NEFİS TERBİYESİ VE ORUÇ

İbrahim Yardım

 

Bu haftaki yazımızda inşallah Ramazan ayının ve orucunun nefis terbiyesine bakan yönünü işlemeğe çalışacağız. Ramazan Risalesinde geçen konu ile ilgili bazı sözleri siz değerli okuyucularımla paylaşmak istiyorum.

 

 

 

Ramazan-ı Şerifin orucu, doğrudan doğruya nefsin mevhum rububiyetini kırmak ve aczini göstermekle ubudiyetini bildirmek cihetindeki hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki: Nefis Rabbisini tanımak istemiyor, firavunane kendi rububiyet istiyor. Ne kadar azaplar çektirilse, o damar onda kalır. Fakat açlıkla o damarı kırılır.

 

 

 

İşte Ramazan-ı Şerifteki oruç doğrudandoğruya nefsinfiravunluk cephesine darbe vurur, kırar. Aczini, za'fını, fakrını gösterir ve abd olduğunu bildirir.

 

 

 

Hadisin rivayetlerinde vardır ki:

 

Cenab-ı Hak nefse demiş ki:

 

"Ben neyim, sen nesin?"

 

Nefis demiş: "Ben benim, sen sensin!"

 

Azap vermiş, Cehenneme atmış, yine sormuş.

 

Yine demiş: "Ene ene, ente ente." Hangi nevi azabı vermiş, enaniyetten vazgeçmemiş.

 

 Sonra açlık ile azapvermiş, yani aç bırakmış.

 

Yine sormuş: "Men ene vemaente?"

 

Nefis demiş: EnteRabbi’r Rahim ve ene abduke’l aciz.

 

Yani: "Sen benim Rabb-i Rahîmimsin, ben senin âciz bir abdinim."

 

 

 

Hem gündüzdeki yemekten men ’edilmesi cihetiyle yani oruç vesilesiyle nefis anlar ki: "O nimetler benim mülküm değil. Ben bunların tenavülünde (tasarrufunda) hür değilim; demek başkasının malıdır ve nimetidir. Onun emrinibekliyorum." diye nimeti nimet bilir; şükür vazifesini eda etmiş olur.

 

 

 

Ramazan-ı Şerifteki oruç, nefsin terbiyesine baktığı cihetindeki çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki: Nefis, kendini hür ve serbest ister ve öyle telakki eder. Hattâ mevhum bir

 

rububiyet ve keyfemayeşa (vurdumduymaz ) hareketi, fıtrî olarak arzu eder. Hadsiz nimetlerle terbiye olunduğunudüşünmek istemiyor. Hususan dünyada servet ve iktidarı da varsa, gaflet dahi yardım etmiş ise; bütün bütün gasıbane, hırsızcasına nimet-i İlahiyeyi hayvan gibi yutar.

 

 

 

İşte Ramazan-ı Şerifte en zenginden en fakire kadar herkesin nefsi anlar ki: Kendisi mâlik(mal sahibi )değil, memluktür (mülk sahibinin kuludur ); hür değil, abddir. Emir olunmazsa en âdi ve en rahat şeyi de yapamaz, elini suya uzatamaz diye mevhum rububiyeti kırılır, ubudiyeti takınır, hakikî vazifesi olan şükre girer.

 

 

 

İbrahim YARDIM / ibrahimyardim56@mynet.com

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.