TİGRİS HABER - 15 Ağustos 2026 Cumartesi günü Haseke’de Rûdaw Medya Ağı’nın sorularını yanıtlayan DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi, 29 Ocak 2026’da varılan anlaşmaya ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Abdi, söz konusu anlaşmanın her ne kadar tüm taleplerini karşılamasa da "Suriyedevleti içerisinde Kürtler için bir statü oluşturduğunu" belirterek, bu sürecinbaşarıya ulaşması için tüm güçleriyle çalışacaklarını vurguladı.
“EN BÜYÜK HATAM 10 MART ANLAŞMASI’NI UYGULAYAMAMAKTI”
Özeleştiride de bulunan Mazlum Abdi, "Suriye devleti ile yapılan 10 MartAnlaşması’nı hayata geçirme konusundaki çabalarımın yetersiz kalması en büyük hatamdı” dedi.
Bu konuda halkın eleştirilerini haklı bulan Abdi, “Ancak bu sefer, tamamen gönlümüze göre olmasa bile, savaşın önünü almak ve huzuru tesis etmek adına buanlaşmayı uygulamak için tüm enerjimi seferber edeceğime söz verdim. Sonrasında ise mücadelemize devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“KÜRTLER DEVLETİN İNŞASINDA YER ALMA FIRSATI YAKALADI”
Mazlum Abdi, mevcut durumu ve Suriye’nin yeni Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nınKürt meselesine yaklaşımını "iyi bir fırsat" olarak nitelendirdi. Abdi, "Kürtler, Suriye devletinin kuruluş ve bağımsızlık aşamalarında devletin bir parçası olamamıştı; ancak şimdi bu devletin inşasında yer almak için bir fırsat doğmuştur"değerlendirmesinde bulundu.
Rojava’nın başarısı için Kürt birliğinin her zamankinden daha elzem olduğunubelirten Abdi, bu amaçla yürüttükleri girişimlerin yeniden başlayacağını ifade etti.
“ABD VE AVRUPA BİZE İHANET ETMEDİ”
ABD ve Avrupa’nın kendilerine ihanet edip etmediği yönündeki soruya Abdi, "Bize ihanet ettiklerini söyleyemem" yanıtını verdi.
Abdi, taraflar arasındaki ilişkilerin şeffaf olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Biz, Amerikalılar ve Avrupalılar birbirimize karşı nettik. IŞİD’e karşı savaşçerçevesinde bizimleydiler ve ilk günden beri 'Biz IŞİD için buradayız' dediler. IŞİDile savaşmak için buradaydılar; Kürt davasının tümünü desteklemek, sonuna kadarkalmak veya Kürtler için bir statü inşa etmek gibi bir taahhütleri yoktu."
“IŞİD BİTTİ DİYENLER YANILIYOR”
IŞİD tehlikesinin geçtiğini düşünenlerin yanıldığını vurgulayan Mazlum Abdi, örgütün şu an yayıldığını ve her şehirde mevcudiyetini koruduğunu söyledi.
Abdi, "Örneğin IŞİD daha önce Suriye’nin büyük şehirlerinde yoktu ama şu an oyerlere de yerleşmiş durumda" uyarısında bulundu.
Rûdaw: Sizi 30 yıl sonra görmek gerçekten büyük bir mutluluk. Nasılsınız? İyimisiniz?
Mazlum Abdi: İyiyim. Ben de birbirimizi gördüğümüz için mutluyum, hoş geldiniz.
Rûdaw: Bu röportajı kabul ettiğiniz için çok teşekkürler General. Bu aralar çokyoğun olduğunuzu ve işinizin çok olduğunu biliyorum ama uzun zamandır buröportajın yapılması ve yüz yüze görüşmek için uğraşıyordum. Vaktiniziayırdığınız için teşekkürler. Ben halkın arasında çok geziyorum, soruyorum vedinliyorum. Bazıları Rojava'daki durumdan çok umutsuz. Şöyle diyorlar:"Kürtler yenildi. 15.000 şehit verdik, o kadar yaralımız var. Siz IŞİD ilesavaştınız, IŞİD'i yenilgiye uğrattınız." Gerçekten de Kürt savaşçıları veDemokratik Suriye Güçleri olarak büyük bir kahramanlık sergilediniz; ancaksoru şu: Sonuçları ne? Nereye varacaksınız? Bu kadar fedakarlık yaptınız, neelde ettiniz?
Mazlum Abdi: Biz bu konuya önem veriyoruz, bu önemli bir soru. Halkımız bunuher zaman soruyor, doğru. Şimdi şöyle dersek; halkımızın gösterdiği bu büyükfedakarlığa, yaptıklarımıza, şehitlerimize karşılık bu kadar güçlü bir sonuç elde ettikmi? "Hayır" derim. Burada halkımıza karşı özeleştiri yapacağımız bazı noktalar varvermeliyiz. Ancak şunu söylemek istiyoruz; bu mücadele bazılarının iddia ettiği gibiboşa gitmedi ve sonuçsuz kalmadı. Öyle değil, hayır. Yapılan bu mücadele vedirenişin ardından, şimdi Suriye hükümeti ile üzerinde anlaşmaya vardığımız bazıkonular var. Birlikte yaptığımız anlaşmalar var; Suriye Devlet Başkanı ile aramızdayapılan ve imzaladığımız anlaşmalar mevcut. Bu anlaşmalarda Kürt bölgesinin özelstatüsü (temsiliyeti) kabul edildi. İdari, askeri ve daha pek çok konuda... Suriye'de ilkkez bu bölgeye yönelik özel bir yaklaşım ve muamele söz konusu. Ayrıca 29Ocak'taki son anlaşma; her ne kadar beklentilerimizin tam karşılığı olmasa da buanlaşma Suriye devleti içerisinde Kürtler için bir statü oluşturuyor. Resmi biranlaşma var; ancak bu anlaşmanın anayasal bir metin haline gelmesi veyaanayasaya girmesi için mücadele gerekiyor. Ama şu an bir sonuç var ve bu sonuçlarüzerinden mücadelemize devam edebiliriz. Halkımızın da bunu bilmesi gerektiğinidüşünüyorum.
Rûdaw: Peki, bunlar gelecek aşamada anayasal bir statüye kavuşacak mı?Garantiler neler? Söylediğiniz bu şeyler yeni Suriye anayasasında yer alacakmı? Kürtlerin hakları anayasal haklar haline gelecek mi?
Mazlum Abdi: İmzaladığımız bu anlaşmalar için uluslararası taraflar vardı. ÖrneğinFransa Cumhurbaşkanı Sayın Macron, "Ben bu anlaşmanın siyasi garantörüyüm"dedi. Amerikalı yetkililer, gerek askeri kanat gerekse ABD Başkanı'nın temsilcilerisüreçte hazır bulundular. Her ne kadar (onlar tarafından) imzalanmış bir metinolmasa da onlar bu sürecin içindeydiler ve hâlâ da takip ediyorlar; bu anlaşmalarınuygulanmasını takip ediyorlar. Uluslararası taraf devrede. Bunun yanı sıra Suriyehükümeti ile konuştuğumuz meselelerin anayasal çözüme kavuşması gerekiyor.Bunlar üzerine de konuşuldu ve gelecekte yeni bir Suriye inşa edildiğinde bukonular üzerinde çalışılacağına dair söz verildi. Ancak bence bu kazanımlarıkorumak, özellikle de mevcut Kürt özyönetimi kazanımlarının kalıcı ve anayasal halegelmesi için en büyük garanti, Kürt halkının birliğidir. Kürt siyasi güçlerinin birliğişarttır; kendimizi güçlendirmeli ve yeni Suriye'nin inşasına etkili bir şekildekatılmalıyız. Her şeyden önemlisi, şu an bu kazanımlara sahibiz. Devletle yaptığımızanlaşmalara göre Kürtler, Kürtlerin yaşadığı tüm bölgelerde kendi kendileriniyönetiyor; ister askeri, ister güvenlik, ister idari açıdan olsun. Önemli olan tüm siyasigüçlerin ve halkımızın buna sahip çıkmasıdır; "bu sadece bir siyasi partinin makamıveya konumudur" dememelidirler. Bu artık tüm Kürt halkının kazanımıdır. Hepimizbuna sahip çıkar, uğrunda büyük mücadele verir ve etrafında Kürt birliğinioluşturabilirsek bu haklarımızı Suriye'de tescil ettirebilmek için en büyük garantiolur, ben böyle görüyorum.
Rûdaw: Gerçekten Kürtlerin birliği sağlanacak mı? Neden bunu soruyorum?General, Rojava'daki farklı siyasi taraflar arasında birçok görüşmegerçekleştirdiniz ve birçok toplantıya başkanlık ettiniz ancak bir sonucaulaşılamadı veya birlik sağlanamadı. Sorun nerede?
Mazlum Abdi: Doğru, Kürt birliğinin oluşması önünde bazı sorunlar var.Biliyorsunuz bir konferans gerçekleştirdik ve o konferansta iyi sonuçlar alındı.Rojava tarihinde ilk kez siyasi güçler bazı hedefler ve bir program üzerinde birleşti.Bazı kurullar da oluşturdular ancak pratik anlamda bu hayata geçirilmedi. Şimdimeselelerin özüne inip detaylara girmek istemiyorum çünkü biz bu işingerçekleşmesini istiyoruz; ancak bu çabanın hâlâ devam ettiğini ve kanaatimce okonferansın sonuçları ve amaçları için hâlâ çalışmaların sürdüğünü söyleyebilirim.Her ne kadar şu an fiilen durmuş olsa da biz, yeni bir atmosfer ve şartlardaçalışmaların yeniden yürütülmesi için çabalıyoruz. Bazı sorunlar var. Ama birliğinoluşması için bir adım atılacaksa her iki tarafın da anlaşması gerekir. Her iki tarafın,işin pratik yürütülme biçimi konusunda kendi aralarında bir anlaşma yapması vebunun uygulanması gerekir. Şu an bu yok ancak bu anlaşmanın yapılması için deçalışıyoruz.
Rûdaw: Bir dönem şöyle deniyordu: General Mazlum Abdi bir "siyasi üstkurul" (merci) oluşturmak için çalışıyor. Bu hâlâ programınızda mı?
Mazlum Abdi: Doğru, daha önce de bir açıklamamda buna değinmiştim; benceDemokratik Suriye Güçleri (DSG) Suriye devlet sistemine dahil olduktan sonrabenim temel görevlerimden biri, tekrar halkımın arasında olmak ve diğer Kürt siyasigüçleri ile mevcut Kürt şahsiyetlerle birlikte bir siyasi üst kurul oluşturabilmektir.Böylece devrimin kazanımlarına ve mevcut kazanımlara sahip çıkabiliriz. Bu yöndekimücadele ve çabalarımız hâlâ sürüyor. Engeller ve zorluklar olduğunu biliyoruzancak tüm Kürt güçleri ve taraflarıyla yeni yöntemlerle, yeni diyalog ve yaklaşımlarlaamacımıza ulaşmak ve bu hedeflerimizde başarılı olmak için çalışmak istiyoruz.
Rûdaw: Benim anladığım ve gözlemlerime göre tüm Kürt tarafları sizi kabulediyor. Artık Şam'daki resmi ve müzakereci Kürt tarafı General MazlumAbdi'dir. Siz Suriye Kürdistanı'nın, Suriye devletinin resmi belgelerinde vedokümanlarında yer alması için çalışıyor musunuz?
Mazlum Abdi: Bilindiği üzere bu geçici anayasa hazırlandığında, bize buanayasanın daha önce yazıldığını, yani biz 10 Mart anlaşmasını imzalamadan öncehazırlandığını söylediler. Bu yüzden, üzerinde anlaştığımız şeyleri anayasaya dahiletme fırsatımız olmadı; ancak gelecekte anayasa için çalışılırsa ve yeni bir anayasaoluşturulursa, Suriye Cumhurbaşkanı'nın imzaladığı maddelerin anayasaya girmesigerektiğine dair söz verildi. Bizim bu anlaşmalarımızda Kürt kimliği, temsiliyeti,Kürtçe dili ile ilgili konular ve Kürtlerin hakları ile ilgili maddeler var. Bu konularınanayasaya girmesi gerekiyor. Bazı sözler verildi ve biz de bunları takip ediyoruz.Ancak tekrar ediyorum; bunun için mücadele gerekiyor, siyasi güçlerin ve tüm Kürthalkının birliği gerekiyor. Herkesin mevcut kazanımlar etrafında birleşmesi vebunlara sahip çıkması gerekir ki bu kazanımları Suriye anayasasında tescilettirebilelim.
Rûdaw: General, elde ettiğiniz bu kazanımlar üzerinde bir risk var mı? Bukazanımların elden gitmesi korkusu yaşanıyor mu?
Mazlum Abdi: Şu an değil, ama riskleri her zaman göz önünde bulundurmalıyız.Nihayetinde siyaset çıkardır; uluslararası ve bölgesel çıkarlar vardır ve herkes kendiçıkarına göre hareket eder. Bu sebeple bu riskleri görmeli, bunun için mücadeleetmeli ve kendi değerlerimize sahip çıkmalıyız. Yani mevcut kazanımlarımıza bizzatkendimiz sahip çıkmalıyız. Elbette Şam'da olmalıyız, bu devletin içinde olmalıyız vebu kazanımların yok olmaması için buna özel bir mücadele yürütmeliyiz.
Rûdaw: Çok önemli olan bir diğer soru da dil meselesi. Ben Suriye EğitimBakanı Dr. Muhammed Tirko ile bir röportaj yaptım; sizin dil meselesine nasılbaktığınızı merak ediyorum. Örneğin Kürtçe, Kürt bölgelerinde bir "seçmeliders" mi olmalı, resmi dil mi olmalı yoksa Arapça ile birlikte mi okutulmalı?Kürt bölgelerinde eğitimin ve Kürtçenin geleceği hakkında bir formül veyafikir var mı?
Mazlum Abdi: Bu bizim ve halkımız için hayati bir konu. Suriye devleti ile yaptığımızmüzakerelerde dil meselesinin bizim için ilk ve en temel gündem maddesi olduğunusöyleyebilirim. Benim açımdan da başat gündem dil meselesidir. Şu bilgiyi depaylaşayım: İmzaladığımız 29 Ocak anlaşmasında "13 Sayılı Kararname"ninuygulanacağı yazılıydı. Ben o zaman dil meselesi yüzünden bunu kabul etmedim. 13Sayılı Kararname'nin Kürtçe dil meselesinde bize yetmeyeceğini söyledik; çünküRojava'da 15 yıldır Kürtçe eğitim dili haline gelmiş ve üniversite seviyesine kadarulaşmış durumda. Bu yüzden, dilin bir "seçmeli ders" haline getirilmesine geridönemeyiz. Bu mümkün değil. Kürtçe olan eğitim dilinin devam etmesi gerekir. Buher zaman gündemimizdeydi; Şam'da yapılan tüm toplantılarda ana gündemmaddemiz buydu. Cumhurbaşkanı ile Şam'da gerçekleştirdiğimiz son görüşmedebir ilerleme sağlandığını söyleyebilirim. Bu konu tekrar masaya yatırıldı, biz demeselenin çıkmaza girmemesi ve yürümesi için bazı çözümler sunduk. Temel amaç,Kürtçenin resmi eğitim dili olarak kalmasıydı. Biz bunu en öncelikli konulardan biriyaptık ve ilerlemeler de kaydedildi. Bize resmi olarak verilen bilgiye göre; bumeseleleri çözmek için bu konuda karar yetkisi olan kişilerden oluşan bir komisyonkuruldu. Şu an bize söylenen şey şu: "Bir Kürt öğrenci sadece Kürtçe öğrenmemeli,Arapçayı da bilmeli." Biz de dedik ki: "Sorun değil." Yani Kürtçenin yanında Arapçada olmalı ve eğitimini tamamlayan her öğrenci, herhangi bir sorun yaşamamak adınaher iki dili de bilsin. Biz bu konuda esnek olduğumuzu söyledik ancak önemli olanKürtçenin resmi eğitim dili olmasıdır. Bu konuda yeni gelişmeler söz konusudur.
Rûdaw: Petrol. Petrol kimin elinde? Uzun yıllardır sizin elinizde olan,kullandığınız ve sizin için bir gelir kaynağı olan o petrolün geleceği ne olacakGeneral?
Mazlum Abdi: Petrol dosyası genel olarak ve resmi bir şekilde; daha önce bizimelimizde olan Rimeylan, Suveydiye ve diğer petrol bölgeleri resmi olarak Suriyedevletine devredildi. Bu bölgeleri Petrol Bakanlığı’na teslim ettik. Şu an Amerikalışirketler gelip burada çalışıyorlar. Suriye devleti ile sözleşmeleri var; bu dosyayıonlar devraldı ve yönetiyorlar. Bu nedenle petrol dosyasının artık Suriye devletininelinde olduğunu söyleyebiliriz.
Rûdaw: Petrol gelirlerinden bir kısmının size verilmesi konusunda biranlaşmaya vardınız mı?
Mazlum Abdi: Bu konu üzerine toplantılar yapıldığında onlara şunu söyledik: BaştaHaseke vilayeti olmak üzere Kürt bölgeleri, Baas rejimi ve öncesindeki hükümetlertarafından uzun süre ihmal edildi. Ekonomik olarak geri kalmış bir bölge olarakbırakıldı ve devlet buraya dönüp bakmadı. Bu nedenle bu Kürt bölgesine ve diğerKürt alanlarına özel bir muamele yapılması gerekiyor; yani özellikle bütçe konusundaburalar için bir kalkınma planı olmalı. Bu konuda olumlu bir yaklaşım var. Genelolarak bu bölgeye önem verilmesi hususunda anlaştık. Haseke ve diğer yerler içinbu detayların pratikte nasıl yürütüleceğini takip ediyoruz, bu durum gelecektenetleşecek.
Rûdaw: Peki Şam ile yürüttüğün bu müzakereler, Şam’a gidişlerin… SuriyeCumhurbaşkanı ile Şam’da kaç kez görüştünüz?
Mazlum Abdi: Çok kez.
Rûdaw: Sayın General, bunlar sadece birer görüşme mi yoksa aranızdaimzalanmış bir protokol var mı? "Söz verildi" diyorsunuz; bu sözler sadecesözlü mü kalıyor yoksa gördüğümüz o anlaşma dışında aranızda imzalananbaşka belgeler de var mı?
Mazlum Abdi: Kaç defa görüştüysek hepsinin bir nedeni vardı. Yani Şam’a sadecebirbirimizi görmek için gitmedim. Biz anlaşmalar imzaladık; şu ana kadar üç anlaşmaimzaladık. Yani pratik bir uzlaşı için gittik. Bazı konularda anlaştık, bazılarında iseanlaşamadık. Toplantılar yapıp uzlaşamadığımız ve sonrasında çatışmaların çıktığızamanlar da oldu. Bizim kabul etmediğimiz, onların ise kendi görüşlerinde ısrarettiği şeyler oldu ve sonuçta çatışma yaşandı; bir kez böyle bir durum da vukubuldu. Genel olarak şunu söyleyebilirim; Şam’da, özellikle Cumhurbaşkanı ileyaptığımız görüşmeler ciddi görüşmelerdir. Ciddi konular tartışılarak anlaşmalaryapılmıştır ya da bu anlaşmaların nasıl pratiğe döküleceği üzerinde durulmuştur.İnanıyorum ki bu toplantıların, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen bu alandaolumlu etkileri olmuştur.
Rûdaw: DSG konusuna geleyim; senin komutanı olduğun Suriye DemokratikGüçleri. Orduya entegrasyon süreci devam ediyor. Birçok kişi bu birleşmeyefarklı bakıyor. "Entegrasyon, DSG’nin ve Özerk Yönetim’in sonu olacak"deniliyor. Kürtlerin bu birleşmeden gerçekten bir çıkarı var mı?
Mazlum Abdi: Öyle olduğuna inanıyorum; bu kendi başına bir çözüm yöntemidir.Belki bazıları buna karşıdır veya kabul etmezler. Bu onların görüşüdür, bir şeydiyemeyiz; ancak eğer daha iyi bir çözüm varsa bize söyleyebilirler, biz de üzerindedururuz. Fakat kanaatimizce, ortaya çıkan şartlar ve gelişen durum içerisinde en iyiseçenek 29 Ocak’taki anlaşmaydı. Kürtler hedef alınmıştı ve bu engellendi; Kürtlereyönelik bir katliam riski vardı, bu önlendi. Her ne kadar bu anlaşma tamamengönlümüze göre ve tüm taleplerimizi karşılar nitelikte olmasa da bazı Kürtözyönetim kazanımlarını korudu. En azından, şu an entegrasyonun temelinioluşturan o anlaşmadır… Biz kendimiz buna pek "entegrasyon" demiyoruz ve buterim üzerinde çok durmak istemiyoruz. Daha ziyade "29 Ocak Anlaşması’nınuygulanması" diyoruz; bu ifade daha doğrudur çünkü bir anlaşma yaptık ve oradane yapacağımız bellidir. Şimdi onu uyguluyoruz.
Askeri gücümüzle ilgili olarak; askeri gücümüzün Suriye ordusunun bir parçasıolmasına karar verdik. Ancak yine biz Kürtler olarak katılacağız; Kürt komutanlar,Kürt askerler yer alacak ve Kürt tugaylarımız olacak. Bu tugayların tamamı, devletlebirlikte bir askeri yapı içerisinde çalışacak. Bence bu, yapabileceğimiz en olumluçözümdü. Böylece DSG bünyesindeki Kürt gençleri kendi bölgelerinde askerlikhizmeti yapabilecek, kendi bölgelerini koruyacak ve aynı zamanda Suriyeordusunun resmi bir parçası olacaklar. Bu en iyi çözümdü. Bu süreçtamamlandığında Suriye Demokratik Güçleri (DSG) tamamen ortadan kalkmışolmayacak, biçimini ve yapısını değiştirecektir. Daha önce DSG adı altında olan bugüçler, başka bir isimle, başka bir organizasyonla ve farklı bir askeri üslupla Suriyeordusunun parçası olacaklar. DSG komutanları da ordu içerisinde yerlerini alacaklar.Bu konu her iki tarafı da güçlendirir ve aynı zamanda Kürtler, Suriye devleti adınakendi bölgelerini koruyabilirler.
Rûdaw: Kürt güçleri Kürt bölgelerinde mi kalacak?
Mazlum Abdi: Şu anki durum böyledir. Üzerinde anlaştığımız 29 OcakAnlaşması’na göre; Derik Tugayı, Kamışlo Tugayı, Haseke Tugayı ve Kobani Tugayıgibi Kürt tugayları var. Şu an bir Efrin Tugayı’nın olması için de çalışmalaryürütülüyor.
Rûdaw: Efrin’de Suriye Savunma Bakanlığı’na bağlı Kürt bir güç mükuracaksınız?
Mazlum Abdi: Prensip olarak şu an bu gündemdedir. Suriye Savunma Bakanlığı ileşöyle bir anlayış birliği oluştu: Daha önce DSG içerisinde yer alan Efrinli gençler,yine Savunma Bakanlığı’na bağlı bir tugay olarak Efrin bölgesinde veya Efrin’e yakınbir bölgede görev yapacaklar; kendilerini organize edecekler ve kendi bölgelerinikoruma görevini yerine getirecekler.
Rûdaw: DSG’nin feshedilmesi için belirlenmiş bir takvim var mı?
Mazlum Abdi: Hayır, biz "feshedilme" kelimesini pek kullanmak istemiyoruz. Biz,DSG’nin ne zaman tamamen Suriye ordusuna dahil olacağını söylüyoruz;"feshedilme" yerine bunu ifade etmek istiyoruz. Şu an DSG’nin bir kısmının orduyadahil olduğunu, resmi olarak entegre edildiklerini, eğitim aldıklarını ve Suriyeordusunun bir parçası olarak görev yaptıklarını söyleyebiliriz; ancak henüzyarısından fazlası dahil olmadı. Şu an onların da orduya geçmesi için çalışıyoruz veinanıyorum ki kısa bir süre içinde DSG’nin Suriye ordusuna katılım süreci tamamensona erecektir.
Rûdaw: O zaman kamuoyunun karşısına çıkıp "Artık entegrasyon tamamlandıve Suriye Demokratik Güçleri (DSG) kalmadı" mı diyeceksiniz?
Mazlum Abdi: Evet, örneğin DSG’nin geride kalan tüm güçlerinin entegrasyonubittiğinde –ki şu an bu sürecin sonundayız– o zaman "DSG’nin Suriye ordusunakatılım süreci tamamlanmıştır" diyeceğiz. DSG artık diğer tugaylar haline gelecek,Kamışlo Tugayı ve benzeri...
Rûdaw: Yani askeri bir güç olarak kalmaya devam edecekler mi?
Mazlum Abdi: Suriye ordusunun bir parçası olacaklar ve başka bir sistem içerisindeçalışmalarını yürütecekler.
Rûdaw: Peki, o zaman ben General Mazlum Abdi’yi nerede göreceğim?
Mazlum Abdi: Aslında daha önce de beyanatlarımda söyledim, hâlâ sözümünarkasındayım; bizim halkımız ve Kürt birliği için çalışmamız gerekiyor. DSG’ninSuriye ordusuna dahil olmasıyla birlikte siyasi bir boşluk oluşacaktır. Çünkü 15 yıldırDSG’nin varlığı sayesinde burada siyasi bir iklim ve siyasi bir ajanda mevcut. Birboşluk oluşmasını istemiyoruz. Kuşkusuz DSG’den kaynaklı bir boşluk doğmamalıve bu boşluğu doldurabilecek siyasi bir temsil yeniden hazır bulunmalıdır. Benbunun üzerinde de çalışacağım ve nerede olursa olsun bunun için bir mücadeleverilmeli; ister burada, ister Şam’da, ister burda... Halkımız için ne iyiyse onuyapacağım, bu konuda tereddüt olmamalı.
Rûdaw: Hedeflediğiniz bu çalışmaları yürütmek için Şam’da kalma niyetinizvar mı?
Mazlum Abdi: Cumhurbaşkanı ile yaptığımız son görüşmede bunun üzerinekonuştuk. Onlar da birlikte çalışmak ve süreci yönetmek için benim Şam’dabulunmam yönünde bir istek belirttiler;
Rûdaw: Yani bir makamda bulunmak için mi?
Mazlum Abdi: Şam’da bulunmam konusunda bir istekti; ancak henüz nihai bir kararvermiş değiliz.
Rûdaw: Askeri görevleriniz sona erdikten sonra niyetiniz nedir? "Bir şekildedevam edeceğim" diyorsunuz. Örneğin dışarıda insanların "General MazlumAbdi belki bir siyasi parti kurar" dediği duyuluyor.
Mazlum Abdi: Hayır, sadece bir siyasi parti olması şart değil. Daha önce desöylediğim gibi, benim için önemli olan, DSG’nin Suriye ordusuna geçişiyle boşlukoluşmamasıdır. Bu çok önemli. Yani DSG etrafında toplanan o siyasi şahsiyetlerin,DSG’nin büyük bir emek ve çabayla inşa ettiği iç ve dış ilişkilerinin, Kürttoplumundaki ve çevredeki dostluklarının heba olmaması ve bu boşluğunoluşmaması gerekir. Siyasi bir yapı kurulmalı; artık bu parti mi olur, cephe mi,hareket mi olur, oluşum mu olur... Böyle bir şeye ihtiyaç var.
Rûdaw: Yani o boşluğu doldurmak için mi?
Mazlum Abdi: Evet, o boşluğun doldurulması için ve ben de canıgönülden bunadestek veririm. Böyle bir hareketi desteklerim ve gereklidir. Ancak bunun yanı sıraeğer halkımıza hizmet etmek için başka adımlar da gerekiyorsa kuşkusuz onları daatarız; ama siyasi bir yolla o boşluğu doldurmak bizim gündemimizde var.
Rûdaw: DSG, IŞİD ile savaşırken ABD’den büyük bir askeri ve ekonomikdestek alıyordu. ABD bütçesinde sizin için bir pay ayrılmıştı. ABD’nin buyardımları hâlâ sürüyor mu?
Mazlum Abdi: Şu an devam etmiyor. Hayır, uzun süredir durmuş durumda.
Rûdaw: Hiçbir yerden bir yardım almıyor musunuz?
Mazlum Abdi: Hayır, şu an için hayır.
Rûdaw: Fransa’dan, Avrupa’dan?
Mazlum Abdi: Hayır, şu an hiçbir yerden yardım almıyoruz. Gerçek şu ki geçmiştede öyle devasa bir mali yardım almıyorduk; bu bilgi biraz abartılmıştı. ABD askerleriburadaydı, onlara yönelik silahlar vardı ve kendi bütçeleri vardı. DSG’nin tümü değil,sadece ABD ile birlikte çalışan bir bölümü özel bir birimdi. Ayrıca cezaevleri konusuvardı, o da özel bir bölümdü ve onlara destek veriyorlardı; ancak DSG’nin tümü içinbir destek söz konusu değildi.
Rûdaw: Bir dönem ABD’yi ziyaret edeceğiniz söyleniyordu; resmi bir ziyaretleABD’ye gideceğiniz konusu medyayı çok meşgul etmişti. General MazlumAbdi’nin ABD’ye gitmeme sebebi neydi?
Mazlum Abdi: Özel bir sebebi yoktu ancak hepimiz savaşla meşguldük. Birkaç ayöncesine kadar hepimiz tamamen savaşa odaklanmış durumdaydık. Bu yüzdensadece ABD’ye değil başka yerlere de gidemedik. Daha önce savaş vardı ve çokfazla dışarı çıkmıyorduk. Belki yakın komşularımızı görmek için dışarı çıkışlar olmuşolabilir, o da acil işlerimiz olduğu ve IŞİD ile savaşla bağlantılı olduğu içindi. Dediğimgibi bazen görünür veya görünmez şekilde gidip geliyorduk; ancak o türdenkapsamlı ziyaretlerin ne Avrupa’ya ne de ABD’ye yapılmamasının sebebi buydu.Ama artık durum değişti. Şimdi dışarı çıkışlar oluyor, Avrupa’da da iyi görüşmeleryaptık ve ABD’ye gitme ihtimalimiz de var.
Rûdaw: IŞİD ile savaş bittikten sonra Avrupa ve ABD’nin size sırtınıdöndüğünü düşünüyor musunuz?
Mazlum Abdi: Hayır, biz öyle düşünmüyoruz. Biz, Amerikalılar ve Avrupalılarbirbirimize karşı nettik. IŞİD’e karşı savaş çerçevesinde bizimleydiler. İlk günden beride her zaman "Biz IŞİD için buradayız" dediler. IŞİD’e karşı savaş için buradaydılar;"Kürt davasının tümünü sonuna kadar desteklemek" veya "Kürtler için birstatü/oluşum inşa etmek" için burada olduklarını hiçbir zaman söylemediler.
Rûdaw: Herhangi bir söz vermemişler miydi?
Mazlum Abdi: Onlardan herhangi bir söz almamıştık; bu bakımdan bize ihanetettiklerini söyleyemem.
Rûdaw: Çünkü Kürtler, ABD’nin kendilerine ihanet ettiğini söylüyor?
Mazlum Abdi: Ben şahsen öyle demiyorum. Belki umudumuz vardı; devametmelerini ve daha fazla destek vermelerini umuyorduk ama biliyoruz ki dünyatamamen çıkarlar üzerine kurulu. Bize verdikleri söz şuydu: IŞİD’e karşı savaş. IŞİD’ekarşı savaş sona erdikten sonra çekildiler. Şimdi Irak’tan da çekilmek istiyorlar.
Rûdaw: Doğru, Eylül ayında; peki şu an sizinle ABD arasındaki ilişkiler devamediyor mu?
Mazlum Abdi: Evet, şu an da devam ediyor. Gidiş gelişler azalmış olsa da tümAmerikalı yetkililerle iletişimimiz var, Avrupalılarla da var. Eski dostlarımızlailişkilerimizi sürdürüyoruz.
Rûdaw: General, IŞİD savaşında ve bugüne kadar, Avrupa ve Batı ülkeleriarasında size en yakın dost kimdir?
Mazlum Abdi: Ülkeler arasında bir ayrım yapmak istemiyoruz ama FransaCumhurbaşkanı’nın her zaman desteğini açıkça ifade ettiğini söyleyebiliriz. Buaçıdan her zaman önem veriyorlar ve biz de herkesle ilişkilerimizin devam etmesiniistiyoruz.
Rûdaw: Peki, Elysee Sarayı ile doğrudan diyaloğunuz var mı?
Mazlum Abdi: Evet, her zaman.
Rûdaw: Yani Fransa ile olan maddi, askeri veya manevi dostluk hâlâ sürüyormu? Ya da yanınızda duran ve Şam ile müzakerelerinizde size destek veren birgüç mü?
Mazlum Abdi: Doğrusu, hakkını yemememiz gerekir; Fransa Cumhurbaşkanı SayınMacron, savaş çıktığında ve 29 Ocak’ta yaptığımız o anlaşma konusunda çok emekverdi. Bizimle defalarca telefonda konuştu. Anlaşmanın maddeleri üzerinegörüşlerini paylaşıyordu ve Suriye Cumhurbaşkanı ile de görüştü. Büyük çaba sarfetti ve "Ben bu anlaşmanın siyasi garantörüyüm" dedi. Siyasi ve manevi açıdan iyibir destekleri olduğunu söyleyebiliriz.
Rûdaw: Beşar Esad kaçmadan önce, sizinle Ahmed Şara arasında bir temasoldu mu?
Mazlum Abdi: Arkadaşlarımızın temasları vardı. Bizim arkadaşlarımızın Heyet Tahrirel-Şam (HTŞ) ile iletişimi vardı. İlişkilerimizi koparmamıştık ancak şahsi bir temasyoktu.
Rûdaw: Heyet Tahrir el-Şam ile ilişkiniz nasıldı?
Mazlum Abdi: Bir dönem yan yanaydık. 2012 ve 2013 yıllarında aramızda savaş dayaşandı, anlaşmalar da yapıldı. O dönem arkadaşlarımız onların yetkilileriylegörüştü; anlaşmalar yaptık, müzakereler yürüttük. Bazı zamanlar çatışma çıkıyordu,çoğu zaman da anlaşma yapılıyordu. Bu bir süreçti. Daha sonra bizim Efrin’dekiarkadaşlarımız ile onların İdlib’deki yetkilileri birbirine yakındı ve aralarında birçokortak konu vardı. Efrin’deki komutanlarımız onlarla müzakere halindeydi. Tahrir el-Şam yönetimiyle ve ondan önce de El-Nusra Cephesi ile her zaman iletişim vardı.Ancak benim şahsi temasım; Halep kırsalında aramızda son savaş yaşandığında veonlar henüz Şam’ı ele geçirmeden önce telefon yoluyla gerçekleşti.
Rûdaw: Sizden yardım istediler mi?
Mazlum Abdi: Evet, Şam’ı almadan önce, savaş sırasındaydı. O zamankoordinasyon sağlanması, birbirimizle savaşmamamız ve birbirimize yardımcıolabilmemiz için iletişim kurduk; ben doğrudan kendileriyle konuştum. O zamanbirlikte koordine olduk.
Rûdaw: Rojava üzerinde bir risk var mı?
Mazlum Abdi: Doğrusu var. Meseleye her zaman bu şekilde bakmalıyız. Tam biranlaşma sağlanana ve durum normalleşene kadar riskler hep devam edecektir. Birsorun çıkar, büyür ve daha da büyür. Birkaç gün önce bir sorun yaşandı, eğer önüalınmasaydı belki de büyük bir savaşa yol açabilirdi.
Rûdaw: Sere Kaniye meselesi mi?
Mazlum Abdi: Evet, Sere Kaniye meselesi.
Rûdaw: Sere Kaniye sığınmacılarına ne oldu General?
Mazlum Abdi: Her şeyden önce şunu söyleyeyim; Sere Kaniye ve Gire Spi’nindurumu özel bir durumdur ve şovenizm hakimdir. Devlet ve kurumları oradaegemen değil. Şu an orada hakim olan kişiler; Kürtlerin ve DSG ile birlikte olankişilerin malına mülküne el koymuş durumdalar. Bazıları halkın geri dönmesiniistemiyor. Böyle bir sorun var. Bu nedenle geri dönüş şartları biraz gecikti. Sonzamanlarda Sere Kaniye’nin köylerine geri dönüş fırsatı doğdu. Biz ihtiyaçlarınıkarşıladık; orada mayınlar vardı, temizlendi. O köyler için bir plan yapıldı ve geridönüldü. 12 köydü ve sanırım halkın bir kısmı geri döndü; ancak o olumsuz olaybizzat Sere Kaniye şehrinin içinde yaşandı. Oradaki yetkililer halkımıza"gelebilirsiniz, bir şey olmayacak" diye söz vermişti. Onlar da kendi kararlarıylagitmişlerdi ama yetkililer verdikleri sözü tutmadılar ve oradaki silahlı gruplara hakimolamadılar; bu yüzden o olaylar yaşandı.
Rûdaw: Suriye’de veya Rojava’da IŞİD tehlikesi bitti mi?
Mazlum Abdi: Hayır, bence var. IŞİD tehlikesini küçümseyenler doğrusöylemiyorlar; IŞİD kendini yeniden organize etti ve hâlâ faaliyet yürütüyor. Belki detam tersine; IŞİD şu an etki alanını genişletmiş ve şehirlere de sızmış durumdadır.Şehirlerde de varlar.
Rûdaw: Kendini organize mi etti yoksa küçük gruplar halinde mi var?
Mazlum Abdi: Belki düzey olarak eskisi gibi değil ama şu an yayılmış durumdalarve tüm şehirlerde varlar. Örneğin eskiden Suriye’nin büyük şehirlerinde yoklardı amaşu an o yerlere de yerleşmiş durumdalar.
Rûdaw: General, ben Rojava’yı gezdim; vakit kalmadığı için Kobani’yegidemedim ama Haseke vilayetinde hizmetler çok yetersiz. Halk şikayetçi vediyor ki: "Yetki Özerk Yönetim’in elindeydi." Gelirleriniz de vardı ve siz oradahükümettiniz. Rojava’ya neden istenilen düzeyde hizmet etmediniz?
Mazlum Abdi: Eleştirileri kabul ediyoruz. Diyelim ki Özerk Yönetim sorumluydu vehizmet sunuyordu. Eksikliklerimiz vardı; şunu da söylemeliyiz ki Özerk Yönetim’inelindeki imkanlar dahilinde hizmet sunulmadı ve bunlar yeterli düzeyde değildi, budoğrudur. Eleştiri konusudur ve biz şu an kendimizi eleştiriyoruz, bu konuda birmuhasebe de var. Bu durum var ancak içinden geçtiğimiz şartları da unutmamalıyızve kendimizi Suriye’nin genel durumundan ayrı tutmamalıyız; bence bu adil olmaz.Örneğin Suriye’de dört hükümet vardı: Şam hükümeti, İdlib hükümeti, Azezhükümeti ve Özerk Yönetim hükümeti. Hiçbirinin durumu bizimkinden daha iyideğildi.
Rûdaw: Ama hizmet açısından Şara hükümeti İdlib'i çok geliştirdi?
Mazlum Abdi: Buna inanmıyorum. Ben o kanaatte değilim.
Rûdaw: İnanmıyor musun?
Mazlum Abdi: İnanmıyorum.
Rûdaw: Ama orada yapılan hizmetin Özerk Yönetim'inkinden çok daha iyiolduğu söyleniyor?
Mazlum Abdi: Ben buna inanmıyorum; Özerk Yönetim'in yaptığı şeyler de var, eksikkaldığı noktalar da var. Her iki durum da mevcut, sadece siyah-beyaz bakmayalım.Bence bu kıyaslama yerinde değil. Öte yandan bizim durumumuz farklıydı. Bunlarıbir savunma olarak söylemiyorum ama meseleye gerçekçi bakmalıyız. Şam düşenekadar Rojava’nın tüm altyapısı bombalanıyordu. Elektrik şebekeleri, belediyelerbombalandı. Eğer Suriye üzerinde bir ambargo varsa, bizim üzerimizde vebölgemizde bunun iki katı ambargo vardı. Biz savaştan hiç kurtulmadık; 15 yıldırsavaşın içindeyiz. Bununla birlikte halkımız eleştirmekte haklıdır. Eldeki imkanlarlaÖzerk Yönetim daha fazla hizmet sunabilirdi, bu doğru; ancak değerlendirmeyaparken engelleri ve zorlukları da görmeliyiz.
Rûdaw: Sen nasıl bir Suriye istiyordun General? Merkezi olmayan bir Suriyemi, merkezi bir Suriye mi? Gelecekte Suriye'yi nasıl görüyorsun?
Mazlum Abdi: Biz şuna inanıyoruz; Esad ve Baas döneminde yaşananların temelsebebi, totaliter bir yönetimin ve mutlak bir merkezi otoritenin olmasıydı. Sisteminmerkeziyetçi olması, yapılan tüm kötülüklerin ve zulmün ana kaynağıydı. Bu nedenlegelecekteki Suriye'de merkeziyetçi sistem bir çözüm değildir. Suriye bunu dahaönce denedi ve başarılı olamadı. Denenmiş bir şey tekrar denenmemelidir. Buyüzden Suriye için en iyi sistemin merkezi olmayan bir sistem olduğu kanaatindeyiz.Bizim görüşümüz bu yöndedir.
Rûdaw: Komşu ülkelerle olan ilişkilerinize geleyim. Konuşmanızdakomşularınızdan bahsettiniz. Türkiye ile aranız nasıl?
Mazlum Abdi: Eskisiyle kıyaslarsak şu an daha iyi. Bir yıl öncesine kadar Türkiyetarafından sürekli bombalanıyorduk; altyapımız hedef alınıyordu ve hepimizhedefteydik. Şimdi ise bir ateşkes durumu ve aramızda açık kanallar var. Birbirimizlediyalog kuruyoruz ve bunun daha ileriye gitmesini istiyoruz. Ateşkes aşamasınıgeçip aramızda bir anlayış birliği (uzlaşı) oluşmasını arzuluyoruz; böylece biz veTürkiye, herkes gibi normal bir şekilde ilişki kurup muhataplık geliştirebiliriz.
Rûdaw: Aranızda doğrudan bir müzakere mi var yoksa aracılar mı devrede?
Mazlum Abdi: Hayır, doğrudan var; arkadaşlarımız onları görüyor, onlar da bizimarkadaşlarımızı görüyor.
Rûdaw: Peki, biz General Mazlum Abdi'yi ne zaman Türkiye'de göreceğiz?
Mazlum Abdi: Bu siyasi şartlara ve Türkiye'nin buna ne kadar hazır olduğunabağlıdır. İnanıyorum ki durum biraz daha olgunlaşırsa böyle bir şey gerçekleşir.
Rûdaw: Sinyaller var mı?
Mazlum Abdi: Evet, olumlu şeyler var, olumlu sinyaller mevcut. Rojava’nın çıkarına,Suriye’deki Kürt halkının çıkarına ve Türkiye'nin de yararına olan şeyin, ilişkilerimizindaha üst bir düzeye taşınması olduğuna inanıyorum.
Rûdaw: General Mazlum Abdi ve Sayın Abdullah Öcalan ne zamangörüşecek?
Mazlum Abdi: Bu da yine bahsettiğim konuyla, yani bizim Türkiye ile olanmeselemizle bağlantılıdır.
Rûdaw: Sizinle Öcalan arasında doğrudan bir müzakere/görüşme gerçekleştimi?
Mazlum Abdi: Hayır, gerçekleşmedi.
Rûdaw: Gerçekleşmedi mi?
Mazlum Abdi: Hayır, benimle gerçekleşmedi.
Rûdaw: Yani arkadaşlarınızla mı gerçekleşti?
Mazlum Abdi: Evet, muhtemelen öyle olmuştur ama benimle olmadı, benkendimden bahsediyorum.
Rûdaw: Onu görmek istiyor musunuz?
Mazlum Abdi: Elbette, o bir Kürt liderdir ve bir dönem burada 20 yıl boyuncayaşadı. İnanıyorum ki daha önceki barış sürecinde, ateşkes ve uzlaşı aşamalarındaönemli bir rolü olmuştur.
Rûdaw: Yani Öcalan'ın uzlaşıda bir rolü vardı?
Mazlum Abdi: Vardı ve yine olumlu bir rolü olacaktır.
Rûdaw: Türkiye’de yürütülen barış ve diyalog süreci, çıkarılacak bir yasa;bunların Rojava üzerine bir etkisi olur mu?
Mazlum Abdi: Şimdiye kadar var. Çünkü diyebiliriz ki şu an bir ateşkesin olması,Türkiye'nin buraları bombalamaması ve bir yıl önceki gibi saldırıların olmamasınıntemelinde bu sürecin doğrudan etkisi vardır. İnanıyorum ki bu süreç ilerlerse dahafazla olumlu etkisi olacaktır.
Rûdaw: Kürdistan Bölgesi ile aranız nasıl General?
Mazlum Abdi: İyi. İnanıyorum ki şu an en iyi aşamasındadır. Herkesle ilişkimiz var;Erbil ile de Süleymaniye ile de var. Erbil aracılığıyla da herkesle iletişim halindeyiz.
Rûdaw: Çünkü Sayın Mesud Barzani savaş döneminde, keza KürdistanBölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Başbakan Mesrur Barzani ve KürdistanYurtseverler Birliği (KYB) o zor günlerde size destek verdi. Siz de öylesöylüyorsunuz.
Mazlum Abdi: Evet.
Rûdaw: Kürdistan Bölgesi'ne hâlâ ihtiyacınız var mı?
Mazlum Abdi: İnanıyorum ki her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var, çünküartık yeni bir aşamaya ayak bastık. Bu yeni aşamada Güney Kürdistan daha fazla roloynayabilir. Savaş döneminde birçok açıdan bize yardımcı oldular ancak şimdi inşasürecinde; ekonomik, yatırım alanında olduğu kadar siyasi ve diplomatik açıdan daonlara her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olacak. Kürdistan Bölgesi'nin Şamhükümetiyle olan ilişkileri de iyidir. Bu çerçevede; biz, Erbil, Süleymaniye ve Şamhep birlikte çok daha iyi işler yapabiliriz.
Rûdaw: Kandil ile aranız nasıl? Bir dönem bazıları "Rojava’nın geliri Kandil’egidiyor" diyordu General. Gerçekten öyle miydi?
Mazlum Abdi: Burada iki şeyi belirtmek gerekir. Birincisi Kandil’den, KuzeyKürdistan’dan, hatta Rojhilat ve Güney Kürdistan’dan binlerce genç buraya geldi;savaştılar, direndiler ve birçoğu şehit düştü. Şimdi hepsinin mezarı burada;dönmediler, burada kalmayı ve Rojava toprağına gömülmeyi vasiyet ettiler. Rojavatüm Kürdistan’a yardımcı oldu, Kürdistan’ın tüm parçaları da gelip Rojava’ya yardımetti. Bunu unutamayız; bizim için kanlarını feda eden, burada şehit düşen ve bizisavunanları asla unutmayacağız. Mali iddialar konusu çok büyütüldü ancakmeselenin savunma boyutunu da görmek gerekir. Bunun yanı sıra, bu konudaözellikle siyasi ve diplomatik açıdan çokça eleştirildik. Türkler bunu bize karşı çoksert bir şekilde kullandı.
Şimdi ise yeni bir sürece girdik. Artık Suriye devleti ile muhatabız ve Suriye devletkurumlarının bir parçası haline geldik. Biz kararımızı verdik; Rojava Kürtleri, kendisiniDSG ve Şam ile birleşme kararı alan bu özerk yönetimde temsil ediyor. Artık Şam ilebirlikte çalışma ve süreci yürütme kararı aldık. Şam’da Cumhurbaşkanı ile yaptığımızson görüşmede bu konuyu çok geniş ve açık bir şekilde konuştuk ve bir sonucavardık. "Bugünden itibaren güçlerimiz birleşiyor ve entegrasyon gerçekleşiyor"dedik. Artık Şam ile çalışıyoruz. Kürtler olarak bu devletin bir parçası olmakistiyoruz. Suriye devletinin kuruluşunda ve bağımsızlık sürecinde Kürtler devletin birparçası olamamıştı ama şimdi Kürtlerin Suriye devletinin inşasında yer alması için birfırsat doğdu. Kararımız bu yöndedir. Şam ile bu konuda görüştük ve uzlaştık.
Rûdaw: Peki General, Şam Kürtlere siyasi makamlar vermeye hazır mı?
Mazlum Abdi: Hazır olduklarına inanıyorum. Bu konular üzerinde konuşuldu. Onlar,bu tür adımların atılması için askeri birleşme sürecinin biraz daha ilerlemesini vetamamlanmasını bekliyorlar.
Rûdaw: Siz entegrasyon konusunda acele ediyor musunuz, hemenuygulanmasını mı istiyorsunuz?
Mazlum Abdi: Aslında anlaşmaya göre Şubat ayında tamamlanması gerekiyordu,yani zaten gecikmiş durumda. Bu gecikme her iki taraftan, yani hem onlardan hemde bizden kaynaklandı. Bu konuda suçu tek bir tarafa yüklemek istemem ama süreçuzadı ve gecikti. Artık planımızı yaptık; bu ay içerisinde entegrasyonun tamamenbitmesini hedefliyoruz.
Rûdaw: Benim stratejik ve özel sorularım bunlardı; bence çok da önemliydilerçünkü Kürt halkı gerçekten büyük bir merakla bu soruların cevabını bekliyor.Bu röportaj için hazırladığım sorular, halkın sorularıydı. Türkiye’ye gittim,insanlar Rojava’nın başına neler geleceğini merak ediyor. "Rojava bitti mi, herşeyden elimizi çekelim mi?" diye soruyorlar. "General Mazlum Abdi ileröportaj yapabilirim" dediğimde "Bu soruları ona sor" dediler. Savaşsürecinde yaşanan –sizin ifadenizle– "hatalar" veya "yenilgiler" sonrasıhalkta bir umutsuzluk oluştu. Rojava halkına, Kürt halkına bir umut veriyormusun? "Biz yenilmedik ve başaracağız" diyor musunuz?
Mazlum Abdi: Şunu net bir şekilde ifade edelim: Doğrudur, askeri olarak çekildik;çok geniş bir alandan çekildik ve Şeyh Maksut’ta (Halep) kırıldık. Birçok şeyikoruyamadık ve bu bizim için bir özeleştiri konusudur. Orası bir Kürt bölgesiydi, biranlaşma yapılmıştı ve o anlaşmanın, 1 Nisan Anlaşması, uygulanması gerekiyordu.Biz orada sorumluluğumuzu görüyoruz ve doğrusu bu bir özeleştiri konusudur.Şeyh Maksut halkı için o anlaşmanın uygulanması gerekirdi. Nedenleri çoktur; kendiiçimizde bunun soruşturmasını yaptık ve birbirimizden hesap sorduk.
Rûdaw: Bu konularda birbirinizden hesap sordunuz mu?
Mazlum Abdi: Elbette sorduk ve bunun sonuçlarını daha sonra halkımıza daaçıklayacağız. Ancak diğer bölgelerde, yani Deyr Hafir’den bu yana bazı yerlerdençekildik ve bazı hatalar yapıldı. Oralarda da verilmemesi gereken kayıplar verdik vebu durum olumsuz etkiler yarattı. Bunlar yine üzerinde durduğumuz özeleştirikonularıdır. Ancak şunu da belirteyim; sonunda savaşın buralarda yayıldığınıgördüğümüzde, geri çekilme ve Kürt bölgelerine dönüp buraları koruma kararı aldık.Bu bizim kararımızdı. Bu kadar hızlı çekilip bu bölgelere yerleşmemizin sebebibuydu. Doğrudur, askeri alanda bizim de hatalarımız oldu, üzerinde durmamızgereken konular var; ancak orada sonuna kadar savaşmak istemedik, çekilip Kürtbölgelerine döndük.
Daha sonra ben bizzat medyanın karşısına çıkıp "Biz kendi bölgemiz içinsavaşacağız" dedim. Ekrana çıktığımda şunu söyledim: "Artık Kürt bölgelerininsavunması için savaşacağız." Kobani, Haseke, Cezire bölgesi; buraların Rakka veyaDeyrizor olmadığını ve buralar için savaşacağımızı bizzat belirttim. Bunu Suriyedevletine de Amerikalılara da herkese söyledik. "Biz burada savaşacağız" dedik.Sonrasında bildiğiniz gibi anlaşma yapıldı ve savaş durdu. Bu yüzden meseleyi buşekilde değerlendirmek çok daha doğru olur. Evet, bizim için bu bir özeleştirikonusudur ancak farklı bir sonuç çıkarılmamalı. Şu an bulunduğumuz bu bölgedebir anlaşma var. Biz de devlet de bu anlaşmaya göre adım atmalıyız; inanıyorum kiburada hâlâ koruyabileceğimiz değerler var.
Rûdaw: Bazı özel sorularım var. Neden özel diyorum? Mülakatlar genelliklesiyasi, stratejik ve Rojava’nın geleceğine dair ağır sorulardan oluşur; ancakbirçok kişi sizi, yani General Mazlum Abdi’yi daha yakından tanımak istiyor.Belki çevrenizdeki arkadaşlarınız sizi iyi tanıyor ama sizi daha iyi tanımakisteyen bir kitle var. Halep’te okudunuz, mühendislik eğitimi aldınız veHalep’te entelektüel bir ailede yetiştiniz. Babanız Dr. Halil Abdi, Kobani’nin ilkKürt doktorudur. Mazlum Abdi’nin yaptığı en büyük hata neydi? "Keşke buhatayı yapmasaydım" dediğiniz bir şey var mı?
Mazlum Abdi: Bu gerçekten zor bir soru ama cevabını vereceğim çünkü buhalkımızı da ilgilendiriyor. Özellikle 10 Mart Anlaşması’nı imzaladıktan sonra, onuuygulama fırsatımız vardı. Siyasetimizde hatalar yapıldı. Elbette o anlaşmayıuygulamak için bir çaba sarf etmek istiyordum ama şimdi geriye dönüp baktığımda,Suriye devleti ile üzerinde anlaştığımız maddeleri pratiğe dökme konusundakiçabalarımın yetersiz kaldığını görüyorum. Bunu kendim için en büyük hata olarakgörüyorum. Eğer bana "Kürt halkına hangi konuda özeleştiri verirsiniz?" diyesorarsanız, bu konuyu söylerim; o anlaşmayı hayata geçirmek için daha büyük birmücadele vermeliydik. Şimdi bu hatayı telafi etmek için yine bir aşamadayız.Halkıma söz verdim; bu seferki anlaşma her ne kadar tamamen gönlümüze göre vetüm taleplerimizi karşılar nitelikte olmasa da bir kez daha savaş çıkmaması vehalkımızın istemediği şeylerle tekrar yüz yüze gelmemesi için tüm enerjimi veimkanlarımı bu anlaşmayı uygulamak ve huzuru tesis etmek için seferber edeceğim.Sonrasında da mücadelemize devam edeceğiz.
Rûdaw: Sıkıştığınızda, örneğin bir karar verirken zor durumlakarşılaştığınızda, danıştığınız bir kişi veya kimseler var mı?
Mazlum Abdi: Evet, ekibim; DSG komutasında burada birlikte çalıştığımızarkadaşlarımız. Elbette birlikte istişare ediyoruz, onların görüşlerini alıyorum ve çoğuzaman da bundan faydalanıyoruz. Doğrusu halkın görüşlerini de çok ciddiyealıyorum; halktan birinin "Şöyle yapmalıydın" dediğini duyduğumda bunu analizediyoruz. Eğer iyi olduğunu görürsek arkadaşlara "Hadi böyle yapalım" diyoruz veyapıyoruz.
Rûdaw: Halkla aranız nasıl, insanlarla görüşüyor musunuz? Halkı kabul ediyormusunuz?
Mazlum Abdi: Her zaman iyi olmasına çabalıyorum.
Rûdaw: Siz şu an sadece Rojava’da değil, Kürdistan’ın diğer yerlerinde deherkes tarafından kabul edilen, saygı duyulan ve sevilen önemli bir lidersiniz.Bu konuma gelmeden önceki o eski arkadaşlarınızla dostluğunuz hâlâ sürüyormu? Örneğin Halep’teki üniversite arkadaşlarınız, Kobani’deki eskidostlarınız... Onlarla bir iletişiminiz kaldı mı General?
Mazlum Abdi: Evet, ilişkilerimiz iyi. Bazıları zaman zaman yanıma geliyor, bana eskigünleri hatırlatıyor ve "Biz birlikteydik" diyorlar. Sürpriz yapıyorlar ve ben çok mutluoluyorum. Evet, o dostluklar var, birçok eski arkadaşım var. Doğrusu onlara şunusöyledim: "Evet, bir dönem birbirimizden kopmuştuk ama şimdi gelip benimleçalışmalısınız." Hatta bazılarını tekrar işe başlattım.
Rûdaw: Sivil hayatı özlemiyor musunuz? Çünkü sizi her zaman askeriüniforma içinde görüyoruz.
Mazlum Abdi: Doğrusu Rojava’ya ilk geldiğimde, devrimin başlangıcında sivil vesiyasi çalışmalar yürütüyordum. Ancak daha sonra savaş bize dayatıldı. 2013 yılındaaskeri üniforma giydik. 2011 ve 2012 yıllarında siyasi mücadele veriyordum veaskerlikle pek işim yoktu; fakat savaş kaçınılmaz hale gelince 2013’te üniformayıgiydik ve bugüne kadar da çıkarmadık. Ancak inanıyorum ki artık onu çıkarma vaktigeldi.
Rûdaw: Öyle mi? O vakit yakın mı?
Mazlum Abdi: Yakın olduğuna inanıyorum.
Rûdaw: Artık sizi askeri kıyafetle görmeyecek miyiz?
Mazlum Abdi: Sanırım DSG’nin Suriye ordusuna entegrasyonu tamamlandığında,biz de eski işimize döneceğiz ve bence bu halkımız için çok daha iyi olacaktır. Benkendim halkın talebini esas alıyorum; askerlik gerekliyse asker olurum, siyasetgerekliyse siyaset yaparım.
Rûdaw: Benim de merak ettiğim bir şey; hiç müzik dinler misiniz? Sanatlaaranız nasıldır General? "Çok severim, her zaman dinlerim" dediğiniz birsanatçı var mı?
Mazlum Abdi: Gerçekten var. Zamanında onlara destek de olurdum; hatırlarsınızbelki Halep’te okurken ve çalışırken birçok müzik grubu kuruyor ve onlara destekveriyorduk.
Rûdaw: Doğru, sanatsal çalışma ve faaliyetler için çok temel birdestekçiydiniz.
Mazlum Abdi: Şimdi de hâlâ destekliyorum ve önem veriyorum ama konuya çokgirip isim zikretmek istemiyorum, kimse darılmasın.
Rûdaw: Bazılarını gücendirmekten mi korkuyorsunuz?
Mazlum Abdi: Evet, aralarında bir ayrım yapmak istemem.
Rûdaw: Kobani’den, çocukluğunuzdan neler hatırlıyorsunuz?
Mazlum Abdi: İlkokul dönemimi hatırlıyorum, o dönem önemliydi. İlk girişimimizilkokuldayken olmuştu; ben ve birkaç arkadaşım Kobani’deki tüm okul isimlerinideğiştirip Kürtçe yapmak istemiştik.
Rûdaw: Kürtçe!
Mazlum Abdi: Şimdi Kürtçe okul isimleri tartışılıyor, değiştirecek mi,değiştirilmecedek mi diye. Geçenlerde Kobani’ye gittim, bana "İsimleri değiştirecekmiyiz" dediler, Suriye devleti kararname çıkarmış, biz şehit isimlerini verelim dedik...Onu hatırladım; ortaokula yeni geçtiğimizde bir gün ben ve bir arkadaşım boyagetirdik ve Kobani’deki tüm okulların isimlerini (tabelalarını) değiştirdik.
Rûdaw: Kürtçe yaptınız...
Mazlum Abdi: Hepsini Kürtçe yaptık, bir gecede hepsini bitirdik. Sonra Kobani’debüyük bir olay çıktı, istihbarat (Muhaberat) işin içine girdi ve bazı kişiler tutuklandı.Bu anımı bu vesile ile hatırladım.
Rûdaw: Eğer eğitiminize devam etseydiniz, şimdi sizi bir Kürt mühendisiolarak görecektik, değil mi?
Mazlum Abdi: Doğru, öyle olabilirdi çünkü mühendisliği de seviyordum ama şimdisiyasi çalışmalara katıldık.
Rûdaw: Halep Üniversitesi’ndeki o öğrencilik günlerini özlemiyor musunuz?
Mazlum Abdi: Doğrusu Halep Üniversitesi benim için çok özeldi; çünkü siyasimücadeleye orada organize bir şekilde dahil olmuştuk. Öncesinde arkadaş çevresigibiydi ama üniversiteye gittiğimizde durum farklıydı, siyasi bir hedef için oradaydık.Üniversitede büyük bir siyasi mücadele yürütüyorduk. İnanıyorum ki siyasihayatımdaki en büyük mücadele, üniversitedeki arkadaşlarımla verdiğimiz omücadeleydi. Onlarca arkadaşım benimle birlikte siyasete atıldı ve birçoğu hâlâbizimle birlikteler. Bazıları şehit düştü, bazılarıyla da bugüne kadar beraberiz vedevam ediyoruz.
Rûdaw: Çok mutlu oldum. "Sizi 30 yıl sonra tekrar göreceğim" demiştim.Gerçekten çok sevindim. General, siz hâlâ eskisi gibisiniz. Sizi Kobani’degördüm, Halep’te öğrencilik yıllarında gördüm, Avrupa’da gördüm; siz hepaynısınız. Şimdi sizi bir Kürt lideri, bir General, IŞİD’e karşı Rojava’yı savunanbüyük bir ordunun komutanı olarak görüyorum ama siz yine aynısınız! Siz dekendinizi aynı görüyor musunuz?
Mazlum Abdi: Elimden geldiğince kendi doğal yapımdan uzaklaşmak istemiyorum.Doğal bir kişiliğim var; bazıları beni "Çok sadesin, protokolleri ciddiye almıyorsun"diye eleştiriyorlar. Bu konuda çok tavsiye alıyorum ama ben doğal kalmak veeskiden nasılsam öyle devam etmek istiyorum.
Rûdaw: Hep kendiniz gibi kalın! Bu mülakat için çok teşekkürler. Kabulettiğiniz için ağzınıza sağlık. Çok mutlu oldum. Son olarak söylemekistediğiniz bir şey var mı?
Mazlum Abdi: Rojava’daki bu mücadeleye destek veren Kürdistan’ın dörtparçasındaki Kürt halkına şükranlarımı sunmak istiyorum; onlara yürekten teşekkürediyorum. Doğrusu son dönemde zor bir aşamadan geçtik. Halkımızın bu süreçteçok acı çektiğini biliyoruz. Şunu söylemek isterim ki biz daha çok acı çektik çünküarkadaşlarımız şehit oldu, arkadaşlarımız esir düştü. Bu sürecin bizzat içindeydik vebiz de acı çektik; kuşkusuz kendimizi de sorguladık. Artık bu aşamayı tamamladıkve kendi içimizde yapılması gerekenleri yaptık. Halkıma şunu söylemek istiyorum:Artık yeni bir aşamaya geçiyoruz. Şu an Suriye hükümeti ile bir anlaşmamız var, buay içerisinde onu tamamlayıp başarıya ulaştıracağız. Rojava için yenidenbaşlamanın önemli olduğu bir dönemi başlatacağız. Gerek yönetim gerek idari vesiyasi alanlarda, bugüne kadar oluşturulan kazanımlar üzerinden daha büyük birmücadele vereceğiz. Bu başarılar temelinde, Kürt özyönetimini korumak, Kürtlerinbu devlet içerisindeki konumunu güçlendirmek ve tüm kazanımları muhafaza etmekiçin eskisinden daha büyük bir mücadele yürüteceğiz. Yeni ve daha güçlü birmücadeleye ihtiyacımız var. Bizim halkımızdan isteğimiz; halkımızın bu süreciatlatması, her zamankinden daha umutlu olması ve başlattığımız bu yürüyüştebizimle birlikte yer almasıdır. Gelin, Rojava Kürdistanı’ndaki Kürt halkının haklarınıgaranti altına alana kadar birlikte yürüyelim. Halkımızdan dileğim ve umudum budur.Ben de geldiğiniz için memnun oldum, tekrar hoş geldiniz diyorum.
Rûdaw: Çok teşekkürler. Değerli izleyiciler, Demokratik Suriye Güçleri (DSG)Genel Komutanı General Mazlum Abdi ile gerçekleştirdiğimiz mülakatınsonuna geldik. Bizi ve ekibimizi karargahında ağırladı. Erbil’den büyük birekiple gelmiştik. İzlediğiniz için size de teşekkürler. İnanıyorum ki busöyleşinin etkisi sadece Rojava’da değil, tüm Kürdistan’da hissedilecektir. Birbaşka söyleşide görüşmek üzere, hoşça kalın.