Koşullar halkların lehine

NACİ SAPAN

Kitapları, gazeteleri karıştırıyorum, sosyal medyayı mümkün olduğunca takip ediyorum. Günümüz koşullarına, ülkenin içinde bulunduğu duruma denk gelen bazı saptamalar gözüme çarpıyor. Ülkeyi yöneten ve yönetmeye aday olanların kapasitelerinin çok üstünde, anlamlı ve analiz gerektiren saptamalar ufuk açıyor.

Bizim ufkumuzu açıyor, onların ufkunu neden açmıyor?

O da ayrı bir mesele.

Doğu Ergil hocanın bir yazısını okuyorum.

7 Haziran seçimleri sonrasında ülke genelinde ve parlamento çatısı altında yaşananlarla buluşturuyorum.  

 

Bir tarafta birleşmeyi, bir arada yaşamayı önceleyen görüş ve düşünceler, aynı zamanda verilen çabalar. Diğer tarafta, üstü örtülü‘kardeşlik’ cümleleri ile süslenmiş söylemlere rağmen bir arada yaşamanın koşullarını ortadan kaldıran niyetlere gönderme yapan bir saptama.

 

Doğu hoca şöyle söylüyor;

‘Koalisyon kurmanın zorluğu siyasal olmaktan çok kültüreldir’

Evet, olmuyor.

Neden olmuyor?

Farklılıkları bünyesinde eriten, kendisi olmaktan çıkaran bir anlayışın hâkimiyetinin devam ettirilmek istenmesinden dolayı olmuyor.

 

Aleviyi, kürdü, Ezidiyi, Ermeniyi, Süryaniyi, Türkün solcusunu, sosyalistini, ayrı düşünenini ‘yok’ hükmünde sayan, çağdaş dünyanın kapsama alanı dışında kalan düşünce ve anlayışın devam etmesini isteyen siyasal aktörlerin ülkeyi bu şekilde yönetme arzularının temelindeki egoların dışa vurumu nedeniyle olmuyor.

 

Bu anlayış, bir arada yaşamanın şart ve ilkelerinin olumlu taraflarını bir tarafa bırakarak, ayrışma kültürüne sarıldıkları için olmuyor. Bu alanlarda, yönetme biçimlerinin kendi koşullarına göre bir tarih yapmak istediklerinden dolayı olmuyor. Bu olmazları da Karl Marx’ın bir saptaması ile değerlendiriyoruz.

 

Şöyle diyor;

‘Aktörler tarihi yaparlar; Ama kendi seçtikleri koşullar altında değil’

İktidar partisi AKP ve muhalefet partisi MHP’nin durumunu mevcut koşullar gereği bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Sürü psikolojisi mantığında takılı kalan siyasi aktörlüklerinin sınırlarını genişletmeyen, kendilerine oy veren seçmenin kendilerinden ne istediğini saptayamayan bu partilerin lider ve yönetici kadroları, kaotik ortam ve savaş mantığından kaynaklı siyasi var oluşlarının bundan sonraki evrelerine tökezleyerek yürüdüklerinin farkında değiller.

 

Siyasi aktörler; Savaş çığırtkanlığı, dökülen kanlar ve bu kanlar üzerinden yürütülen ‘Şehit edebiyatı’ söylem ve siyasetinin ülkeye bugüne kadar kazandırmadığını, bundan sonra da kazandırmayacağını görüp anlayabilseler, tarihi kendi koşulları altında yapmaya çalışmazlar.

 

Bütün halkların ve dini inanç temsilcilerinin varlığının Parlamento çatısı altındaki temsiliyetinin yansıdığı bir yönetim biçiminin herkesin koşullarına hitap ettiğini, bu geniş zemindeki koşullar altında yapılmış bir tarihin daha geçerli olacağını biz hatırlatalım.

Anlamazlar mı?

Başka ne diyelim?

Ben deyince olmuyor

Biz/Bizler deyince oluyor.

Çünkü koşullar halkların lehine.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.