Mardin’deki hazine görenleri büyülüyor

Dünya’nın en büyük Altın Müzelerinden biri olan Kolombiya’daki ‘El Museo Del Oro’ müzesinin küçük versiyonu tarih kenti Mardin’de bulunuyor.

Ramazan YAVUZ- Özel

TİGRİS HABER - Dünya’nın en büyük Altın Müzelerinden biri olan Kolombiya’daki ‘El Museo Del Oro’ müzesinin küçük versiyonu tarih kenti Mardin’de bulunuyor. Mardin Müzesinde “Ali Baba ve Kırk Haramiler”e ait olduğu söylenen hazine, ziyaretçilerine zenginlik rüyası yaşatıyor.

Güneydoğu’da inanç ve kültür turizminin önemli merkezlerinden biri de Mardin. Dinlerin ve Dillerin şehri olan Mardin’i görmeye gelen yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği mekanlardan biri de tarihi bir binada hizmet veren Mardin Müzesi. Mardin İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün tanıtım bilgisinde, günümüzde müze olarak işlevlendirilen yapının, 1895 yılında Antakya Patriği İgnatios Behnam Banni tarafından “Süryani Katolik Patrikhanesi” olarak yaptırıldığı, Kültür Bakanlığınca Süryani Katolik Vakfı’ndan satın alınarak kamulaştırılıp, Zinciriye Medresesi’ndeki eserlerin taşınmasıyla 2000 yılında “Mardin Müzesi” olarak faaliyete başladığı kaydediliyor.

3 KATLI TARİHİ MÜZE BİNASI..

Müzenin doğu kısmında ise 1947 yılından beri hizmet veren Meryem Ana Kilisesi yer almaktadır. Güneye (ovaya) bakan U planlı formu ile geleneksel “Mardin Evi” mimarisinin tüm karakteristik özelliklerini barındıran Müze 3 kattan oluşuyor. Müzenin giriş katında çağdaş müzecilik anlayışı doğrultusunda oluşturulmuş “Arkeopark Müze Eğitim Salonu” bulunuyor. Müzenin birinci katında ise bölgede yürütülen arkeolojik kazı çalışmalarından çıkan eserlerin sergilendiği salonunun yanı sıra, Roma, Akkoyunlu Dönemlerine ait mozaikler ile taş eserlerin bulunduğu açık teşhir alanı, eser depoları, sinema ve seminer salonu konumlandırılmış.

Müzenin ikinci katında ise “beslenme, din, ticaret, üretim, sikke, güç-iktidar, savaş ve sosyal yaşam”a ilişkin temalara yönelik eserlerin sergilendiği dört adet kapalı galeri bulunuyor.

KOLOMBİYA’DAKİ ALTIN MÜZESİ..

“Ticaret Salonu”nu gezerken gördüklerim aklıma daha önce okuduğum Kolombiya’daki Dünya’nın en büyük altın müzelerinden biri olan ‘El Museo Del Oro’ müzesini getirdi. Okuduklarımdan Kolombiya’nın başkenti Bogota’nın tarihi merkezinde bulunan ‘El Museo Del Oro’ müzesinde 34.000’i altın, 20.000’i çini ve seramikten oluşan çok zengin bir koleksiyon var. Hazineler İspanyollardan önceki döneme tarihlenmiş ve ağırlıklı olarak yerli halk Muiscalara aitmiş. Anlatıldığına göre İspanyollar buraya geldikten sonra bu hazineleri yağmalamış ve bütün altın eserleri İspanya’ya götürmüş. Bu müzede bulunanlar ise yağmadan kurtulan eserlermiş.

EN İLGİ ÇEKEN BÖLÜM..

Mardin Müzesi’ne geri dönecek olursak. Burada da küçükte olsa bulunma şekli ve hikayesiyle görenleri büyüleyen bir hazine bulunuyor. Ve Müzeyi gezenlerin ilgisini en çokta bu bölüm çekiyor. Hazinenin sergilendiği bölümdeki duvarda siyah bir pano üzerinde altın ve gümüş paraların küçük fotoğrafları, duvarda asılı vitrinlerde yine bir çok medeniyete ait altın ve gümüş sikkeler, en önemlisi ise odanın ortasındaki özel tasarlanmış silindirik piramit cam fanus. Cam fanus’un içindeki altın ve gümüş sikkeler hangi medeniyete ait oldukları yazısıyla birlikte özenle yerleştirilip, ışıklandırılmış. Yuvarlak Fanus’un etrafında gezerken insana ha bire zenginlik hayali kurduruyor bu görüntü.

HAZİNE NASIL BULUNMUŞ.. ?

Bu hazine, Mardin’in Kızıltepe ilçesi Sürekli köyünde, 2009 yılında kanalizasyon çalışmalar sırasında tesadüfen bulunmuş. Kanalizasyon kazısında kepçeden dökülen toprağın içinde çil çil altınları gören köylüler üzerine atlıyor, ortalık bir anda karışıyor. Jandarma olay yerine gelip altınların bir kısmını kurtarıyor. Tabi bir çok altın ve gümüş sikkeyi kapıp ortalıktan kaybolanlarda var.

Mardin Müze Müdürlüğü de bu duruma hemen el koyarak alanda arkeolojik kazı çalışmaları başlatıyor. Kazı çalışmalarında eski bir konutun mutfak bölümü ortaya çıkarılıyor. Burada mutfak içerisinde iki ocak ve zeminine farklı aralıklarla gömülmüş 4 adet küp içinde muskalık, bilezik, yüzük, kemer, kolye, kolye ucu, boncuk gibi ziynet eşyalarının yanı sıra İtalya Venedik Dukalığı’ndan Bizans İmparatorluğu’na , İlhanlılardan Eyyubilere, Artuklulardan Fatımilere kadar 9 ile 14. yüzyıl arasındaki çeşitli uygarlıklara ait 344 adet altın ve gümüş sikke bulunuyor.

4 KAT ÖDEME ÇAĞRISINA DÖNÜŞ OLMUYOR..

Müze Müdürlüğü yetkilileri, kanalizasyon kazısı sırasında götürülen altın ve gümüş sikkelerin kendilerine getirilmesi için çağrı yapıyor. Müze Müdürlüğü altın ve gümüş sikkeleri Müdürlüğe getirenlere piyasadaki altın değerinin 4 katı fazla ödeme yapılacağını duyuruyor ancak geri dönüş olmuyor. Yani götüren, götürüyor ve bir daha geri de getirmiyor. Anlatılanlara göre Jandarma ekipleri gelene kadar götürülen altın bayağı fazlaymış.

ALİ BABA VE KIRK HARAMİLER HAZİNESİ.. “ÇELDİZ” KÖYÜ..

Bu hazinedeki çeşitlilik, Arap edebiyatındaki meşhur Bin Bir Gece Masalları’ndan biri olan “Ali Baba ve Kırk Haramiler” hikayesinin de doğru olabileceği ihtimalini güçlendirmiş. Müzede, Altın ve Gümüş sikkelerle ilgili “ Ali Baba ve Kırık Haramiler” başlıklı bilgilendirme yazısında şunlar yer alıyor:

“Bölgenin ortaçağ tarihine ışık tutan çoğu kaynak, buluntuların tarihlendiği dönem aralığında, bölgede kervan soymakla yağmacılıkla geçinen çetelerin varlığından, soyulmamak için paralı askerlerden yol boyunca koruma hizmeti satın alan kervanlardan söz eder. Definenin bulunduğu Sürekli köyüne 5 kilometre uzaklıkta “Kırk Harami”, “Kırk Hırsız” anlamına gelen “Çeldiz” adında bir köyün bulunuyor olması ve definedeki buluntuların çeşitliliği, kişisel ziynet eşyası olamayacak derecede farklılıklar taşıması bu definenin, bir tüccara ya da kervan soyan haramilere ait olduğuna işaret etmektedir. Bu durum Dünya’nın en meşhur masallarından ‘Ali Baba ve Kırk Haramiler’i akla getirmektedir” deniliyor.

2011 YILINDA SOYULMUŞ…

Bu anlatımın doğru olma ihtimalini güçlendiren bir diğer faktör ise Sürekli köyünün tarihi İpekyolu üzerindeki bu bölgede yer alması. Çünkü, uluslararası bir ticaret yolu olan ve oldukça işlek olan tarihi İpekyolu’ndan geçen her milletten tüccarları soymuş olan haramiler bu toplama hazineyi de saklamış olabilirler.

Hazine çıkarılıp sergilendikten 2 yıl sonra yani Şubat 2011 yılında ise soyguna maruz kalıyor. Müze’de meydana gelen bir soygunla hazinenin bazı parçaları çalınıyor.. Hırsızlar, Kırk Haramiler’e ait olduğu tahmin edilen hazineden 2 altın kemer ile 1 altın sikkeyi çalıyor. Anlatılanlara göre hırsızlar kısa sürede yakalanmasına rağmen çaldıkları altınlar ise bir daha bulunamıyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Bölge Haberleri