MUTLULUK

 Köşe Yazarı
MUTLULUK

Nâzım Hikmet “Saman Sarısı” şiirinde Abidin Dino’ya sorar:
“Bana mutluluğun resmini yapabilir misin?”
Abidin Dino mutluluğun resmini yapmadı belki ama sanatın ve şiirin diliyle mutluluğu anlatmaya çalıştı.
Peki, mutluluk nedir?
İnsan ne zaman mutlu olur?
Bu soruların tek bir cevabı var mı?

MUTLUĞUN ÖLÇÜSÜ

Birleşmiş Milletler verilerinden yararlanılarak hazırlanan Avrupa Hayat Memnuniyeti Haritası’nda Finlandiya 7,8 puanla ilk sırada yer alırken, Türkiye 5,3 puanla Avrupa’nın mutluluk düzeyi en düşük ülkelerinden biri olarak karşımıza çıktı.
Tabii ki rakamlar bize bir şey söylüyor. Ama asıl soru şu:
Neden mutlu değiliz?
Zenginimiz mutlu değil…
Fakirimiz mutlu değil…
Türk mutlu değil…
Kürt mutlu değil…
İnanan mutlu değil…
İnanmayan mutlu değil…
Alevi mutlu değil…
Sünni mutlu değil…
Öğretmenimiz mutlu değil…
Öğrencimiz mutlu değil…
Hasılı;
Kadınımız mutlu değil…
Erkeğimiz mutlu değil!
Neden?
Neden?
Mutlu olmak gerçekten bu kadar zor mu?
Kuzey Avrupa ülkelerinde insanlar neden daha mutlu yaşıyor da bizler neden aynı mutluluğu yakalayamıyoruz?
Sorun ya da sorunlar acaba neden, nereden kaynaklanıyor?
Sanırım önce kendimize bakmamız gerekiyor.

ÖNCE KENDİMİZİ TANIYALIM
Bana göre mutluluğun ilk durağı insanın kendisidir.
Bireysel olarak mutlu olabilmek için önce kendimiz olmalı, kendimizi tanımalı ve ne istediğimizi bilmeliyiz.
Sokrates “Kendini tanı!” sözünü boşuna söylemiş değildir.
Kendini tanımayan insan, ne istediğini ne de, ne istemediğini tam olarak bilemez. Başkalarının doğrularıyla yaşayan insanın kendi mutluluğunu bulması da kolay değildir.
Bu nedenle mutluluğa giden yolun ilk adımı kendini tanımak, ikinci adımı ise kalıplardan ve dogmalardan uzaklaşarak bilgiye yönelmektir.
Bilge Sokrates’in şu sözü burada önem kazanıyor:
“Erdem bilgidir, hiç kimse bilerek kötülük yapmaz.”
Bilgi insanı özgürleştirir. Özgür insan ise kendi aklıyla düşünür, sorgular ve tercih eder.
Bireysel olarak bunları başarabilirsek, mutluluğa giden yolun yarısını tamamlamış oluruz diye düşünüyorum.
Ama yalnızca bireysel mutluluk yetmez.
Çünkü insan, toplum içinde yaşayan bir varlıktır.
MUTLULUĞUN TOPLUMSAL TARAFI
Mutluluğun diğer yarısı ise toplumsal ve siyasaldır.
Kendini ve ne istediğini bilen, bilgili ve erdemli bireyler olarak özgürlükler, evrensel hukuk ve demokrasi için el ele vermeliyiz.
Her kesimin, özellikle Kürtlerin ve Alevilerin de hakkını ve hukukunu tanıyan, herkesin kendisini eşit ve özgür hissedebileceği, yeni Avrupa Birliği standartlarında sivil bir anayasa yapmalıyız.
Çünkü anayasa yalnızca devletin nasıl yönetileceğini belirleyen bir metin değildir. Aynı zamanda toplumun bütün kesimlerinin birlikte yaşama sözleşmesidir.
Birilerinin istediği biçimde “Türk milleti, Türk vatandaşlığı, resmî dil ve tek zorunlu eğitim dili olarak Türkçe, cumhuriyet, üniter yapı, laiklik, demokratik hukuk devleti” demekle demokratik bir anayasa ortaya çıkmaz.
Böyle bir yaklaşım, olsa olsa bugün yürürlükte olan anayasanın başka bir siyasal anlayışla yeniden üretilmiş bir versiyonu olur.
Oysa ihtiyaç duyduğumuz şey, bir kesimin diğerlerine kendi doğrularını dayattığı bir anayasa değil; toplumun farklılıklarını kabul eden, herkesin hakkını ve hukukunu güvence altına alan bir toplumsal sözleşmedir.
Çünkü toplumun büyük bir bölümünün kendisini yok, dışlanmış, değersiz veya güvencesiz hissettiği bir ortamda mutluluktan söz etmek, kendimizi kandırmaktan başka bir şey değildir.
MUTLULUK SADECE SOFRADAKİ EKMEK DEĞİLDİR
Bana göre mutluluğu yalnızca ekonomik göstergelerle ölçmek de doğru değildir.
İnsanın karnı tok olabilir ama zihni özgür değilse mutlu olmayabilir.
Evi olabilir ama huzuru olmayabilir.
Parası olabilir ama güveni olmayabilir.
Bir toplumun mutluluğu yalnızca kişi başına düşen gelirle ölçülemez.
Adalet, özgürlük, güven, eşitlik, eğitim, hukuk ve birlikte yaşama kültürü de mutluluğun parçalarıdır.
Öyleyse soruyu yeniden soralım:
Mutluluk nedir?
Bana göre mutluluk, insanın kendisiyle barışık olması; devletin de toplumuyla, insanıyla barışık olmasıdır.
Tersi de doğrudur.
Birey kendisiyle, toplum farklılıklarıyla, devlet ise yurttaşıyla barışık olduğunda mutluluk için daha sağlam bir zemin oluşur.
Belki de mutluluğu uzaklarda aramamak gerekir.
İnsan önce kendisiyle barışacak.
Sonra başkasıyla…
Toplum farklılıklarıyla…
Devlet ise yurttaşıyla…
Abidin Dino mutluluğun resmini yapmadı ama arkadaşına mutluluğun şiirini yazdı.
Belki mutluluğun resmini yapmak da o kadar kolay değildir.
Çünkü mutluluk bir tabloya sığmayacak kadar kocaman bir şeydir.
Belki mutluluk;
kendimiz olmak,
kendimizi bilmek,
özgür olmak,
adalet içinde yaşamak
ve birbirimizin hakkına, hukukuna saygı duymaktır.
Elbette mutluluk bizimle ilgili…
Ama sadece bizimle değil.
Mutluluk, kendimizle olduğu kadar birbirimizle yani birlikte yaşadığımız toplumla ve devletle de ilgilidir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri