Yönetmen Gökhan Çetin ve yapımcı Seyfettin Çetin, Rojin Kabaiş’in hayatını konu alan “Kırık Terazi” belgeselinin perde arkasını anlattı. Belgesel, yalnızca bir kaybı değil, Türkiye’de giderek derinleşen kadın cinayetleri gerçeğini ve adalet arayışını gözler önüne seriyor.
Bir Hikâyeden Fazlası
“Kırık Terazi”, bir belgeselin ötesinde, eksik kalmış bir hayatın ve geride kalanların sessizliğinin hikâyesini anlatıyor. Yönetmen Gökhan Çetin, projenin bir haber metni gibi değil, derin bir boşluk hissiyle başladığını belirtiyor. Sosyal medya üzerinden takip ettiği süreçte, bir babanın verdiği mücadeleden etkilendiğini ifade eden Çetin, bu hikâyeyi kayıt altına alma ihtiyacı hissettiğini söylüyor.
Aileyle kurulan temasın ardından şekillenen proje, yaşananları baştan sona sade bir dille aktarmayı hedefliyor.
Bir Babanın Mücadelesi Topluma Yansıdı
Belgeselin merkezinde, kızını kaybeden bir babanın adalet arayışı yer alıyor. Bu mücadele, zamanla bireysel bir çabanın ötesine geçerek toplumsal bir karşılık buluyor.
Çetin, bu etkiyi şöyle özetliyor: “Birçok benzer olay var ama burada babanın vazgeçmeyen duruşu insanlara geçti.”
Belgeselin gösterimlerinde izleyicilerin yoğun ilgi göstermesi de bu bağın en somut göstergelerinden biri. Farklı kesimlerden insanların hikâyeye sahip çıkması, yaşananların yalnızca bir aileye ait olmadığını ortaya koyuyor.
Kadın Cinayetleri: Büyüyen Bir Toplumsal Yara
Anlatılan hikâye, Türkiye’deki kadın cinayetleri gerçeğinden bağımsız değil. Son yıllarda artan vakalar, toplumda derin bir endişe yaratıyor.
Yapım ekibi, bu tür olaylarda faillerin çoğu zaman mağdurların en yakın çevresinden çıkmasının, yaşanan acıyı daha da ağırlaştırdığına dikkat çekiyor. Bu durum, yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorumluluğu da beraberinde getiriyor.
Zor Bir Yapım Süreci
Belgeselin ortaya çıkış süreci, hem duygusal hem de teknik açıdan zorlu bir yolculuk olarak tanımlanıyor. Gökhan Çetin, projeyi büyük ölçüde kendi imkânlarıyla hayata geçirdiğini belirtiyor.
Çekimler sırasında ailenin yaşadığı acıya yakından tanıklık eden yönetmen, bu sürecin kendisinde kalıcı izler bıraktığını ifade ediyor. Kurgu aşamasında dahi duygusal olarak zorlandığını dile getiren Çetin, “Bu, sadece bir proje değil, yaşanmış bir gerçeğin yüküydü” diyor.
“Kırık Terazi” Ne Anlatıyor?
Belgeselin adı, anlatılan hikâyenin özünü taşıyor. “Kırık Terazi”, adaletin tartamadığı hayatları simgeliyor.
Yapım ekibine göre bu isim, yalnızca bir kaybı değil, o kaybın ardından ortaya çıkan eksikliği ve cevaplanmamış soruları ifade ediyor. Eğer adalet yerini bulmuş olsaydı, belki de bu isim hiç konulmayacaktı.
Toplumsal Sorumluluk ve Vicdan
Projede yer alan herkesin ortak noktası, vicdani bir sorumluluk duygusu. Yapımcı Seyfettin Çetin, bu süreci “sadece izlemekle kalmayıp bir şey yapmak istemek” olarak tanımlıyor.
Belgeselin amacı ise yalnızca bir hikâye anlatmak değil; izleyicide soru işaretleri bırakmak ve benzer olayların bir daha yaşanmaması için farkındalık oluşturmak.
Hikâye Hâlâ Devam Ediyor
Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin soru işaretlerinin henüz giderilmemiş olması, anlatılan hikâyeyi tamamlanmamış kılıyor. Yapım ekibi, adalet yerini bulana kadar bu sürecin bitmeyeceğini vurguluyor.
Ortada hâlâ cevap bekleyen sorular, kapanmamış bir dosya ve dinmeyen bir acı var.
Ve belki de en çarpıcı gerçek şu:
Bazı hikâyeler anlatıldığında değil, adalet yerini bulduğunda tamamlanır.