KOPKOYU BİR ACI: AHMET ERHAN

ŞEHMUS ATAK

Bazı edebiyatçılar onu Türkçe edebiyatın Baudelaire'i, Rimbaud'su olarak görüyor. Bu görüşü eksik bulan Salih Bolat şöyle diyor:

"Ahmet Erhan'ın acısı onlarınki gibi bireysel bunalım kaynaklı değildi. Ahmet içinde yaşadığı somut gerçeklikten kaynaklanan bir acı çekiyordu." Bu bitmez tükenmez acı 1990'ların başında ayrıldığı eşinden sonra daha da körüklenmiş, 1993'te yakın arkadaşları Behçet Aysan ve Metin Altıok'un Sivas'ta katledilmesinden sonra, "Sivas'tan sonra şiir yazılmaz." Diyecek kadar kuşatmıştır onu. Öyle ki Ahmet Kaya tarafından bestelenen "Bugün de Ölmedim Anne" dizesi o yıllar dillere pelesenk olmuş, çok dinlenilmişti. Bu dize Ahmet Erhan'ın yaşadığı dönemdeki sosyal-siyasal ortama ne denli yakın bir şiir yazdığının da göstergesiydi.

1992 yılında "Deniz Unutma Adını" kitabıyla Yunus Nadi Şiir Ödülü'nü kazandı. Deniz adı sıradan seçilmiş bir isim değildi. Bu kitap hem Deniz Gezmiş'e hem de oğlu Deniz'e duyduğu sevginin bir yansımasıydı.

1997'de yazdığı "Çağdaş Yenilgiler Ansiklopedisi" kitabıyla Cemal Süreya ve Halil Kocagöz şiir ödüllerini aldı. Bu kitabında devrime olan sevdasını ve bu sevdanın uzak bir düş olduğunu anlattı.

2005 yılında yayımladığı "Şehirde Bir Yılkı Atı" kitabıyla Behçet Aysan şiir ödülü'nü aldıktan sonra 2008 yılında yayımladığı "Sahibinden Satılık" kitabıyla da Melih Cevdet Anday şiir ödülü'nü aldı. Bu ödülü kazandığında "Melih Cevdet Anday'la şiir akrabalığınızın olduğunu düşünüyor musunuz?" Sorusuna şöyle cevap verecekti;

"Bana kalırsa bütün şairler akrabadır ve şiire şu ya da bu şekilde bulaşan her insan iyi insandır."

Ayrıca ilk kazandığı Behçet Necatigil Şiir ödülü töreninde Edip Cansever kendisine,

"Evlat ne çok bahsetmişsin, daha gençsin oysa, kimden öğrendin ölümü." Demiştir. O da utangaç bir ses tonuyla, "sizden öğrendim üstat" diye cevap vermiştir. Yıllar sonra buna benzer bir diyalog Diyarbakırlı şair ve yazar Kemal Varol'la olur:

Ahmet Erhan, Kemal Varol'un şiirlerini okuduktan sonra, "Kırk yaşında yazacağın şiirleri neden yirmisinde yazıyorsun?" Diye sorduğunda, Kemal Varol, bu soru karşısında o gün kendisine doğru dürüst bir cevap veremediğini anlatır.

80 kuşağının şahsına münhasır şairi Ahmet Erhan, sadece şiirlerinde değil aynı zamanda 1998 yılında yayımladığı "Köpek Yılları" adlı öykü kitabında da kopkoyu bir acıyı ve yalnızlığı görmek mümkündür.

2013'te henüz 55 yaşındayken gırtlak kanserine yenik düşerek yaşama veda ettiğinde yakın arkadaşları onun için şu sözleri söyleyeceklerdi;

 

Ahmet Telli, "Hayatıyla şiiri örtüşen nadir şairlerden biriydi. Orhan Veli, Nazım Hikmet nasıl kendi dönemlerinin öncüsüyse, 80 şiirinin öncü şairiydi. Bu dünyaya dahil değil müdahildi. Vefası, dostluğu daima derindi.

 

Ercan Kesal, "Kendi kuşağı dahil Türk şiirinde Türkçeyi en iyi bilen ve kullanan şairlerin başında gelir. Bütün objektifliğimle söyleyebilirim ki, dünyanın en iyi şairlerinden biriydi.

 

Haydar Ergülen, "Biz aynı kuşakta yetişen şairleriz. Bizim aramızdaki en büyük, en dinç şairdi. 1980'den sonra yetişen en önemli şairdi. Ağır şiir, koyu hayat yaşadı ve bitti.

 

Ahmet Erhan, Türkçe edebiyatta yaşadığı dönemin yüreğinde bıraktığı derin oyukları ve kocaman acıları şiirleri ve öykülerine usta bir dil işçiliğiyle işleyen, sadece Türkçe edebiyatta değil, dünya edebiyatında da kendisine mütevazı bir yer edinen güzide bir şairdi. Biz okurlara da şu enfes dizeleri miras bırakarak gitti;

"Okudum bütün kitapları, bütün şiirleri yazdım. Ve topladım bütün dillerin en güzel sözlerini, sıraladım tek bir sözcükte, bütün mayınları, bütün dikenli telleri ayıkladım sınırlardan ve bir tek zorba çıkmadı önüme. Bu dünyada acı çeken tek bir insan yoktur dediğim zaman, işte o zaman ölebilirim..."