MİTHRAS’IN GİZEMLİ DÜNYASINA AÇILAN KAPI

Dicle Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Kazı Başkanı Doç. Dr. Aytaç Coşkun, Zerzevan kalesinde yürütülen çalışmalara ilişkin Tigris Haber’e konuştu.

Zerzavan Kalesinde yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi veren Coşkun, “Bu çalışma Diyarbakır Romasının tarihine ışık tutuyor. Geliştirilecek projeler ile kentin çevresiyle birlikte büyük bir ekonomik ivme kazandıracak” dedi.

 

Geliştirilecek projelerle kente ve çevresine ciddi bir ekonomik ivme de kazandıracak olan Zerzevan Kalesi kazı çalışmalarını yürüten Dicle Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Kazı Başkanı Doç. Dr. Aytaç Coşkun’la geniş kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdik.

 

Zerzevan Kalesi eskiden herkesin bakıp geçtiği bir kale kalıntısı gibiydi. Kalıntının altında böylesi zengin bir tarihin yattığını kimse tahmin edemiyordu. Gün yüzüne ilk çıkaran siz oldunuz? Burayı nasıl keşfettiniz?

 

İlk defa 2014 yılında kazı çalışmalarına başladık. Burası aslında önemli bir Roma garnizonudur. Kazı çalışmalarına başlayana kadar bura ile ilgili herhangi bir bilgi yoktu. Burası 400 yıl boyunca Roma'nın aktif olarak kullandığı bir Roma Garnizonu. Roma için stratejik önemi var. Biliyoruz ki Milattan sonra 2. ve 3. yy. da burası aktif olarak kullanılıyor. Roma İmparatoru Septimius Severus zamanında. İlk garnizonun inşası ve 639 İslam ordularının Fethine kadar Roma kesintisiz olarak burayı kullanıyor.

Bizim kazılardan elde ettiğimiz verilere göre Sasaniler o dönem bölgenin iki büyük gücünden biri. Biri Roma diğeri Sasani ikisi de sürekli savaş halinde. Burayı üç kez ele geçiriyor. Her üçünde de burasını yerle bir ediyor ve her defasında Roma burayı yeniden inşa ediyor. En son 639 yılında İslam orduları Diyarbakır’la birlikte burayı fethediyor. Bundan sonra burası stratejik önemini kaybediyor. İslam coğrafyası içinde kaldığı için de tamamen terk ediliyor ve geçici barınaklar olarak kullanılıyor.

 

PAGAN VE HIRISTİYAN ROMA DÖNEMİNE AİT ÇOK ÖNEMLİ ESERLER ORTAYA ÇIKTI

1400 yıl sonra biz kazıya başlayana kadar bura ile ilgili herhangi bir çalışma, herhangi bir bilgi ya da burada herhangi bir yerleşim yok. Biz 2014 yılında geldiğimizde Zerzevan’a geldiğimiz zaman sadece isim olarak biliniyor ama hakkında kimsenin bir bilgisi yok. Tabii bütün alan tamamen kapalı durumdaydı. Biz şu an görülen alanın hepsini kazı çalışmaları ile ortaya çıkardık. İlk defa çalışmalara başladık.  Çalışmalara başlamakla birlikte çok iyi bir korunmuş bir Garnizon olduğunu fark ettik. 1500 yıllık çatı kiremitlerine kadar hala kazı çalışmalarında bulabiliyoruz. Bununla birlikte Romalı lejyoner askerlerin kullandığı ameliyat aletlerine kadar ortaya çıktı. Burada yaşayan sivillerin ve askerlerin kullandığı teçhizatları, günlük yaşamda kullanılan bütün aletleri ve kapları burada sağlam bir şekilde bulabiliyoruz. Böylece binlerce eser ortaya sağlam olarak ortaya çıkarıldı. Kazıya başlayalı altıncı yılımızdayız ve dünyada eşi benzeri olmayan binlerce çok önemli eser ortaya çıkarıldı ve çok önemli örnekler var. Bu nedenle kazı çalışmaları daha da yoğunlaşacaktır. Hem kazı hem koruma hem de restorasyon çalışmaları yapıyoruz.

İlk başladığınızda pagan Roma’dan Hıristiyanlığa geçişte önemli bir yeraltı kilisesi bulduk. İki dönemi de çok rahat izleyebiliyoruz. Hem Pagan Roma’yı hem Hıristiyan Roma’yı hem de geçiş aşamasını, bu geçişe ait izleri biz Zerzevan’da çok rahat izleyebiliyoruz. Hem mimari yapılarda hem de kazılarla ortaya çıkarılan buluntularda.

MİTHRAS TAPINAĞININ KEŞFİ ÇOK ÖNEMLİ

 

Özellikle Mithras Tapınağının keşfi çok önemli. Şu an Türkiye'de yerin altına inşa edilmiş bilinen iki Mithras Tapınağı var. Biri Antep'tedir. Antep'teki doğal mağaradır. Ama yerin altına yapay olarak inşa edilmiş tek Mithras Tapınağı buradadır. Aynı zamanda Roma'nın doğusundaki tek tapınak ve dünyanın en iyi korunmuş bir Mithras Tapınağı Zerzevan Kalesindedir. Son yıllarda bu keşifle birlikte bütün dünyanın gözü Zerzevan’a çevrildi. Çünkü Pagan Roma'ya ait bir din ve o dine ait bir tanrı Mithras. Güneş Tanrısı ve bütün evreni kontrol ettiğine inanılan bir tanrı, en önemli özelliklerinden birisi de bütün törenlerinin gizli olması ve dine girmenin çok zor olması. Birincisi sizin çok üst düzey birisi olmanız lazım; mesela bir general, zengin bir tüccar, bir aristokrat hatta bazı Roma İmparatorlarının dahi bu külte üye olduğu söyleniyor. Dine giriş çok zor. Önce kabul edilmeniz ve 12 eziyet çekmek ve 7 aşama çekmek gerekiyor. Bu 12 eziyet 7 hafta süren çok ağır eziyetlere katlanmak zorundalar. Mithras’la ilgili yazılı hiçbir belge yok. Sadece arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan eserlere göre bilgi sahibi olabiliyoruz. Bütün tören ve ayinleri büyük bir gizlilik içinde yapılıyor. Yani Mithras Tapınağı'nın içerisinde ne olduğunu ancak içindekiler bilebiliyor. Bugüne kadar içeride ne olduğunu açıklayan hiç kimse yoktur. Sadece tahminler var. Bizim Mithras’la ilgili bilgilerimizin tamamı arkeolojik kazılar sonucunda elde edilen bulgulara göre yorumlamalardır. Tabii Mithras bu nedenle her zaman ilgi çekmiş ve sonraki dönemlerde de buna benzer yapılanmaları etkilemiştir.  

BÖLGENİN ROMA TARİHİNİ DEĞİŞTİRDİ

Bu nedenle Zerzevan Kalesi'nin dünyanın en iyi korunmuş Roma garnizonu olması Çünkü burası yıkıldıktan sonra ve terk edildikten sonra bir daha yerleşim görmüyor. Genelde Roma garnizonlarda baktığımız zaman ortaçağda ya da terk edildikten sonra sürekli üzerine bir yerleşim vardır.  Avrupa’dakileri ne bakıyoruz üzerinde kale yerleşimleri var. İslam coğrafyasındaki ya da Anadolu’da olanlara bakıyoruz, üzerinde İslami dönem kaleleri var.  Ama Zerzevan Kalesi terk edildikten sonra fethedildikten sonra tekrar yerleşim görmediği için çok bozulmamış. O döneme ait pagan ve Hıristiyan dönemine ait bütün bulguları burada görebiliyoruz. Burası bölgede Roma tarihini değiştirdi.  Diyarbakır Roma’sı hiç bilinmiyordu. Özellikle Diyarbakır'ın Roma Döneminin aydınlatılması açısından çok önemlidir. Bölgenin Roma tarihini geriye doğru çekti. Önemini de geriye doğru çekti. Tarihi daha da geri götürdü. Bu nedenle hem Zerzevan Kalesi’ne baktığımızda bölgenin turizmi açısından hem de bölgenin tarihinin aydınlatılması açısından çok önemlidir.

Niye bu kadar çok gizemli? Genelde dinler ve inançlar bu kadar kapalı değil. İnsanlar nasıl inanacağını biliyorlar. B u kadar eski bir dönemde bu kadar gizemli, dar ve girmesi çok zor. Çıkması ise ancak ölümle olan böyle bir kurallar niye zorunlu kılınmış olabilir? Hangi ihtiyaç veya zorunluluk, buraya üye olmak için bu kadar dar bir elitliğe ihtiyaç duyuyor? Bu kadar gizliliği ve gizemliliği gerektiriyor?

 

Mithras ne vaad ediyor. Mithras dinine üye olanlara öldükten sonra sonsuz bir yaşam. Bununla birlikte aslında Roma'yı yöneten Mithras’çılar. Bütün bu gizemli gizli yapılanmaların kökeninde Mithras var. Mithras’çılar Roma’nın içinde büyük bir güç. Bu nedenle bu kadar gizlidir. Bu kadar gizemli ve sadece belirli bir gruba hitap etmesinin sebebidir. Tapınaklarda küçük gruplar halinde ibadet ettiklerini biliyoruz. Bunlar seçilmiş ve özel insanlar. İkincisi bunu Mithrasa mal ettikleri. Aslında en önemli noktalardan birisi gücü elinde bulundurmalarıdır. Aslında Roma'yı yönetenlerin Mithras’çılar olması. Aslında gizemli olan her şeyi ilgide çeker. Gizli, çözülememiş şeyler bütün tarih boyunca herkesin ilgisini çekmiştir. Bu kadar kapalı bir toplum olmasının sebebi de bunların özel insanlar olmasıdır. Tabi bunların hepsi yorumdur. Politik açıdan hepsinin çok güçlü insanlar olmasıdır.

MİTHRAS'IN GİZEMLİ DÜNYASINA AÇILAN KAPI

Roma'dan önce de Mithra inancı var. Hatta Zerdüşt’ten de eski. Roma döneminde niye bu kadar gizemli hale geliyor?

 

Mithras Pers kökenli. Zaten Mithra Güneş Tanrısı. Pers inancında var. Roma özellikle Anadolu'yu ele geçirdikten sonra karşısına çıkan güç Pers’in devamı olan Parth ve Sasani. Bunlarda da Mithra inancı var. Askerler vasıtasıyla Roma'ya giriyor. Roma'ya girdikten sonra dönüşüyor. Pers dininde herkes inanabilirken, Roma'da da bu İnanç yaygınlaşıyor. Ama tapınağın içindekileri için sadece çok özel insanlar Çok üst düzey insanlar. Mithras inancı bütün Roma halkı içerisinde çok yaygın. Hatta bazı kaynaklarda geçtiğine göre diyorlar ki; Hıristiyanlık olmasaydı bütün dünya Mithrasa inanacaktı. Eğer Hıristiyanlık bu kadar hızlı yayılmasaydı, bütün dünyada Mithras inancı olacaktı. Bu kadar etkin bir din. Ama içeride ne konuştuğunu ne yapıldığını bilen sadece içerdekiler. Dışarıda da Mithrasa inananlar var ama içerde ne olduğunu bilmiyorlar. Aslında bu inanç içerisindeki bir üst düzey yapılaşma ve tabana doğru iniyor.

 

Tek Tanrılı din olarak ortaya çıkan Zerdüştlük; Mithra’dan hem etkileniyor hem de karşı çıkıyor. Bu kadar eskiye dayanan Mithra inancı, Roma öncesi dönemlerinde de böyle gizemli ve elit bir yapılanması var mıydı?

Roma’dan önce yok. Roma’yla birlikte dönüşüyor. İnancın kapsamı ve içeriği değişiyor. Roma kendine göre şekillendiriyor.

İlk önce tabii karşı çıkıyorlar. Bu seferlerle birlikte önce askerler arasında daha sonra Roma'da yaygınlaşıyor. Ama tabii ki büyük bir değişme, dönüşüme uğruyor. Ama Hıristiyanlıkla birlikte tamamen yasaklanıyor. Tapınakları tahrip ediliyor. Bazıları kiliseye dönüştürülüyor. Ondan sonra bu inanç daha da yerin altına iniyor, daha da gizleniyor. Çünkü Pagan Roma’da bu inanç serbestken Hıristiyan Roma'da ise tamamen yasaklanıyor.

 

İran'da Mithras tapınakları nasıl?

Mithras tapınakları var ama Roma'dakinden çok farklı. Mithras tapınakları genelde; ateş ya da Güneş tapınaklarıdır. Ama çok basit yapılar. Fakat Roma'da mimarisi ile ritüelleriyle birlikte böyle bir kimliğe bürünüyor ve yer altında inşa ediyorlar.

 

Bu 12 aşamadan geçmesinin farklı bir anlamı var mı?

Bütün inançlarda 7 rakamı ve 12 rakamının bir kutsallığı var. Zaten inançlar birbirlerinden etkileniyorlar.

Pagan inançları etkiliyorlar.12 ve 7 her zaman bütün dinlerde kutsal kabul ediliyor. Bir şekilde karşılığı var. Mithras'ta da aynı şekilde; 12 eziyet 7 aşama bunlarda da bu rakamlar kutsal. Tarih boyunca bunlar kutsaldı. Şu anlamı var demek, bunun açıklamasını yapmak çok zor. Çünkü her dinde var. Mithras’ta da var.

YER ALTI VE YER ÜSTÜ KENTİ ORTAYA ÇIKTI

Burada yeni yapılar olarak neler ortaya çıkarıldı?

2014 yılında burada kazılara başladık. Bu çalışmalarımızda arkeolojik buluntulara rastladık, yeni yapılan ortaya çıkardık. Bir yeraltı gizli geçidini bulduk. Fakat bu geçit 1500 yıl önce kapatılmış. Deşifre olduğu için. Özellikle son Sasani saldırısı sırasında iki taraflı kapatılmış. Geçit bir yere kadar geliyor daha sonra kapatılmış. Yine; ilk Hıristiyanlığa geçiş ya da ilk serbest bırakıldığında inşa edilen bir yer altı Kilisesini ortaya çıkardık. Yeraltı Kilisesi yetmeyince, daha doğrusu Hıristiyan cemaatin sayısının artması ile birlikte inşa edilen büyük Kilisenin kazılarını tamamen bitirdik. Güney Kule ve surlarda çalışmalar yürüttük. Üç katlı olan Güney Kulenin 19 metresi ayakta. Orijinal yüksekliği 21 metre. Aslında bütün alan 15 metre yüksekliğinde surlarla çevrili ve 1,2 km uzunluğunda bir savunma hattı var. Oldukça yüksek ve kalın surları var. Suların kalınlıkları 2,5 ve 3 metre arasında değişiyor. Bu surların bir kısmını ortaya çıkardık. Su ihtiyacı için çok büyük sarnıçlar var. Sadece bir tanesi 4000 metre küp su alıyor. 54 tane su sarnıcı tespit ettik. Bu sarnıçlara su sağlayan bir kanalın 800 metresini ortaya çıkardık. 7,5 km uzaklıktaki su kaynaklarından bu kanallar vasıtasıyla ile su getirmişler ve sürekli burada su depolamışlar. Çünkü bir kuşatma sırasında nüfus burada çok artıyor. Normalde lejyon birliğinden bin asker var ve dört yüz de sivil var. Sürekli olarak1400 kişi yaşıyor. Fakat bir savaş zamanı olduğunda çevrede tarımla uğraşan, buraya bağlı olan halk bu kaleye sığınıyor. Burası kalenin yanında askeri bir yerleşim, askeri bir kenttir.  Birden nüfus 10 binleri, 20 binleri, 30 binleri buluyor. Bu kadar insanın su ve yiyecek ihtiyacı için sürekli su ve yiyecek depolanmışlar.

 

Askerlerin ve sivillerin kaldığı konutlarda çalışma yürüttük. 105 konut var. Bu konutardan 4 tanesini kazdık.  Bu çalışmalar daha uzun yıllar sürecek. Yine kentin yönetim merkezi olarak kullanıldığını düşündüğümüz yer şu an keşfedildi. Daha kazısı yapılmadı. Yakında buranın kazısı başlayacak. Yine bir üst düzey yöneticinin, bir generalin kaldığı odayı tamamen ortaya çıkardık. Sur dışında nekrepol alanı dediğimiz; bir mezarlar, ölüler kentini ortaya çıkardık. Kazı alanında çok güzel mezarlar var. Tek kişilik, üzeri tonozlu, vadiye bakan özel mezarlar. Üç kişilik ana kayaya oyulmuş aile mezarları var. Lahit tipinde ana kayaya yontulmuş mezarlar var. Farklı tiplerde farklı statülere göre mezarlar inşa edilmiş. Bu mezarları ortaya çıkardık. Ama şu ana kadar ortaya çıkardığımız mezarların hepsi antik dönemde soyulmuş.

Yine hemen Surların dışında bulunan taş ocaklarında çalışmalar yürüttük. Surların dışında ibadet alanları, yani kaya sunakları, sunu çanakları bulduk. Sur içinde açık alan ibadet alanları, Doğu tarafından nişleri ortaya çıkardık. Bunların hepsini yeni kazılarla ortaya çıkardık. Kazı öncesinde bunların hepsi kapalıydı. Sadece kilisenin bir kısmı görünüyordu. Yani Zerzevan Kalesinde her yıl yeni bir keşif ve birçok soru işaretine cevap olacaktır. Bu nedenle Diyarbakır'da ilk defa Roma dönemine ait kazı çalışması olması açısından, bölgenin tarihini değiştirmesi açısından önemli. Bu kazı çalışmalarının devam etmesiyle daha birçok yeni yapı ortaya çıkarılacaktır. Şimdi bakıyoruz bir yer üstü şehir var bir de yeraltı şehri var.

Sadece birinde çalıştık ve iki yılda ancak ortaya çıkarabildik. 400 kişinin barınabileceği bir yeraltı sığınağı, en küçüğü bu. Bunun gibi birçok yer var. Özellikle 400 kişinin barınabileceği sığınak devasa bir yapı. 4,5 metre yüksekliğinde, 13 metre uzunluğunda 2 bölümden oluşuyor ve bu en küçüğüdür. Binlerce insanın sığabileceği yerler var. Bunları niçin yapma ihtiyacı duymuşlar. Burada zaten 1400 kişilik yerleşik bir grup var. 105 tane konutun olduğu bir yerleşim var. Zaten burada yerleşik bir halk var. Çoğu zaman bu bölge hep savaşla geçmiş. İnsanlar buraya sığındıkları zaman onlara kalabilecekleri yerler gerekli. İşte yeraltı şehrini de bunlar için yapmışlar. Bununla birlikte bakıyoruz bazı yapılar savaş zamanı sığınak barış zamanı hepsi yiyecek deposu olarak kullanılmış. On binlerce metreküp on binlerce ton su ve yiyecek depoluyorlar. Bu nedenle biz hem yer altı şehrinde hem de yer üstü şehrinde çalışıyoruz.

SAFİR TUZ SPONSORLUĞU ÜSLENDİ

Kültür ve Turizm Bakanlığımızın desteğiyle ve izniyle bu çalışmaları yürütüyoruz. Bununla birlikte Diyarbakır Valiliği, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Karacadağ Kalkınma Ajansı, GAP İdaresi, Çınar Kaymakamlığı ve İŞKUR bu çalışmalara destek oluyor. Özellikle bu sene Zerzevan Kalesiyle ilgili önemli bir gelişme oldu. Safir Tuz 20 yıllığına Zerzevan Kalesine sponsor oldu. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile protokol yapıldı, imzalar atıldı. Yirmi yıl boyunca Safir Tuz Zerzevan Kalesindeki çalışmalara destek olacak. Bu destekler, çalışmaların daha hızlı ve etkin bir şekilde yürütülmesi için önemlidir.

 

 

Türkiye'de 200 civarında kazı çalışması var. Kültür ve Turizm Bakanlığı; Türkiye’de 12 ay boyunca kesintisiz devam etmesini istediği 20 kazıdan birisi de Zerzevan Kalesidir.

Biz sadece kazı çalışmaları yapmıyoruz. Aynı zamanda; koruma ve restorasyon çalışmalarını da yapıyoruz.  Şu an Güney Kule ve Kilisede restorasyon çalışmaları yapılıyor. Projeleri bittiği zaman hemen mevcut yapıları korumaya yönelik restorasyon projeleri uygulanacak.

 

ÇOCUKLAR İÇİN ARKEO PARK OLACAK

Aynı zamanda yolumuz yapılıyor. Büyük bir karşılama merkezi, çocuklara yönelik bir arkeo park yapılacak. Bu arkeo park Türkiye'deki üç arkeo parktan birisi ve bölgedeki tek arkeo park olacak. Çocuklar buraya geldiği zaman en azından yapay kazı alanları olacak. Orada kazı yapacaklar. Aynı zamanda onlar için özel bilgilendirme alanları, sergi salonları, Sinevizyon gösterilerinin yapıldığı yerler oluşturulacak. Bu da çocuklarda hem arkeoloji ve tarih bilincini hem de üzerinde bulundukları kültürel varlıkların korunması açısından çocuklarda bir bilinç oluşmasına önemli katkı sunacaktır. Çocuklarla ilgili projelere önem veriyoruz.  Böyle bir arkeo parkı Diyarbakır'a kazandıracağız. Onun için Karacadağ Kalkınma Ajansı'ndan ve Dicle Üniversitesi'nin işbirliği ile bir projemiz de kabul gördü ve çalışmalara başlandı. Bu önemli; hem gelen ziyaretçilerin bilgilenebileceği ya da dinlenebileceği alanları oluşturmak, tanıtım alanları oluşturmak, bir ziyaretçi merkezi yapmak, turistlerin kullanabileceği rahat, ferah alanlar oluşturmak, hem de çocukları kapsayan kompleks bir yapılanma olacak. Bu projeyi bir yıl içinde bitirmeyi planlıyoruz.

 

ZERZEVAN MÜZESİ DÜŞÜNÜYORUZ

Buradaki buluntuları nasıl değerlendirmeyi düşünüyorsunuz?

 

Tabii Zerzevan Kalesi'nde çıkan eserler çok önemli. Günlük yaşamda kullanılan; hem Askerlere ve sivillere ait; pagan ve Hristiyan döneminde günlük yaşamda kullanılan en ince detaylara kadar çok sayıda malzeme ortaya çıkarıldı. Bunların içinde; saç iğnesinden kadınların kullandığı elbiseleri tutturdukları fibula denilen iğnelere, ameliyat aletlerine, ok uçlarına kadar farklı dönemlere ait büyük bir koleksiyon var. Bununla birlikte aydınlatma araçları günlük kullanımda kullandıkları pişirme kapları, depolama kapları, iki metrelik büyük depolama kapları var. Bunlarla birlikte o döneme ait çok sayıda sikke var. Ve bazılarının dolaşımı çok az. Dünyada örneği çok az ve özel basılmış. Binlerce eser ortaya çıkarıldı. Tabii bunlar çok önemli.  Bunlar altı yılda ortaya çıkarılanlar ve çok daha fazlası çıkacaktır.

Bunların sergilenebileceği bir müze yapılma düşüncesi var. İlerleyen yıllarda belki sadece buradan çıkarılan eserlerin sergileneceği bir Zerzevan Müzesi yapılacak. Şu ana kadar çıkan eserler bir müzeyi rahatla donatabilecek düzeydedir.

 

ÖNÜMÜZDEKİ YIL HEDEFİMİZ BİR MİLYON ZİYARETÇİ

 

Şimdi Zerzevan Kalesine baktığımız zaman hem ülke hem bölge turizmi açısından, Diyarbakır turizm açısından çok önemli. Burayı 2018 yılında 352.000 kişi ziyaret etti. 2019 yılında şu an bu rakama 7 ayda ulaştık. Yılsonuna kadar en az 600.000 kişi burayı ziyaret etmiş olacak. Sonrasında da en az 1.000.000 ziyaretçi hedefimiz var. Bunu rahat bir şekilde karşılayacak duruma sahibiz.

Turizm açısından şu an Diyarbakır’ın lokomotifi Zerzevan Kalesidir. Özellikle hem kendini en iyi şekilde korumuş Roma Garnizon olması hem de Mithras Tapınağına sahip olması; bütün dünyanın gözlerini bir anda buraya çevirdi. Özellikle 2018 yılında Dünya Turizm Oscar'ı olan Altın Elma’nın Diyarbakır'a verilmesinde Zerzevan Kalesi'nin önemi çok büyük. Tabii bir bütün olarak değerlendirmek lazım bu yüzden tanıtım faaliyetlerine de ağırlık veriyoruz. Özellikle Kültür ve Turizm Bakanlığı, Diyarbakır Valiliği bu konuda yoğun çalışıyor. Tanıtım faaliyetlerine de ağırlık veriliyor. Bu nedenle 1.000.000 rakamı ulaşılamayacak bir hedef değil. Hatta çok daha fazla sayıda turist buraya gelecektir. Bununla ilgili olarak da hazırlıklarımızı yapıyoruz. Bu nedenle hem Diyarbakır'ın tanıtımı, bilinirliği ve turizm potansiyelinin ortaya çıkarılması açısından Zerzevan Kalesi büyük bir öneme sahiptir.

 

Kent olarak Diyarbakır bir milyon insanı ağırlamaya hazır mı?

Diyarbakır hazırlıklarını sürdürüyor. Aslında aşama aşama olacak bir şey bu. Diyarbakır şimdi buna hazırlanıyor. Diyarbakır turizm potansiyeli olan bir şehirdir. Geçen yıla göre gelen turist sayısında %100'e varan bir artış var. Bütün tur programlarında artık Diyarbakır'da konaklama da var. Turlarla gelenlerin Diyarbakır'da kalması çok önemlidir. Sadece Diyarbakır'a olan turlar var. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından da 7. bölgenin merkezi seçildi. Antep, Urfa, Adıyaman, Mardin’in de içinde bulunduğu kentler içerisinde Diyarbakır merkez oldu. Bölge turizm potansiyelinin artırılması ve alt yapının hazırlanması yönünde çalışmalar devam ediyor. Diyarbakır hazır ve zamanla da kendini yenileyecektir. Otellerimiz bunun için hazır. Tabii bunun daha da geliştirilmesi lazım. Ziyaretçilerin sayısı arttıkça daha da geliştirilecektir.

 

BİRÇOK ALANDA TURİZM GELİŞECEKTİR

Kente nasıl bir ivme kazandıracak? Diyarbakırlıların yaşamlarına nasıl bir katkı sunacaktır?

 

Turizm dediğimiz zaman birincisi istihdam açısından çok önemli. Diyarbakır'ın da en büyük sorunlarından birisi işsizliktir. Turizm bacasız sanayidir. Turizmle birlikte Diyarbakır’a birçok yatırım yapılacak, kent daha da gelişecek ve insanların yaşam standartları artacak, işsizlik sorunu önemli ölçüde ortadan kalkacaktır. Kentle ilgili olumsuz algı ortadan kalkacaktır.

 

Diyarbakır’a bir bütün olarak baktığımızda dünyaya hitap edebilecek bir potansiyele sahip olduğunu görüyoruz. Bu zenginlikler nasıl değerlendirilebilir? Ne tür projeler yapılabilir?

 

Diyarbakır'da şimdi inanç turizmi yapılabilir. Burası peygamberler ve sahabeler şehri. Kuran'da ismi geçen Hz. Zülküf ve Hz. İlyas Peygamberin Kabri şu an Eğil’de. Mekke ve Medine'den sonra en çok sahabenin olduğu yer. 27 sahabe var. Bu açıdan İslam coğrafyasına hitap edebilen bir yer. Meryem Ana, Keldani, Surp Gragos Kiliseleriyle Hıristiyanlık dünyasının ilgisini çeken; birçok dinin bir arada yaşadığı bir hoşgörü şehridir. Anadolu’nun İslam'la tanıştığı ilk toprak Diyarbakır’dır. 5. Haremi Şerif olarak Kabul edilen Ulu Cami burada. Aynı zamanda Yahudilik inancına hitap eden Havralar burada.

 

Bunlarla birlikte kültür turizmi yapabilirsiniz. İnsanlığın ilk yerleşim yerlerinden olan ve 12.000 yıl öncesine ait Körtik Tepe var. Burası Göbekli Tepe’den yaklaşık 1.000 yıl öncesine dayanıyor. Diyarbakır’da, ilk tarımın yapıldığı, ilk hayvancılığın yapıldığı, ilk madeninin kullanıldığı yer olan Ergani Çayönü var. Aslında her şeyin ilkleri Diyarbakır'dadır. Hem de gastronomi turizmi yapılabilir; çünkü yemek kültürü açısından Diyarbakır çok üst düzey. Bu açıdan Urfa, Hatay, Antep’le çok rahat yarışabilecek düzeydedir. Bununla birlikte Çermik'teki kaplıcaları ve bütün bölgeye hitap eden hastaneleriyle sağlık turizmi yapılabilir.

 

Aslında Diyarbakır’da turizmin her çeşidini geliştirmek için uygun bir zemin var. Bu alanlarda potansiyeli bölgede inanılmaz derecede üst düzeyde. Bunların hızlı bir şekilde harekete geçirilmesi lazımdır. Bunun içinde birçok projeler geliştiriliyor. Komisyonlar var, bu konular konuşuluyor. Diyarbakır'da Turizm nasıl daha ileriye götürülebilir diye. Komisyonlarda ben de varım. Bu çalışmalarımızı yürütüyoruz.

 

Yine bir Kral Yolu projesi var üzerinde çalışıyoruz. Antalya’da nasıl bir Likya Yolu, Serik yolu varsa; şu an bir Hitit yolu yapılıyor. Aslında bizde de Kral Yolu var. Kral Yolu Asurlulardan itibaren kullanılan aktif bir ticaret ve askeri yol. Pers’ler buna Kral Yolu demişler. Perslerden sonra Romalılar da bu yolu aktif olarak kullanmışlar. İpek Yolu tarihte çok önemli bir ticaret yolu olmuştur. Kral Yolu projesi ile birlikte bu sefer de; doğa yürüyüşçülerine bu yolu kazandıracağız. Bu yol Zerzevan’dan başlayacak Ergani'ye kadar devam edecek. Bununla birlikte . Rotalar bu altı yeri; Çınar, Sur, Diyarbakır Merkez, Ergani, Çermik, Çüngüş gibi altı yeri doğrudan etkileyecek bir yol projesi. Bu yol projesinde doğa yürüyüşleri, bisiklet yolu, tırmanışçılar, dağcılar, yamaç paraşütçüleri, kanocular. Yani her alana hitap edecek bir yol güzergâhından bahsediyoruz. Yaklaşık 150 kilometrelik bu yol, Diyarbakır’da kırsal turizm'in canlandırılması açısından çok önemlidir. Mesela Likya Yolu’nda yılda yüz binlerce kişi yürüyor, sırf oraya yürümek için geliyorlar.

Bu anlattıklarınızın hepsi kente katkısı ve getirisi olacak projeler. Hızlandırılması açısından neler yapılabilir?

 

Tabii şimdi kurumlar ortaklaşa çalışıyorlar. Birçok kurum bir arada çalışıyor. Projelerin uygulamaya geçmesi biraz zaman alıyor. Son iki yılda ivme kazandırıldı. Her şeyin kısa sürede yapılması imkânsız. Çünkü onun için alt yapının olması lazım. Projelendirilmesi gerekiyor. Alt yapı hazırlanmadan hızlı bir şekilde yapıldığı zaman hata yapılır. O yüzden şu an aslında çalışmalar yürütülüyor ve bu daha da ivme kazanacaktır. Özellikle 2009 için söyleyebilirim Diyarbakır surları ile ilgili koruma ve restorasyon projeleri var onlar da hızlı bir şekilde faaliyete geçecektir. Özellikle 2020 yıl içinde tamamen hazır hale getirilmesi planlanıyor. Kısa vadeli projeler için en az 2 yıl, orta vadeli projeler için 3-4 yıllık bir zaman gerekiyor. Hızlı bir şekilde bitirmeye çalışıyoruz.

 

Turizm gibi elimizde çok değerli bir hazine var. Ortak aklı yakalarsak herhalde burası maddi olarak hiçbir şeye ihtiyacı kalmaz. Her geçen zaman bir kayıp değil mi?

Aslında ürün var ama bunun dönüştürülmesi biraz zaman almıştır. Ama sonuç itibariyle yapılan çalışmalarla bu dönüşüm sağlandı. Artık ürünün tanıtımı yapılıyor. Bu önemli. 2020 yılı için bir milyon kişinin gelmesini bekliyoruz. Daha sonraki yıllarda bu sayı katlanarak devam edecektir. Bununla ilgili altyapı çalışmaları hızlı bir şekilde yapılıyor.

 

İnsanlar ileride geriye dönüp baktıklarında; şimdi uğraşılan meselelerin ne kadar zaman kaybına neden olduğunu, enerjinin boşa harcandığını, bu zenginlikten zamanında faydalanamadıklarını gördüklerinde hayıflanmayacaklar mı?

 

Tabii insanlar bunu düşürecektir ama hiçbir şey geç değildir. O nedenle derler ya zararın neresinden dönülürse kardır diye. Öyle düşünmek gerekiyor. Biz zaten yolumuza bakıyoruz. Geçmişi geçmişte bıraktık. Tabii ki pozitif bakıyoruz, Önümüzdeki senenin programlarına baktığımız zaman bile görüyoruz ki; Diyarbakır'da turizm alanında büyük bir patlama yaşayacak. Bu da en azından dediğimiz gibi istihdam anlamında, refah düzeyini artırma anlamında Diyarbakır'a çok büyük katkısı olacaktır.

 

Hocam bu kadar yoğun ve önemli bir çalışma içerisinde bize zaman ayırdığınız ve misafirperver yaklaştığınız için çok teşekkür ediyoruz. Çalışmalarınızın sonuçlarını heyecanla bekliyoruz.

Basın olarak sizlerinde çalışmalarımızı tanıtım ve görünür kılınması açısından göstermiş olduğunuz duyarlılığa teşekkür ediyoruz.

Mümin Ağcakaya-özel

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Özel Haber-röportaj Haberleri