TİGRİS HABER - Uğur, Haluk Levent’le deprem döneminde görüştüğünü ancak ticari ilişkisinin bulunmadığını söyledi. "Haluk Levent hakkında çeşitli dedikodular duymaktaydım. Ancak herhangi bir belge olmaksızın konunun üzerine gitmek mümkün değildi" diyen Uğur, Levent hakkında belge beklemeye başladıklarını belirtti. ”Bilirkişi raporuna yansıyan para hareketleri hakkında 45 milyon liranın program gelirlerinden, 25 milyon liralık taşınmaz ödemesinin banka kredisi ve avanslardan, hesaba nakit yatırılan 6,5 milyon liranın da adını açıklamak istemediği bir aile dostundan geldiğini söyleyen Uğur, kardeşi Tuğrul Uğur'un hesabından para gönderilen bazı kişileri tanımadığını söyledi. Uğur, GAİN Medya'dan geldiği ve lüks araç alındığı bilirkişi raporuna yansıyan para hakkında PİNÇ ve Mevzular Açık Mikrofon'un karşılığı olduğunu belirtti; Gaye Akıl, Aytaç Köse ve Mehmet Said Köse'yi tanımadığını söyledi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla ifade veren ve "Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma" ve "Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlamasıyla tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edilen Uğur’un savcılık ifadesine ulaşıldı.
Uğur’a, Ahbap Derneği ve tutuklu Dernek Başkanı Haluk Levent’le ilişkilerinin yanı sıra şirket hesaplarındaki para trafiği, taşınmaz alımı, nakit para yatırma işlemleri ve üçüncü kişiler üzerinden kurulduğu öne sürülen bağlantılar soruldu.
Uğur, suçlamaları reddetti. Şirket hesaplarındaki yüksek tutarlı işlemlerin medya ve organizasyon faaliyetlerinden kaynaklandığını söyleyen Uğur, banka hesabına nakit yatırılan 6,5 milyon lirayı ise adını açıklamadığı bir aile dostundan aldığını söyledi.
"DEPREMLERİN ARDINDAN TEMASIMIZ ARTTI"
Oğuzhan Uğur, soruşturma kapsamında kendisine fotoğrafları gösterilen kişilerden yalnızca Haluk Levent’i tanıdığını ifade etti. Levent’le ilk kez 2018 yılında “PİNÇ” programında tanıştığını belirten Uğur, ikinci görüşmelerinin ise 2021’de sosyal medya yasasına ilişkin düzenlediği program sırasında gerçekleştiğini anlattı.
Uğur, Haluk Levent’le temasının 6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından arttığını söyledi. Depremin yaşandığı gece Levent’in kendisini aradığını belirten Uğur, Levent’in yardımların İstanbul’dan yürütülemeyeceğini söyleyerek kendilerini deprem bölgesine davet ettiğini anlattı.
"HEM AHBAP HEM DE AFAD'IN BANKA HESAPLARINI PAYLAŞTIK"
Uğur, Levent’in sağladığı ambulans uçakla Adana’ya, oradan da Hatay’a gittiklerini söyledi. Hatay’da AFAD ve Ahbap gönüllüleriyle röportaj yaptıklarını belirten Uğur, internet bağlantısı bulunmadığı için görüntüleri yayımlayamadıklarını ve İstanbul’a döndüklerini anlattı.
Babala TV stüdyolarında deprem yayınlarına devam ettiklerini söyleyen Uğur, yayınların altında hem AFAD’ın hem de Ahbap Derneği'nin banka hesaplarını paylaştıklarını söyledi.
Uğur, kendi şirketleri veya şahsi hesapları üzerinden bağış toplamadığını belirterek, yurt dışından bağış yapmak isteyenleri paraların yasa dışı olabileceği ihtimaline karşı özellikle AFAD’a yönlendirdiklerini söyledi.
"LEVENT HAKKINDA ÇEŞİTLİ DEDİKODULAR DUYDUM, BELGE BEKLEDİK"
Uğur, depremden sonra gazeteci Cansu Şimşek’in kendisini arayarak Levent hakkında çeşitli şüpheleri bulunduğunu söylediğini anlattı. Şimşek’in konunun üzerine gitmek için belge aradığını belirten Uğur, o dönemde Levent’in kamuoyunda “yardımsever” ve “kahraman” olarak görüldüğünü söyledi.
Uğur, somut bir belge olmadan konunun üzerine gidilemeyeceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Haluk Levent hakkında çeşitli dedikodular duymaktaydım. Ancak herhangi bir belge olmaksızın konunun üzerine gitmek mümkün değildi. Beklemeye başladık.”
"Haluk Levent aradı, 'Arkamdan kötü konuşuyormuşsun' dedi"
Uğur, gazeteci Taha Hüseyin Karagöz’ün de kendisini arayarak Levent’in kendisi hakkında konuştuğunu söylediğini ifade etti. Bunun üzerine Levent’e mesaj attığını belirten Uğur, Levent’in konuyu yüz yüze görüşmek istediğini söyledi.
Uğur, daha sonraki telefon görüşmelerinden birinde Levent’in kendisine, “Arkamdan kötü konuşuyormuşsun” dediğini söyledi. Bir diğer görüşmede ise Levent’in çıkaracağı şarkı için destek istediğini söyledi.
Uğur, Levent hakkında duyduğu bazı iddiaların benzerini kişisel olarak yaşadığını, bu olayların ardından iletişimini kestiğini iddia etti. Ancak Ahbap’ın deprem sahasında faaliyet gösterdiğini gördüğünü de söyleyen Uğur, “kişi ile kurumu birbirinden ayırdığını” belirtti.
"ŞAHSİ HESABIMA VEYA ŞİRKET HESAPLARINA AHBAP’TAN PARA GİRMEDİ"
Oğuzhan Uğur, Levent veya Ahbap Derneği'yle herhangi bir ticari ilişki kurmadığını söyledi. Derneğin reklamı için kendisine teklif yapılmadığını belirten Uğur, şahsi veya şirket hesaplarına Ahbap’tan herhangi bir para girmediğini dile getirdi.
Uğur, Levent’in mali işlemleri hakkında bilgisinin olmadığını ve bağışların amacı dışında kullanılıp kullanılmadığını görebilecek bir konumda bulunmadığını ifade etti.
"BABALA TV'NİN HİSSELERİNİN TAMAMI ANNEMDE"
Savcılıkta, 18 Temmuz 2026 tarihli bilirkişi raporunda yer alan şirket ve banka hesapları da Uğur’a soruldu. Uğur, Babala TV Organizasyon Ticaret Limited Şirketi'nin yüzde 100 hissesinin annesi Pakize Uğur’a ait olduğunu söyledi.
Kendisinin şirkette maaşlı çalışan olduğunu belirten Uğur, yaptığı işler karşılığında prim aldığını ifade etti. Şirket hesaplarının annesi, kendisi ve kardeşi Tuğrul Uğur tarafından kullanıldığını anlattı.
Uğur, şirketin neden annesi adına kurulduğunu şu sözlerle açıkladı:
“Finansal konularda çok bilgili değildim. Annem yönettiği takdirde şirket işlerinin daha derli toplu olacağını düşündüm.”
"BABALAYKA KARDEŞİME AİT, RESMÎ ORTAKLIĞIM YOK"
Uğur, 2024 yılında kurulan Babalayka Film Yapım Ticaret Limited Şirketi'nin ise tamamen kardeşi Tuğrul Uğur’a ait olduğunu belirtti. Şirketin kendi öncülüğünde kurulduğunu kabul eden Uğur, kardeşine güvendiği için şirketi onun adına kurduklarını söyledi.
Uğur, şirkete giren ve çıkan paralardan haberdar edildiğini, ancak resmî ortaklığının bulunmadığını kaydetti. Uğur’un yüzde 25 ortak olduğu Osis Organizasyon isimli şirketin kalan hisselerinin ise İlker Ayrık, Pervasız Yapım, Serhat Sarı ve Mustafa Serdar Fırat’a ait olduğunu belirtti. Uğur, bu şirketin hesap yönetimiyle ilgisinin olmadığını ve yalnızca kâr payı aldığını söyledi.
"GAİN ÖDEMESİ PİNÇ VE MEVZULAR AÇIK MİKROFON İÇİN YAPILDI"
Uğur'a bilirkişi raporunda Babala TV’ye Gain Medya tarafından farklı tarihlerde yapılan toplam 45 milyon liralık ödeme de soruldu. Uğur, bu paranın “PİNÇ” ve “Mevzular Açık Mikrofon” programlarının hak edişlerinden kaynaklandığını söyledi.
Gain Medya’yla yapılan sözleşme kapsamında program ürettiklerini belirten Uğur, şirketin daha sonra el değiştirdiğini ve yeni sahipleriyle yeni bir anlaşma yapmadıklarını söyledi. Gain Medya’ya TMSF tarafından kayyım atanmasının şirketin el değiştirmesinden sonra gerçekleştiğini belirten Uğur, ticari ilişkilere ait fatura ve defter kayıtlarını savcılığa sunduğunu ifade etti.
25 MİLYON LİRALIK TAŞINMAZ ÖDEMESİ
Uğur’a, Emin Altuğ Özkan’a yapılan 25 milyon liralık ödeme de soruldu. Söz konusu paranın Çekmeköy Ömerli’deki bir taşınmazın satın alınmasına ilişkin olduğunu belirten Uğur, Gain Medya’dan yaklaşık 13 milyon lira avans aldıklarını, kalan tutar için ise banka kredisi kullandıklarını söyledi.
Taşınmazı şahısları adına alamadıkları için Babala TV şirketi adına aldıklarını anlatan Uğur, bilirkişi raporundaki “yeterli hesap bakiyesi bulunmadığı” tespitine itiraz etti. Uğur, Türkiye İş Bankası'ndan kredi kullandıklarını ve kredi belgelerini dosyaya sunduklarını belirtti.
"6,5 milyon lirayı ev kredisi, ev tadilatı, çalışan maaşları ve vergi borçlarını ödemek için aile dostumuzdan aldık"
Uğur, 1 Kasım 2024 tarihinde şirket hesabına nakit olarak yatırılan 6,5 milyon liraya ilişkin olarak bu parayı ev kredisi, ev tadilatı, çalışan maaşları ve vergi borçlarını ödemek amacıyla bir aile dostundan aldıklarını söyledi.
Uğur, parayı veren kişinin ismini vermek istemediğini, bir aile dostlarından aldıklarını söyledi. Paranın hangi ödemelerde kullanıldığının da banka hareketleriyle ortaya konulabileceğini kaydetti.
AYDIN, ZÜMRÜT VE KARATAŞ'A YAPILAN PARA TRANSFERLERİNİN NEDENLERİNİ AÇIKLADI
Uğur’a, hesaplarında para transferi görülen Serhat Aydın, Barış Zümrüt ve Ercüment Karataş isimli kişiler de soruldu. Serhat Aydın’ın kendisine tadilat ve benzeri işlerde yardımcı olduğunu söyleyen Uğur, aralarındaki para transferlerinin bu işlemlerden kaynaklandığını belirtti.
Barış Zümrüt’ün eski menajeri, Ercüment Karataş’ın ise menajerlik ve organizasyon işi yapan bir kişi olduğunu anlatan Uğur, bu isimlerle para transferlerinin hayatın olağan akışına uygun olduğunu dile getirdi.
"MEHMET SAİD KÖSE'Yİ İLK KEZ NEZARETHANEDE GÖRDÜM"
Bilirkişi raporunda yer alan ve Yeliz Kaya’yla bağlantılı kişiler arasında gösterilen Mehmet Said Köse de Uğur’a soruldu. Uğur, Köse’yi daha önce tanımadığını ve kendisini ilk kez nezarethanede gördüğünü söyledi.
Köse’nin menajer olduğunu da soruşturma sırasında öğrendiğini belirten Uğur, bilirkişi raporunda "birinci bağlantı hattı" olarak gösterilen para hareketlerinde olağan dışı bir durum bulunmadığını dile getirdi.
GAYE AKIL VE AYTAÇ KÖSE'Yİ TANIMADIĞINI SÖYLEDİ
Bilirkişi raporunda "ikinci bağlantı hattı" olarak gösterilen Gaye Akıl ve Aytaç Köse isimli kişiler de Uğur’a soruldu. Uğur, bu kişileri tanımadığını söyledi. Kardeşi Tuğrul Uğur’un bu kişilere para gönderip göndermediğine ilişkin olarak bilgi sahibi olmadığını belirten Uğur, araştırma yaparak dosyaya bilgi sunabileceğini ifade etti.
Uğur, kardeşinin şahsi banka hesaplarını kendisinin yönetmediğini ve bu hesaplardaki işlemlerden haberdar olmadığını dile getirdi.