TİGRİS HABER - Özkaya, Dünya Obezite Günü kapsamında AA muhabirine yaptığı açıklamada, obezitede önemli görülen genetik faktörlerin tek başına belirleyici olmadığını ifade etti.
Genetik faktörler değerlendirilirken epigenetiğin de mutlaka dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Özkaya, ailesinde obezite öyküsü bulunmayan bireylerin de obez olmaları halinde bu genetik yatkınlığı kendilerinden sonraki nesillere aktarabildiğini dile getirdi.
Özkaya, fiziksel aktivitenin azaldığı sedanter yaşam tarzının giderek yaygınlaştığını, bugün çocukların eskisine göre daha az hareket ettiğini, toplumsal yapının ve sofraların geçmişe kıyasla daha kalorili hale geldiğini, beslenmede katkı maddelerinin ve paketli gıdaların daha fazla yer tuttuğunu belirterek, tüm bu unsurların obezite gelişiminde etkili olduğunu kaydetti.
Okul kantinlerinde satılan ürünlerin içeriğinin ve çocukların paketli gıdalara daha kolay, hızlı ve daha ekonomik şekilde ulaşabilmesinin obezite riskini artırabildiğini aktaran Özkaya, buna karşılık sağlıklı gıdalara erişimin, taze saklamanın daha zor olmasının da önemli risk faktörü oluşturduğunu söyledi.
Obezitenin neden olduğu hastalıklar
Obezitenin zemin hazırladığı hastalıklara da değinen Özkaya, "Obezite, direkt ve indirekt pek çok hastalığa neden oluyor. Bu hastalıkların başında diyabet ve kardiyovasküler sistem hastalıkları geliyor. Ayrıca, başta meme ve kolon kanseri olmak üzere birçok kanser türüne yatkınlığı artırıyor, dizlerde kireçlenmeye neden oluyor, psikiyatrik olarak etkiliyor, ruhsal bütünlüğü bozabiliyor." ifadelerini kullandı.
Hilal Özkaya, normal miktardaki yağ dokusunun sağlıklı ve gerekli olduğunu ancak miktarı arttığında vücutta inflamasyon mekanizmasına dönüştüğünü, bu durumun çeşitli sağlık sorunlarının temelini oluşturduğunu bildirdi.
Özkaya, dolaşımdaki fazla yağın organlarda birikime neden olduğunu anlatarak, "Özellikle karaciğer yağlanması ve viseral yağlanma olarak tanımlanan iç organ yağlanmasına yol açıyor. Yağ dokusu bu süreçte eski faydalı özelliğini kaybederek daha zararlı hale geliyor." bilgisini verdi.
Çocukluk ve ergenlikteki obezitenin uzun vadeli sonuçları
Çocukluk ve ergenlik döneminde görülen obezitenin uzun vadeli sonuçlarının daha ciddi olduğuna dikkati çeken Özkaya, çocuk ve gençlerde diyabet, kardiyovasküler sistem hastalıkları ve hipertansiyon gibi erişkinlikte beklenen hastalıkların daha erken yaşlara indiğini dile getirdi.
Obezitenin psikolojik ve sosyal etkilerine de değinen Özkaya, "Obezite, aslında bir hastalık olarak tanımlanmalı ve bunun çaresi için hastayla hekim beraber çalışmalı. Fakat damgalanmanın da olmaması gerekiyor. Fiziksel imajın önem kazandığı günümüzde obeziteli bireyler kendilerini izole hissedebilir. Ailelerin ve toplumun bu konuda daha bilinçli olması gerekir." dedi.
Özkaya, obeziteyle mücadelede bireysel ve toplumsal adımların önemine işaret ederek, "Paketli gıdaların katkı maddelerinin azaltılması çok önemli. Toplumun bu konuda bilinçlenmesi, daha sağlıklı gıdalara geçiş yapması gerekiyor. Ailelerin, gıda sektörü ve toplumun birlikte hareket etmesi gerekir. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının küçük yaşlardan itibaren kazandırılması, obeziteyle mücadelede temel adımdır." şeklinde konuştu.