KOLOMBİYA HALKI KÜLLERİNDEN DOĞUYOR-1

Mümin Ağcakaya

 

Dünyada hiçbir savaş sonsuza dek sürmemiştir. Savaşın zirve yapıp, umutsuzluğun, karamsarlığın ortama hâkim olduğu, sonsuza kadar sürecekmiş gibi kendini dayattığı dönemler; aynı zamanda çözüme ve çözülmeye de en yakın olduğu süreçlerin de başlangıcını oluşturmaktadır. Bazen masada oturulurken bile dışarda kıyasıya bir savaş sürebilmektedir.

Savaş; insan topluluklarının devletleşmeye başlama süreciyle birlikte insanlık tarihine de damgasını vurmuştur. Bir açıdan uygarlaşma dediğimiz tarih; savaşlar tarihi olarak da ele alınmaktadır. Tarihin kaydettiği, uzun yıllara damgasını vuran çok sayıda savaşlar, akınlar, istila dönemleri yaşanmıştır. Tıpkı, Asya’dan Avrupa’ya dünyayı kasıp kavuran Moğol’lar, Kuzey Avrupa’yı adeta bunaltan Kuzey barbarlarının saldırıları, Afrika ve Amerika’yı yeniden keşfediyoruz diye yapılan sömürgeleştirme seferleri ve tarihe 30 yıl, 100 yıl savaşları olarak geçen; ayrıca büyük insan kıyımına yol açan 1. ve 2. dünya savaşlarının bile bir süresi ve sonu olmuştur. Bütün savaşlar, eğer savaşan taraflardan biri topyekûn imha olmamışsa sonunda; bütün savaşların bitimleri de müzakere ve antlaşmalarla olmuştur. Kısacası; sonsuz bir savaşı tarih henüz kaydetmemiştir.

Geçtiğimiz günlerde nerdeyse yüz yıla yaklaşacak olan ve yüzbinlerle ifade edilen can kaybına yol açan; Latin Amerika’nın klasikleşmiş savaşına sahne olan Kolombiya’da savaşan taraflar, Küba’nın başkenti Havana’da savaşı sonlandırdıklarını açıkladılar. Şimdiye kadar birçok kez görüşme, ateşkes ve antlaşma yapan güçlerin görüşme ve müzakerelerine bu kez başta ABD ve BM olmak üzere birçok ülke ve Papalık kurumu da görüşmelere; gözlemci heyetler göndererek ve garantör olarak katıldılar. Birkaç yıldır süren ve geçmiş deneylerinden de dersler çıkaran taraflar; yapılan ön görüşmelerden sonra antlaşmaya vardıklarını dünya kamuoyuna deklere ettiler. Kolombiya deneyimi özellikle Orta doğu ve coğrafyamız açısından dersler çıkaracağımız önemli deney ve tecrübelerle dolu bir süreçtir.

Güney Amerika’nın kuzeybatı ucunda yer alan Kolombiya’nın kuzeyinde Karayib Denizi, batısında Büyük Okyanus’un olduğu; dünyanın en büyük sıradağlarından olan ve zirvelerinde karların eksik olmadığı, And Dağlarının üç büyük sıradağları olan Batı, Orta ve Doğu Cordiller; ülkenin batı yarısı boyunca uzanarak Ekvator sınırında birleşirler. Doğu düzlükleri boyunca vahşi ve doğal yaşamı besleyen; Amazon ve Orinoko ırmaklarının kolları Kuzeye doğru uzanarak Karayib Denizine dökülürler.

Kristof Kolomb’un adıyla anılan bu ülkeye Klomb aslında hiç ayak basmamıştır. Bu toprakları ilk keşfeden İspanya Kralının emriyle Klomb’un ikinci seferine katılan Alonso Ojeda’dır. 1500’lerde Avrupalı sömürgeciler tarafından keşfedilen Kolombiya’nın da içinda bulunduğu bölge Yeni Grenada diye anılırdı. Yeni Grenada Simon Bolivar önderliğinde gelişen hareket sonunda bağımsızlığına kavuştu. 1821’de Kolombiya,Ekvator, Venezuella ve Panama’dan oluşan Büyük Kolombiya adıyla federasyon  kuruldu. 1829’da Venezuella, 1830’da Ekvator, 1903’de de Panama federasyondan ayrılınca Kolombiya tek devlet olur.

Nüfusunu % 60’ını İspanyol ve yerli karışımı Mestizolar,% 20’sini İspanyol kökenli beyazlar, %14’ünü Avrupalı-Afrikalı karışımı Mulattolar oluşturur. Kıyı kesimlerde kölelerin soyundan gelen siyahlar yoğundur. Ülkenin keşfedilmemiş iç kesimlerinde 300 bin dolayında yerliler yaşamaktadır. Nüfusun %80’nin dağlık bölgelerde yaşadığı Kolombiya’da, dünyanın en zengin zümrütleri buradan çıkarılır. Ayrıca zengin maden yatakları da vardır. Dünya kahve üretiminde Brezilyadan sonra ikinci ülkedir. Uyuşturucu yapımında kullanılan kenevir ve koka ’da yasadışı ticarette önemli bir yeri vardır. Ayrıca limon, portakal, muz ve mango gibi narenciye, orman ürünleri, petrol, dokuma ve giyim alanlarında üretimde bulunmaktadır. Ülkenin gelişmesinin önünde iç savaşın dışında en büyük etkenlerinden biri ulaşım güçlüğüdür.

Gelir dağılımının son derece adaletsiz olduğu; toprakların büyük bir kısmının ise çok küçük bir azınlığın elinde olduğu Kolombiya’daki bu sosyal adaletsizlik aynı zamanda, nerdeyse 70 yıllık tarihine damgasını vuran bu savaşın da en büyük nedeni olmuştur.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.