Kürt birliği sonuç bildirgesi

Diyarbakır’da bazı Kürt partileri ve platformlarının katılımıyla gerçekleştirilen "Kuzey Kürdistan Ulusal Birlik Girişimi Konferansı”'nın sonuç bildirgesi açıklandı.

Ramazan YAVUZ / HABER

TİGRİS HABER - Pélkurd, Bağımsız Gençlik Platformu (PCS), Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK), Kürdistan Yurtseverler Partisi (PWK) ve bağımsız Kürt şahsiyetlerinin katıldığı konferansın sonuç bildirgesi, Diyarbakır’daki Mitani Otel’de düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu.

Toplantının başında Kürdistan Yurtseverler Partisi (PWK) Genel Başkanı Mustafa Özçelik, konferansın amacı hakkında kısa bir bilgilendirme yaptı. Özçelik, günün anlam ve önemine binaen Halepçe Soykırımı üzerine kısa bir konuşma gerçekleştirdi. Halepçe Soykırımı’nın 38. yıl dönümü dolayısıyla Halepçe ve tüm Kürdistan şehitleri için saygı duruşunda bulunuldu.

Ardından konferansın sonuç bildirgesi, PWK Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Can Azbay tarafından Kürtçe olarak okundu.

“FIRSATLAR VE RİSKLER İÇ İÇE”

Konferansın sonuç bildirgesinde, İran’a karşı başlatılan savaş ve son dönemde yaşanan bölgesel gelişmeler nedeniyle Ortadoğu’da dengelerin ve güç ilişkilerinin yeniden şekillenebileceği tarihsel bir eşikte bulunulduğu belirtilerek, Kürt milleti açısından hem büyük fırsatların hem de ciddi risklerin iç içe geçtiği kritik bir süreçten geçildiği ifade edildi.

Bildirgede, Kürt milletinin iki yüzyıla yaklaşan özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin sayısız katliam ve soykırımlarla bastırılmaya çalışıldığı, Kürt dili ve kültürünün yok sayılması için yoğun bir zulüm ve asimilasyon politikası uygulandığı belirtildi.

Bildiride şu ifadelere yer verildi:

Kürt nüfusu zoraki göç ve iskân politikalarına tabi tutularak Kürt toplumunun ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimi engellenmiş, Kürdistan adeta bir yangın yerine çevrilmiştir. Ancak açıktır ki sürdürülen tüm ret, inkâr ve imha politikalarına rağmen Kürt milletinin özgürlük iradesi kırılamamış, ulusal özgürlük mücadelesi yok edilememiştir. Kürt milleti her kuşakta yeniden ayağa kalkarak kendi ülkesinde kendini yönetme hakkını savunmaya devam etmiştir.”

Uluslararası ve bölgesel gelişmelerin, Kürt milletinin en temel ulusal ve demokratik haklarını yok sayan statükonun sürdürülemez olduğunu açık biçimde ortaya koyduğunun belirtildiği bildirgede şu değerlendirmeler yer aldı:

“Buna rağmen Türk Devleti’nin başlattığını ilan ettiği süreç; Kürt milletinin siyasi bir statü ile kendi kendini yönetme hakkını, ulusal varlığını ve milli-demokratik hak ve özgürlüklerini kabul etmeyen, bunları anayasal güvenceye kavuşturmayan bir çerçeveye dayanmaktadır. Bu yaklaşım bir çözüm perspektifi sunmamakta, aksine zamana yayılan bir oyalama ve erteleme stratejisi niteliği taşımaktadır.

Öte yandan Kürt ve Kürdistan davasının çözümünü ‘demokratik cumhuriyet’, ‘demokratik ulus’ ve ‘demokratik entegrasyon’ gibi kavramsal çerçeveler içerisine hapsederek Kürt milletinin ve ülkesinin varlığını, kendi ülkesinde siyasi bir statü ile kendisini yönetme hakkını yok sayan yaklaşımlar da Kürt milletinin ulusal talepleriyle örtüşmemektedir.

Böylesi bir tablo karşısında, dünyadaki benzer sorunların çözümünde olduğu gibi Kürt milletinin de özdeş ve eşitliğe dayalı bir siyasi statü ile kendi kendini yönetmesi en doğal ve meşru hakkıdır. Bu anlamda Kürt milletinin kendi ülkesinde ulusal-demokratik bir yönetimle hak ve özgürlüklerine kavuşması, Kürt ve Kürdistani toplumsal bileşenler açısından ertelenemez tarihsel bir görevdir.”

Bildirgede ayrıca şu ifadelere yer verildi:

“Bu çerçevede, Kürt milletinin kendi geleceğini belirleme ve kendisini yönetme hakkını savunan siyasi parti, grup ve şahsiyetler olarak 14 Mart 2026 tarihinde Diyarbakır’da bir araya gelerek Kuzey Kürdistan Ulusal Birlik Konferansı’nı gerçekleştirdik.”

Konferansta yapılan değerlendirmeler sonucunda şu kararların alındığı belirtildi:

• Katılımcılar, Kürt ulusal birliğinin sağlanması yönünde güçlü bir irade beyanında bulunmuş, konferansla ortaya çıkan iradenin daha güçlü, kapsayıcı ve kurumsal bir ulusal temsil mekanizmasına dönüşmesi yönündeki kararlılıklarını ifade etmiştir.

• Bu doğrultuda, konferansta dile getirilen iradenin hayata geçirilmesi amacıyla Girişim Komitesi’nin yetkilendirilmesi oy birliğiyle kabul edilmiştir.

• Kuzey Kürdistan’da benzer yaklaşımı benimseyen siyasi parti, grup, kurum ve şahsiyetlerle diyalog geliştirilerek geniş katılımlı bir ulusal temsil platformunun oluşturulması yönünde çalışma yürütülmesi kararlaştırılmıştır.

Kürt milletinin kendi ülkesinde egemen olma ve kendini yönetme talebi açık biçimde ortaya konmuş; ulusal-demokratik mücadelenin siyasal, sivil ve meşru bir zeminde yürütülmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Kürt milletinin meşru hak arayışını ulusal ve uluslararası düzleme taşımak amacıyla etkili ve uygulanabilir bir eylem programı hazırlanmasına karar verilmiştir.

• Kürdistan’ın diğer parçalarında yaşayan halkla dayanışma, iş birliği ve diyalog içinde olmanın ulusal bir sorumluluk olduğu bir kez daha teyit edilmiştir.

Konferansta ortaya çıkan irade beyanı ve alınan kararların oy birliğiyle kabul edildiği belirtilerek, katılımcıların bu tarihi sorumluluğun gereğinin yerine getirilmesi için Girişim Komitesi’ne yetki verdiği ifade edildi.

Bildirgenin sonunda ise şu çağrı yapıldı:

“Bu anlamda kamuoyunu ve Kürdistan halkımızı bu tarihsel sorumluluğa omuz vermeye; ortak bir ulusal temsil kurumunun oluşturulması için tüm siyasi ve toplumsal kesimleri bu sürece katkı sunmaya davet ediyoruz.”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri