’nın acısını sadece Muharrem ayında değil, yılın 365 günü yaşatıyoruz” dedi.
“KERBELA İNSANLIK TARİHİNİN EN BÜYÜK ACILARINDAN BİRİ”
Kerbela’da yaşananların insanlık tarihinin en büyük trajedilerinden biri olduğunu belirten Karkın, Muharrem ayının geçmişte peygamberlerin sıkıntılardan kurtuluşunu simgeleyen kutsal bir zaman dilimi olarak kabul edildiğini ifade etti. Ancak İmam Hüseyin ve beraberindeki yol arkadaşlarının Kerbela’da katledilmesiyle birlikte bu ayın aynı zamanda bir matem ve yas dönemine dönüştüğünü söyledi.
İmam Hüseyin’in duruşunun insanlık için evrensel bir mesaj taşıdığını vurgulayan Karkın, şu değerlendirmede bulundu:
“İmam Hüseyin’in Kerbela’da ortaya koyduğu tavır, zalime boyun eğmeyen, çıkar gözetmeyen ve her koşulda mazlumun yanında duran bir duruştur. Kendisine sunulan tüm teklifleri reddetti. Çünkü bireysel değil, toplumsal düşündü. Mazlumların hak ve hukukunu savundu. Başını verdi ama insanlık onurunu teslim etmedi.”
“BU BİR ORUÇ DEĞİL, MATEMDİR”
Muharrem ayında yerine getirilen ibadetin yalnızca bir oruç olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Karkın, bunun özünde bir matem ve yüzleşme süreci olduğunu ifade etti.
“Biz buna oruç değil, matem diyoruz” diyen Karkın, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Buradaki amaç nefsi terbiye etmek, Kerbela’da yaşanan acıları hissedebilmek ve o mazlumiyetle bağ kurabilmektir. Kerbela’da çocuklar susuz bırakıldı, insanlar bir yudum suya hasret şekilde katledildi. Biz de susuzluğu hissederek onların yaşadığı acıyı anlamaya çalışıyoruz.”
Aradan yaklaşık 1400 yıl geçmesine rağmen Kerbela’nın acısının dinmediğini belirten Karkın, “Burada aranan zafer bir savaş zaferi değildir. Aranan şey insanlık onurunun, hak ve adaletin zaferidir. İmam Hüseyin bunu başarmıştır” dedi.
MUHARREM CEMİ 24 HAZİRAN’DA YAPILACAK
Muharrem Cemi hakkında da bilgi veren Karkın, Kerbela’da İmam Hüseyin’in şehit edilmesinin ardından yaşanan üç günlük matem sürecinin günümüzde de yaşatıldığını söyledi.
Diyarbakır Pir Sultan Cemevi’nde gerçekleştirilecek Muharrem Cemi’nin 24 Haziran Çarşamba günü saat 18.30’da başlayacağını belirten Karkın, programın içeriğini şu sözlerle anlattı:
“Cemimizde Kerbela’yı anlatan makteller okunacak, İmam Hüseyin’e olan bağlılığımız dile getirilecek. Ardından semah dönülecek ve lokmalar dağıtılacak. Kerbela’da susuz bırakılan canların anısına katılımcılarımıza su ikram edeceğiz.”
“AŞURE, EHLİBEYT’İN GÖZYAŞIYLA YOĞRULMUŞ BİR LOKMADIR”
Aşurenin manevi anlamına da değinen Karkın, aşurenin farklı tatların bir araya gelerek oluşturduğu birlik, paylaşım ve bereketin simgesi olduğunu söyledi.
Kerbela’dan sonra aşurenin daha derin bir anlam kazandığını ifade eden Karkın, şöyle konuştu:
“Aşure, birçok nimetin bir araya gelmesiyle oluşan bereketli bir lokmadır. Ancak Kerbela’dan sonra bu lokma, Ehlibeyt’in gözyaşlarıyla yoğrulmuş bir anlam kazanmıştır. Bu nedenle aşurenin tadında hem bereket hem de Kerbela’nın hüznü vardır.”
Muharrem ayının özünde insanlık onurunu, adaleti ve mazlumdan yana olmayı hatırlattığını vurgulayan Karkın, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“İmam Hüseyin’in yolunda yürüyen tüm canları sevgi ve saygıyla selamlıyorum.”