Listelerden sonra genel değerlendirme

NACİ SAPAN

Her seçim için ‘hareketli seçim’ denir ancak, bu seçim gerçekten en hareketli ve ilginç bir seçim olacak. Seçmen ve adaylar açısından olduğu gibi partilerin geleceği ile ilgili de hem hareketliliği hem de ilginçliği tartışmak mümkün.

Partilerin genel merkezleri ve kurmayları da kendilerini ve politikalarını yeni duruma göre dizayn etmeye çalışıyor. Aday profillerinin farklılığından da toplumun bütün kesimlerine derinlemesine bir nüfuz söz konusu.

Aday listelerinin içine girdikçe yeni durumu biraz daha net görme şansı

buluyoruz. Yeni durumu, HDP’nin Türkiye’nin siyasi hayatına dayattığı yenilik olarak da değerlendirmek gerekiyor.

 

Eş başkanlık modeli ısrarı ve Avrupa siyasetine yakın bir tarz ile başlayan değişim ilk etapta kabul görmese de bir süre sonra yasal statü kazandı. (Siyasi partiler bu modeli uygulayabiliyor).

 

Kadın-genç-engelli, farklı din ve kimliklerin temsil edilmesini gündemleştiren yöntemini Türkiye’nin siyasi yapılanmasının değişimini zorlayıcı unsurlar olarak değerlendirmek mümkün. HDP, sol-sosyalist kesimlerin yanı sıra kendilerine diğer siyasi partilerde alan bulamayan muhafazakâr kesimlerin de nefes almasını sağlayan bir zemin yarattı.  

 

Diğer partilerin de aday belirlerken kadın, genç, engelli, farklı din ve kimliklerden seçimler yapmış olmasını siyaseten zorlandıkları için yaptıklarını, bu durumun bundan sonraki seçimlerde daha planlı bir şekilde uygulanacağını şimdiden görmek ve anlamak mümkün.

 

Siyasi partilerin kurmayları toplumun bütün kesimlerini kucaklayan bir uygulamayı hayata geçirmek istemeseler dahi, dayatan koşullar, seçmen ve taban baskısı bunun gerçekleşmesini sağlayacak.

 

Bu seçimde siyasi rekabette geride kalmamak adına ‘kerhen’ bir durum söz konusu olmuş olsa bile, sonraki dönemlerde partilerin aday belirleme yönteminin, yani iki dudak arasından süzülen isimlerle tek başına başarıyı yakalama şansının olmayacağına şimdiden işaret ediyor.

 

Cumhuriyet Halk Partisi, Sosyal Demokrat damarı ve seçmen tabanının bu tür değişime açık olması nedeniyle erken yakalayan parti oldu. Bazı memnuniyetsizlikler söz konusu olsa da, uzun yılların alışkanlıklarının ter edilmiş olmasının yarattığı sinerji, bu memnuniyetsizliği 7 Haziran seçimleri sonrasına erteliyor.

 

AK Parti de bu seçimlerde farklı kesimlerin temsilcilerini HDP’ye oy kaptırmamak adına siyaset arenasına sürdü. MHP’de eskiye dayalı statüko halen devam etmesine rağmen, orada da bu değişime uyan ayak seslerini görmek mümkün.

 

Yeni Anayasanın hazırlanmasının temel unsuru toplumsal mutabakatın sağlanması ise, bunun ilk ayağının parlamento çatısı olduğu gerçeğini kabul etmek lazım. Toplumun bütün kesimleri parlamentoda temsil alanı bulursa, yeni bir anayasa ile birlikte Kürt meselesi de dâhil olmak üzere bütün sorunları toplumun mutabakatı ile çözmenin yolları da açık olur.  

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.