Öne çıkan bilimsel gelişme ve keşifler

Sibirya'da mezarlıklardaki kalıntılardan elde edilen DNA örnekleri, bilinen en eski veba salgınının yaklaşık 5 bin 500 yıl önce görüldüğünü ortaya koydu.

TİGRİS HABER - Mars'ta yaşam ihtimaline işaret eden kayalarda organik karbon molekülleri keşfinden, Avustralya'da avını yakalamak için "yaylı bir tuzak" kuran "balista örümceğine" haziran ayında çok sayıda bilimsel ve teknolojik gelişme kayıtlara geçti.

Bilim ve teknoloji alanındaki ilerlemeler, evrenin derinliklerinde gizli kalan sırları aydınlatarak insanlığın karşılaştığı problemlere yeni anlayışlar ve çözümler sunmaya devam ediyor.

Bu kapsamda haziranda öne çıkan bilimsel gelişme ve keşifleri derledi.

UZAY VE TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesinin (NASA) keşif aracı Perseverance, mikrobiyal yaşama ev sahipliği yapmış olabileceği düşünülen kayalarda organik karbon molekülleri tespit etti.

Perseverance ile Jezero Krateri'ne su taşıyan ve halihazırda kurumuş durumda olan Neretva Vallis bölgesindeki Bright Angel kaya oluşumunda yapılan incelemelerde, "makromoleküler karbon" (MMC) olarak adlandırılan karbon türü tespit edildi.

Bilim insanları, bu tür karbonun canlı organizmalardan kaynaklanabileceği gibi kaya-su etkileşimleri veya göktaşı çarpmaları gibi jeolojik süreçlerle de oluşabileceği belirtti.

PAMUK ŞEKERİNDEN DAHA DÜŞÜK YOĞUNLUKTAKİ EN BÜYÜK İKİ ÖTEGEZEGEN

İngiltere'deki Oxford ve Birmingham üniversiteleri ile Fransa'daki Nice Cote d'Azur Üniversitesinden gök bilimciler, NASA'nın Geçiş Halindeki Ötegezegen Araştırma Uydusu (TESS) ve teleskoplarla 1110 ışık yılı uzakta tespit edilen ötegezegenlerin yoğunluklarını inceledi.

Bilim insanları, Volans Takımyıldızı'ndaki yıldızın yörüngesinde yer alan "TOI-791 b" ve "TOI-791 c"nin, "pamuk şekerinden daha düşük yoğunluktaki en büyük ötegezegenler" olduğunu belirledi.

AVUSTRALYA'DAKİ KRATER, DÜNYANIN EN ESKİ GÖK TAŞI ÇARPMA NOKTASI

Avustralya'daki Curtin Üniversitesinden araştırmacılar, Pilbara bölgesinde "North Pole Dome" adlı kraterin çevresindeki kayaları inceledi.

Bazalt kayaya gömülü zirkondaki "şimşek" benzeri oluşumların yanı sıra çarpma sonrası kaya çatlaklarında oluşan, kalsiyum fosfat minerali olan apatitin yaşını hesaplamaya çalışan araştırmacılar, kraterin dünyaya 3 milyar yıl önce gök taşı düşmesi sonucu oluştuğunu ifade etti.

Araştırmacılar, bu kraterin daha önce en eski örneği olduğu düşünülen 2,2 milyar yıllık Yarrabubba kraterinden eski olduğu ve bunun, dünyaya düşen en eski gök taşına dair kanıtlar sunduğu sonucuna vardı.

Bu arada, NASA'nın Mars atmosferini gözlemlemek için ilk kez oluşturulmuş MAVEN (Mars Atmosferi ve Uçucu Madde Evrimi) misyonu sona erdi.

Açıklamada, Mars yörüngesinde 11 yılı aşkın süre faaliyet gösteren Maven uzay aracından beklenmedik sinyal kaybı sonucu en son 6 Aralık 2025'te haber alındığı kaydedildi.

ÇİN "KUAYCOU-11" ROKETİYLE UYDU GRUBUNU FIRLATTI

Çin, küresel konumlama sistemi BeiDou'nun geliştirilmesinde kullanılan "CentiSpace-1" uydularının yeni grubunu "Kuaycou-11 13Y" roketiyle uzaya gönderdi.

"CentiSpace-1 05" uydu grubu, "Kuaycou-11 13Y" roketiyle ülkenin kuzeybatısındaki Ciuçüen Uydu Merkezi'nden fırlatıldı.

Uyduların planlanan yörünge konumuna yerleştiği fırlatış, "Kuaycou" roketleriyle yapılan 39'uncu taşıma görevi oldu.

Çin'in Şıncın şehrindeki Ulusal Süper Bilgisayar Merkezi tarafından geliştirilen "LineShine" adlı süper bilgisayar, işlem hızında rakiplerini geride bırakarak uluslararası alanda birinci sıraya yükseldi.

"LineShine", saniyede 2,2 kentilyon hesaplamaya karşılık gelen 2 bin 198 eksaflop hız performansıyla tüm rakiplerini geride bırakarak dünyanın en hızlı süper bilgisayarları arasında ilk sırada yer aldı.

Devre mimarisinde grafik işlemci üniteleri (GPU) yerine yalnızca merkezi işlemci ünitelerinin (CPU) kullanıldığı süper bilgisayar, bu mimariyle eksa ölçekte performansa ulaşan ilk örnek oldu.

Atomun çekirdeğindeki enerji değişimleri kullanılarak zaman ölçen nükleer saat geliştirildi

Biri Avrupa'da diğeri Çin'de olmak üzere iki bağımsız araştırma ekibi, zamanı atomun çekirdeğindeki enerji değişimlerini kullanarak ölçen iki farklı nükleer saat üretti.

Araştırmacılar, yaklaşık 20 yıldır üzerinde çalışılan teknolojinin teorik bir kavram olmaktan çıkarak işlevsel bir hassas zaman ölçüm aracına dönüştüğünü belirtti.

Mevcut atom saatleri, atomların elektronlarının enerji seviyeleri arasındaki geçişleri temel alırken, yeni geliştirilen nükleer saatler atom çekirdeğinde bulunan proton ve nötronların enerji durumlarındaki değişimleri kullanıyor.

SAĞLIK ALANINDAKİ GELİŞMELER

Hamileliğin ilk dönemlerinde iş yerinde uzun süre ayakta kalmanın, öne eğilmenin ve fazla yürümenin düşük yapma riskini artırdığı ortaya kondu.

Danimarka'daki Bispebjerg Hastanesi ile Kopenhag Üniversitesinden araştırmacılar, 2004-2018'de gebelik geçiren 475 bin 312 kadının hamileliğine ait 800 binden fazla veriyi inceledi.

Araştırmada, aktivite takip cihazlarından elde edilen veriler kullanılarak hamile kadınların iş yerinde ayakta durma, yürüme ve 30 derece veya daha fazla açıyla öne eğilme süreleri değerlendirildi.

Sonuçlar, uzun süre ayakta kalma, fazla yürüme ve öne eğilmenin düşük yapma riskindeki artışla ilişkili olduğunu gösterdi.

Bulgulara göre, 8 saatlik bir iş gününde 30 derece veya daha fazla açıyla öne eğilerek geçirilen her ilave saat, düşük yapma riskini yüzde 36 artırdı.

Yürüyerek geçirilen her ek saatin ise düşük yapma riskini yüzde 18 yükselttiği belirlendi. Ayakta durmanın etkisi ise yüzde 3 olarak bulundu.

DNA ÖRNEKLERİNE GÖRE, EN ESKİ VEBA SALGINI YAKLAŞIK 5 BİN 500 YIL ÖNCE GÖRÜLDÜ

Sibirya'nın güneyindeki Baykal Gölü çevresinde mezarlıklardaki kalıntıları incelerken yeni bakteri tipi tespit edildi.

Bölgedeki en büyük iki mezarlıkta, belirgin bir ölüm nedeni olmayan çok sayıda çocuk ve gencin kalıntılarına rastlayan bilim insanları bu ölümlerin nedenini araştırdı.

Kalıntılar üzerinde yapılan DNA analizleri, mezarlıktaki 46 kişiden 18'inin veba taşıdığını ortaya koydu.

Bilim insanları daha önce vebanın 3 bin 800 yıl önce başladığını değerlendirirken, söz konusu bulgular sayesinde hastalığın tahmin edilenden çok daha erken, 5 bin 500 yıl önce başladığını belirledi.

Uzmanlar, elde edilen bulguların vebanın insanlardaki kökenine ilişkin bugüne kadar tespit edilen en eski kanıtlar olabileceğini ifade etti.

PANKREAS KANSERLERİNDE DENEYSEL İLAÇ, GENEL YAŞAM SÜRESİNİ KEMOTERAPİYE GÖRE BELİRGİN BİÇİMDE UZATTI

Çeşitli üniversitelerden ve kanser araştırma merkezlerinden bilim insanları, henüz deneme aşamasında olan ilacın pankreas kanseri üzerindeki etkilerini inceledi.

Araştırmada daha önce tedavi görmelerine rağmen rahatsızlıkları ilerlemeye devam eden pankreas kanseri hastalarına deneysel ilaç günlük verildi. Deneysel ilacı kullananlar ile standart kemoterapi alanların hayatta kalma oranları karşılaştırıldı.

Araştırmacılar, deneysel ilacı kullananların ortalama yaşam süresinin 13,2 ay, kemoterapi alan hastaların ise 6,7 ay olduğunu saptadı.

Deneysel ilacı kullananların hayatta kalma sürelerinin neredeyse iki katına çıktığı, ayrıca daha az yan etki yaşadıkları tespit edildi. Hastalığın ilerlemediği sürenin ilacı kullananlarda 7,2 ila 7,3 ay, kemoterapi alanlarda ise 3,5 ila 3,6 ay olduğu görüldü.

İlacın pankreas kanseri vakalarının yüzde 90'ından fazlasında tümör büyümesini besleyen mutasyona uğramış proteini bloke ettiği, tedavinin bırakılmasına yol açan yan etkilerin, ilacı kullanan hastalarda daha az olduğu belirlendi.

HAYVANLAR ALEMİNDEKİ GELİŞMELER DİKKATİ ÇEKTİ

Avustralya'nın Queensland eyaletinde yeni keşfedilen ve "balista örümceği" olarak anılan örümcek türünün, yalnızca dokumacı karıncaları hedeflediği belirtildi.

Avları üzerinde kullandığı strateji nedeniyle antik bir silah adıyla anılan bu örümceğin, avını yakalamak için "yaylı bir tuzak" kurduğu belirlendi.

Hint Okyanusu'nun güneydoğusunda yapılan araştırmada, 5 milyon yıldan daha eski fosillerin bulunduğu, en derin ve en geniş balina mezarlığı ortaya çıkarıldı.

İtalya, Çin ve Yeni Zelanda'dan bilim insanları, denizaltıyla Hint Okyanusu'nun güneydoğusundaki hendekler ve dağlardan oluşan Diamantina alanında inceleme yürüttü.

Araştırmacılar deniz tabanına 2023 yılında yaptıkları 32 dalışta, 485 balina fosil sahası ve ileri düzeyde ayrışmış 5 yeni balina ölüsü tespit etti. Buluntular, deniz seviyesinin yaklaşık 7 bin metre altındaki noktalarda yer alırken, daha önce keşfedilen balina düşüşlerinin (whale fall) büyük bölümü 4 kilometreden daha sığ sularda bulunmuştu.

Bilim insanları, kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda yaklaşık 1200 kilometre boyunca uzanan geniş alanın, daha önce tanımlanmamış bir "balina düşüşü süper koridoru" oluşturabileceğini değerlendirdi.

Çalışmada, yaklaşık 5,3 milyon yıl öncesine tarihlenen, soyu tükenmiş gagalı balina türü Pterocetus benguelae'ye ait fosilleşmiş bir kafatasının yanı sıra, bilim dünyasına yeni tanıtılan Pterocetus diamantinae türünden bir başka kafatası da bulundu.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Bilim Ve Teknoloji Haberleri