O merhamet güneşiydi

Bilal Yavuz

Nice genç hakiki bir tefsir, sağlam bir siyer okumadığı için belki de deizme, ateizme savruluyor, din eğitimi verilmemiş, dinle ilgili tek gördüğü şey de din tüccarları.

Oysa bir bilselerdi. Nice rivayetler... O resul ki, Taif sokaklarında taşlandığı zaman dilese helak olacakken, halkın helak olmasını istememiş, onların neslinden dahi ümid etmiş... Kızı Zeyneb hamileyken deveden düşürmüş bir Kureyşli, çocuğu karnında can vermiş, kaburgaları kırılmış, en sonunda bu sebeple öldüğü düşünülerek şehid sayılmış, müsebbibi sonradan müslüman olmuş gelmiş, kızını bile şehid etmişler, kızını şehid edeni dahi müslüman olunca kabul etmiş.

Nice küfrün başı müslüman olmuş Mekke fethinde, hepsini affetmiş, Hamza'ya o zulmü reva görenleri bile. Fetihten sonra biri titreyerek yanına gelmiş, titreme ben kral değilim, kuru et yiyen senin komşunun yetimiyim demiş. Fetih günü mübarek başı neredeyse devesine değecek, o aynı zamanda tevazular efendisi...

Deve üstünde sohbete dalanlar gördü, yere inin de öyle sohbet edin dedi, bir köpek yavrularını emziriyordu, koskoca orduya öbür taraftan geçin dedi, yanık bir karınca yuvası gördü, Allah'ın verdiği canı yakmaya kimin hakkı var dedi!

Zekat develeri için Allah'ın emanetidir derdi, o hayvanlar için tırnaklarınızı kesin de sağarken memelerine zarar vermeyin, yani canlarını yakmayın derdi. En hayırlınız aile fertlerine güzel muamelede bulunanlardır derdi. Kadınlar deve üstündeyken, yolculukta devrelerin çobanlarına nazik olun, incitmeyin derdi. Bir savaştan sonra bir sahabe yahudi bir kadını ölen yakınlarının yanından geçirmişti, kadın çok üzüldü, o merhamet güneşi bunu gördü ve uyardı o sahabeyi, Allah kalbinden merhameti söküp aldı mı ki bu kadını ölen yakınlarının etrafından geçirerek getiriyorsun dedi, sahabe farkına vardı, mahcub oldu ve özür diledi. O karanlık ortaçağda bu inceliği saadet asrı güneşimizden başka kim gösterebilirdi? O ki kuşu öldü diye bir çocuğa adeta taziye ziyaretine gider, teselli ederdi.

Bugün dahi savaşlar var, gaddarlıklar daha da arttı, haberlerde ibretler, iki gavur ordu savaşıyor, karşı tarafın askerini öldürmüş, telefondan ölenin annesini aramış, dalga geçerek nasıl öldürdüğünü haber veriyor, işte barbar batı böyle vahşidir hep, siyahileri hayvanat bahçesinde sergilerdiler, asırlarca mazlum insanlığı hep sömürdüler, eskiden de, şimdi de... Ellerindeki çalarak biriktirdikleri bolluk, daha fazla azmaları için ve içimizdeki münafıkların, hainlerin onlara koşmaları için bir imtihan, canavar ruhları ayan beyan...

İslam arslanı Ali der ki, Rasullah ile dağlardan, ağaçlardan geçiyorduk, o bütün dağlar ve ağaçlar ona esselamu aleyke ya Rasulallah diyordu.

Çocukları sevdiğini gören bazıları şaşırıp soruyorlardı. Bunu yapmayız diyorlardı. Kalbinizden merhamet söküldüyse ne yapabilirim diyordu. O ki davası uğruna ne çileler gördü. Nice kılınç darbeleri, nice tuzaklar... Nice acılar, nice imtihanlar... Ve hep dik duruş... Mübarek yüzü kanlar içindeyken bile muhteşem merhametli, dirayetli... Sallallahu aleyhi vesellem.

Ashab cihad ederken müşriklerle en önde savaşan, kınını kırıp kılıcıyla müşriklerin içine dalan, nicelerini vurduktan sonra yaralanan biri vardı. Müminlerin safında olmasına rağmen Nebi, onun için cehennemlik demişti. Derken yaralanınca sahabeler cenneti müjdeledi bu şahsa, o ise şan ve şeref için ve Medine hurmalıklarını yani bir bakıma memleketi müdafaa için savaştığını açık etti, iyileşemeyeceğini düşününce de intihar etti, peygamberin neden ona cehennemlik dediğinin sırrı aşikar oldu. İşte böyle... Belki nice müslümanım diyen cihad olsa kaçar, bu adamsa en önde Allah yolunda can feda eden velilerle, şühedayla beraber aynı safta, ama Allah katında hiçbir değeri yok, ameller niyetlere göredir. Şehid görülenlerim nicesi şehid değil, niyeti Hakk yolu olmayanın şehadeti şehadet değil ölüm... İşte insandan bakan hep yanılır, İslam'dan insana bakanlara ancak manalar açılır.

Kendisine tuzaklar için ömür harcayanların bile iyiliğini düşünen, onları hayırlara davet eden, nicelerinin yola gelmesi için dua eden bir peygamberi, bugünün gençleri hakkıyla bir tanıyabilse, ne önyargı kalır, ne iftiraya inanç, ne de nefsine hoş gelmeyen bir gerçek yüzünden hakikati inkar...

Bu öyle bir yaşamak ki, öyle ya da böyle sırt çeviren bedelini ödemeyecek zannediyor, oysa bedel ödemeye, ceza ve mükafat bir bilet gibiydi ölüm, bahanelerin bir önemi olmayacak, ihlassız yapılanların bir değeri bulunmayacak, insan tercihi kadar, insan inandığı kadar, insan merhameti kadar, tercihleri kadar, çabaları kadar, niyeti ve ameli kadar... Layığı bunlara göre aşikar olacak... Yine elbette kimse ameliyle bir gözünü dahi kurtaramaz, hak edenler Hakk'ın sonsuz rahmeti sayesinde kurtulacak, dikkat ve rikkat, o rahmeti hak edenler...

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.