ORADA OLAN

Bêjdar Ro Amed

Duyulmadan Önce

Orada olan, adını duymadan önce de vardı. Biçimi ayrışmamıştı; sınırı yoktu. Üzerinden geçenler olurdu ama geçiş bir iz bırakmazdı. Zaman, onun üzerinde ilerlemezdi; yalnızca içinden geçerdi. Ona yaklaşanlar bakarak değil, durarak yaklaşırdı. Çünkü orada olan, bakılacak bir şey değildi; içinde durulan bir hâldi.

Sesi yankı değildi. Çarpıp geri dönmezdi. Orada olan kendini duyurduğunda, genişleme dışa doğru değil, içe doğru olurdu. Duyan, onu dışarıda aramazdı; kendi içinde fark ederdi. O anda zihinde bir şey susardı. Ne sustuğu bilinmezdi ama o sessizlik eksiklik yaratmazdı.

Üzerinden Geçilen Yer

Çoğu zaman fark edilmeden geçilip gidilirdi. Bazen bir mağara olurdu, bazen bir bahçe, bazen gecenin ortasında hiçbir yer. Üzerinden geçen, adım attığını sanırdı ama aslında dururdu. Ayakta kalır, içi çöker gibi olur, sonra toparlanırdı. Bu bir düşüş değildi. Bu, tutunacak bir şey aramaktan vazgeçilen andı.

Onu anlamaya çalışanlar olurdu. Ona isim vermek isteyenler çıkardı. Bu olduğunda, orada olan geri çekilirdi. Çünkü anlam daraltırdı. Orada olan, çözüldüğünde değil; çözülmekten vazgeçildiğinde hissedilirdi.

Olduğu Hâl

Orada olan değişmezdi. Ama ona gelen değişirdi. Çünkü orada olan karşılık vermezdi; yansıtmazdı. Ona bakan, yalnızca kendi duruşunu görürdü. Ne sakladığını, ne saklayamadığını… Maskeler düşmezdi; çünkü maske burada anlamsızlaşırdı. Savunmadan kalabilen, orada olanla temas ederdi.

Bu alanda iyi ya da kötü yoktu. Yükselme ya da düşme de yoktu. Sadece açıklık vardı. Bu açıklık rahatlatmazdı; ama gevşetirdi. İnsanın kendi ağırlığını yere bırakmasına izin verirdi. Burada duran, ilk kez yük taşımadan durabildiğini fark ederdi.

Bilginin Yavaşladığı Yer

Bilgi, orada olanla karşılaştığında yavaşlardı. Karşıtlık yoktu ama acele de yoktu. Bilgi ayırır, sınıflar, netleştirirdi. Orada olan ise net değildi; bulanık da değildi. Sınır çizmezdi. Sınır çizilmediğinde, insan kendi çizgilerini görürdü.

Onu anlatmaya çalışanlar çok konuşurdu. Onunla kalanlar susardı. Çünkü burada kelimeler ağırlaşırdı. Sözcükler, taşıyamayacakları bir ağırlıkla karşılaşırdı. Bu yüzden en doğru cümle çoğu zaman kurulmazdı.

Kalanlar

Burada kalanlar olurdu. Ne kadar kaldıklarını bilmezlerdi. Zaman orada olan için işlemeye başladığında, onlar çoktan gitmiş olurdu. Ama içlerinden bir parça orada olanda kalmazdı; orada olan, onlarda kalırdı. Bu bir iz değildi. Bir hatırlama da değildi. Bu, bir daha tamamen unutamama hâliydi.

Geri döndüklerinde onu aramazlardı. Çünkü aramak hâlâ bir yön içerirdi. Bazen bir gece, bazen bir kalabalığın ortasında, bazen hiç beklenmeyen bir anda dururlardı. O an, orada olanı tanırlardı ama adını anmazlardı.

Ne Başlangıç Ne Son

Orada olan bir son sunmazdı. Bir başlangıç da değildi. Arada kalan şeydi. Eşik denebilirdi ama bu da eksik kalırdı. Çünkü orada olan, geçilen bir yer değil; durulan bir hâldi. Ne zaman biri durmayı bıraksa, görünmez olurdu. Ne zaman biri dursa, zaten oradaydı.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.