Mümin Ağcakaya
TİGRİS HABER - Diyarbakır İç Kale Kompleksinde yer alan Saint George Kilisesinde ‘Mezopotamya’nın Altın Kadınları’ resim sergisi sanatseverlere tarihi bir yolculuk yaptırıyor. Buğday başağı ve kadını Kommagene uygarlığından kalan figürlerle harmanlayarak özgün tablolar ortaya çıkaran ressam Fatih Yıldız; bir çocukluk hayalini gerçekleştirdiğini söyledi.
Saint George Kilisesinde ‘Mezopotamya’nın Altın Kadınları’ adlı resim sergisinin açılışı yoğun bir ilgiye sahne oldu. Serginin açılışına Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, çok sayıda yetkilinin yanı sıra sanatseverler de katıldı.
D.Ü. Rektörü Kamuran Eronat, Zerzevan Kazı Başkanı Prof. Dr.Aytaç Coşkun, Amida Höyük Kazı Başkanı Prof. Dr. İrfan Yıldız, akademisyenin ve sanatseverlerin katıldığı açılış programına Diyarbakır Sanat ve Musiki Derneği sanatçıları da söyledikleri şarkılarla eşlik etti. Tigris Haber Gazetesine konuşan ressam Fatih Yıldız Eskişehir Anadolu Üniversitesi Resim İş Öğretmenliği Lisans, Gazi Üniversitesi Yüksek Lisans mezunu olan ressam Fatih Yıldız; Ankara’da görsel sanatlar öğretmenliği yapıyor.
Tarih, kadın ve başakla harmanlanan eserler
Ressam Fatih Yıldız; “Yüzyılları taşlarında saklı şehir diye bir kitap hazırladık. Bu kitap için dört yıl boyunca bir hazırlık yaptık. Kitapta Kommagene Krallığının tarihi mekânlarını, ören yerlerini, tümülüslerini, anıt mezarlarını çalıştık. Dört yıl boyunca Kommagene Krallığının; o ışığı, heykellere, taşa kazınan figürleri, rölyefleri, kabartmaları beni cezp etti. Ve böyle bir tarz oluşturdum. Kommagene Altın Kadınlarını, Mezopotamya’nın Altın Kadınlarını çalıştım. Bunları buğday başaklarıyla harmanladım. Kitap kapağında yer alan; şal dediğimiz kıyafet yani kofi Kürt kadınlarını temsil ediyor.2000 yıllık bir geçmişi var bu şalın, kıyafetin. Bunları neolitik çağ, klasik çağ, Roma dönemi ve sonraki çağları içine alarak, kadın figürlerini, buğday başaklarıyla harmanlayıp yeni bir kaligrafi oluşturduk. Diyarbakır’da açtığım bu sergi ile birlikte şimdiye kadar katıldığım 34. Kişisel ve karma sergi oluyor. Sergi açtığım ülkeler arasında; İran, İtalya, Fransa’da Paris ve İngiltere de Londra’da gibi yerler oldu.
Çocukluk hayali gerçekleşti
Ama Diyarbakır’ı çok özel seviyorum. Bir çocukluk hayalim vardı. Resimlerimi Diyarbakır da sergilemekti. O çocukluk hayalimi gerçekleştirmek istedim. Bu serginin düzenlenmesinde İl Kültür Turizm Müdürlüğü yardımcı oldu. Sağ olsun. Saint George Kilisesi’nde, bu güzide mekânda, belki 2000 yılı geçmişi olan tarihi mekânda bu sergi için yardımcı olan İl Kültür Turizm Müdürlüğüne teşekkür ediyorum.
‘Diyarbakır’ı evim gibi biliyorum’
İnanılmaz tepkiler aldık. Güzel dönütler aldık. Diyarbakır’ı kendi evim gibi biliyorum. Çok uzak değilim. Adıyamanlıyım. Buraya geldiğim için çok mutluyum. Serginin amacı buydu Teşekkür ediyorum. Saygılar sunuyorum.” Diye konuştu