Newroz, herkesin miladı!

NACİ SAPAN

 

Yakın geçmişe dönük hafıza tazeleyip, yakın geleceğe dair birkaç kelam ederek buradan çıkacak sonucun etkisinin PKK-HDP ve hükümet açısından nasıl değerlendirilmesi gerektiğini konuşalım.

 

2013-14-15 Newroz kutlamalarında sayısı bir milyonu bulan katılımları ve verilecek olan barış mesajlarının beklentilerini hep birlikte hatırlayalım.

 

‘Savaş’ değil, ‘Barış’ beklentisi hâkimdi Newroz kutlamalarının genel atmosferine.

Siyasete ve masaya işaret vardı geride bıraktığımız 3 Newroz kutlamasının ruhunda. Sadece Kürtler değil Türkiye’nin tamamı ‘barış’ a kilitlenmiş, İmralı’dan ve Kandil’den gelecek olan eş zamanlı mesajların satır aralarından biribirini tamamlaması arzu edilen satır aralarında huzurlu bir geleceğin hesaplarını yapıyordu ki, geride bıraktığımız 3 Newroz’un barış ruhunu yerle bir eden çözümsüzlükle yüz yüze gelindi.

Bugün 1 Şubat 2016.

Çok yakın bir tarihte yine bir Newroz var.

21 Mart 2016 Newroz’u.

Şimdi ortada ne masa ne de siyaseten çözüm seçenekleri var.

 

İktidar 2016 Newroz’unun kutlanmasına, toplanmaların olmasına izin verir mi vermez mi?

Bunu şimdilik bilemiyoruz.

Güvenlik ve çatışmalı ortam nedeniyle bu yılki Newroz kutlamalarına izin verilmesi olasılığının zayıf olduğunu söylemekle beraber, verilmemesi durumunda ‘korsan’ kutlamaların yapılacağını tahmin etmek güç değil. Bu durumda daha ağır sonuçlarla karşı karşıya kalabiliriz.

 

Bu çerçevede asıl konuşulması gereken ise, olması halinde daha önce toplandığı açıklanan ve söylenen bir milyonluk katılımların olup olmayacağıdır.   

 

‘Öz yönetim’, ‘demokratik özerklik’, ‘öz savunma’ gibi sonuçları ‘direniş’ e hitap eden eylem biçimlerinin evirildiği ‘iç savaş’ denemesinin bizi taşıdığı mevcut atmosferin yarattığı durumun geldiği veya geleceği noktanın ne olduğunu akademik bir dille anlatmanın yâda durumun analizinin bu çerçevede nasıl yapılması gerektiğini çokta izah edemiyoruz.

 

Kime ne yarar sağladığını yâda sağlayacağını anlatmak için beynimizi ne kadar zorlarsak zorlayalım, net bir sonuca ulaşmak konusunda farklı bir yaklaşımı gündemleştirerek basit bir izahı tercih etmek istedim.

 

Devlet-PKK-HDP ekseninde devam eden, ölümlere-iç göçe sebep olan ‘siyasi inat’ tan kimin zararlı yâda yararlı çıkacağı da yurttaş açısından çok önemli değil.

 

O nedenle; ölümler, iç göç atmosferinden kaynaklı siyasi başarı veya başarısızlığın sonuçlarını göreceğimiz, durumu daha iyi analiz etme şansımızın olacağı tarihe şimdiden bakmakta yarar var. Yani 21 Mart 2016 Newroz’una mevcut durum ışığında baktığımızda kalabalık ve coşku ışığını yakalamak mümkün görünmüyor.  

 

Asıl mesele; 2013-14-15 Newrozlarında olduğu gibi herkesin merakla beklediği barış mesajlarının ışığında kutlama alanına 1 milyonu aşan insan topluluğunun yeniden toplanıp toplanmayacağıdır. Bu nedenle 2016 Newroz’unu hem HDP hem de PKK açısından, aynı zamanda hepimiz açısından siyasi bir milat olarak değerlendirmek mümkün olacaktır.

Yani 2016 Newrozunu PKK ve HDP açısından bir referandum gibi değerlendirmek gerekiyor.

İktidar ve saray açısından bir referandum mu?

O da başka bir tartışma konusu.

Onların referandum takvimi kendi ajandalarında kendinden menkul bir şekilde devam ediyor zaten.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.