Kişisel ikballerin memleket kaderinin önüne geçtiği,liyakatin ise bir "Eski Zaman Masalı" gibi anlatıldığı bir devrin içindeyiz. Ancak unutulmamalıdır ki;buzdan kuleler, adaletin güneşi karşısında erimeye mahkumdur.
Evet…
Bugün geldiğimiz noktada,emeği ve liyakati fütursuzca ayaklar altına alan bir anlayışın pençesindeyiz.
Emeği ve liyakati hiçe sayıp;bireysel,grupsal ve ailesel ikballerini memleketin kaderinin önüne koyanlar,siyaseti bir magazin figürüne dönüştürdüler.Devleti adeta birer şahsi mülk gibi görüp bir "Aile Şirketine" çevirdiler.
Hakikatin çığlığı, o kibirle yükseltilen buz dağlarını mutlaka eritecek!Güneş doğduğunda,adalet seli önüne kattığı her şeyi süpürecektir.
Bu düzen,üzerine inşa edildiği o çürük temellerle sonsuza dek süremez.
Torpil rüzgârıyla yelken şişirenlerin iktidarı, ancak ilk fırtınaya kadardır.Kendi dar çevrelerinin çıkarlarını, milletin ortak geleceğinin önüne koyan o kibir kuleleri elbet bir gün sarsılacaktır.
Hiç kuşkunuz olmasın; hakikatin o gür çığlığı,bugün bir zırh gibi kuşanılan o devasa buz dağlarını mutlaka eritecektir!Adalet güneşi yükseldiğinde,sadece emeğiyle var olanların ve doğruluğu şiar edinenlerin sesi yankılanacak, liyakatsizliğin karanlığı ise tarihin tozlu sayfalarına gömülecektir.
Melis KANDEMİR