Kilisede Klasik Müzik

Şeyhmus DİKEN

Sadece Diyarbakır’ın kadim mekânlarından değil elbette. Ermeni dünyasının da en görkemli ve en büyük ibadet merkezi Surp Giragos Ermeni Kilisesi. Geçmişini kayıt altına alanlar geleceğe kayıt düşülsün diye miras bırakarak diyorlar ki; geçtiğimiz yüzyılın ilk çeyreğindeki “büyük felaket”e kadar Hınçak’lara ve Taşnak’lara ait iki de büyük orkestrası varmış Kilise Topluluğunun. Ayda en az bir kez Piyano resitalleri düzenlemek de artısı.

Sonrası malum! Büyük Felaket ve adeta ebedi yokoluş.

İnsanının yittiği atmosferde, mekânlarda kendini ve varlık sebeplerini kaybediyor.

Yüzyıllık suskunluğunu geçtiğimiz yıllarda elbirliğyle kırdı Surp Giragos Ermeni Kilisesi. Patrikhane, Kilise Vakfı ve Büyükşehir Belediyesinin paydaşlığında aslına sadık kalınarak gerçekleştirilen ve Avrupa’dan yakın günlerde ödül de alan kilise; güzel işlere de ev sahipliği yapar oldu.

Kiliselerde böyle bir gelenek var. Sadece ibadet amacı ile kullanılmıyor. Aynı zamanda müzikal ve kültürel etkinliklere de evsahipliği yapıyorlar.

Surp Giragos Ermeni Kilisesinin papazı yok. Bu sebeple az kalmış da olsalar Ermeni Cemaati ayinlerini kendi kiliselerinde yapamıyorlar. Dışarıdan gelen gruplar da bir ayin yapma isteğinde iseler, papazlarını beraberlerinde getiriyorlar. Ya da Patrikhane veya vakıfla görüşüp yazışarak papaz sağlıyorlar. 

İbadethane olarak Surp Giragos Ermeni Kilisesinin “asli” işi’nin ibadet işleriyle uğraşması olduğu halde son üç aydır birkaç benzer etkinliğe ev sahipliği yaptı.

Önceki gecenin etkinliği de böyle bir “iş”ti. Şehrin özgün kurumlarından olan “Tigris Oda Orkestrası” güzel bir konserle yaza merhaba etti. Klasik müziğin ustalarından seçkiler sundular konuklara. Üstelik ücretli bir konserdi. Kilisenin kapalı mekânında yaklaşık 300 kişi bilet alarak klasik müzik dinlemeye gelmişlerdi.

Tigris Oda Orkestrası yaklaşık 30 kişilik ve çoğunluğu kadınlardan oluşan bir yapılanma. Şefleri Serhat Atalay ve Genel Sanat Yönetmenleri Mustafa Demir yönetiminde birçoğunun ayrı işleri ve geçim kaynakları var. Ama müziği “Hobi” olmaktan öteye taşıyarak kentsel bir yaşam biçimine dönüştürmüşler sanki.

Tigris Oda Orkestrasının Konserinde; Mekân ve Musiki uyum saplamıştı.

Bir ara keman’ın sesine ve ritmine kapılarak gözlerimi kapadım mekânın eski sakinlerinin ruhuna selam yolladım. Bir cümle döküldü dilimden kendi duyacağım içsesimle; “Kimse bilmez kim pişirir, kim yer…”

Bela Bartok’la başlayıp klasik müziğin Shostakovic, Tchaikovsky gibi önemli şahsiyetlerinin seçkilerinden oluşmuş repertuar hem göze hem de kulaklara doyurucu bir sunum yaptı.

Bir sonraki etkinliklerinde Tigris’lilerin bölge coğrafyasının kadim musikilerinin seçkin örneklerinden derlenmiş bir kolajını bekleyecek kent halkı..

Hem hazır önlerinde yüzyıl evvelinin nitelikli örneklerini de varken…

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.