TİGRİS HABER - Tıp dünyasının saygın yayınlarından The Lancet’te yer alan kapsamlı bir araştırma, 1990 yılından bu yana ruhsal bozuklukların küresel ölçekte dramatik bir artış gösterdiğini ortaya koydu. Araştırmaya göre, 1990 yılında yaklaşık 599 milyon olan ruh sağlığı sorunu yaşayan birey sayısı, 2023 itibarıyla 1 milyar 170 milyona yükseldi.
Uzmanlar, özellikle son yıllarda hız kazanan bu artışın, modern yaşamın getirdiği stres faktörleri, ekonomik belirsizlikler ve sosyal değişimlerle doğrudan ilişkili olduğunu belirtiyor.
RUHSAL HASTALIKLAR ENGELLİLİĞİN ÖNEMLİ BİR NEDENİ HALİNE GELDİ
Yayımlanan rapora göre, ruh sağlığı rahatsızlıkları artık küresel ölçekte engellilik nedenleri arasında önemli bir yer tutuyor. Son 30 yılda yaşanan artışla birlikte, ruhsal bozukluklar dünya genelindeki tüm engellilik durumlarının yüzde 17’sinden fazlasını oluşturuyor.
Bu veriler, ruh sağlığının yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik etkileri olan kritik bir alan haline geldiğini gözler önüne seriyor.
EN YAYGIN SORUNLAR: KAYGI BOZUKLUĞU VE MAJÖR DEPRESYON
Araştırmada incelenen 12 farklı ruh sağlığı problemi arasında en yaygın olanların kaygı bozukluğu ve majör depresyon olduğu tespit edildi. Kaygı bozukluğu vakaları 1990 yılında 182 milyon seviyesindeyken, 2023’te 470 milyona ulaştı. Nüfus artışı dikkate alındığında bu yükselişin yüzde 47’nin üzerinde olduğu hesaplandı.
GENÇLER VE KADINLAR DAHA FAZLA RİSK ALTINDA
Veriler, ruh sağlığı sorunlarının en yoğun şekilde 15-19 yaş aralığındaki gençlerde görüldüğünü ortaya koyuyor. Eğitim, kariyer ve sosyal ilişkilerin şekillendiği bu kritik dönemde yaşanan psikolojik yük, gençleri daha savunmasız hale getiriyor.
Öte yandan kadınların ruhsal hastalık yükünün erkeklere kıyasla daha yüksek olduğu dikkat çekiyor. Erkeklerde 78,6 milyon DALY (hastalık yükü ölçümü) seviyesinde olan bu oran, kadınlarda 92,6 milyona kadar çıkıyor.
ERKEN MÜDAHALE ŞART
Uzmanlar, artan ruh sağlığı sorunlarına karşı erken teşhis ve erişilebilir psikolojik destek hizmetlerinin hayati önem taşıdığını vurguluyor. Özellikle gençler ve kadınlara yönelik koruyucu programların yaygınlaştırılması gerektiği ifade ediliyor.
Küresel ölçekte hızla büyüyen bu tablo, ruh sağlığının artık sağlık politikalarının merkezinde yer alması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor. (Haber Merkezi)