Ortadoğu gerçeğine bile bile lades mi?

NACİ SAPAN

Şikâyetimiz; eksik demokrasiydi. Laik cumhuriyetin demokrasi ile taçlandırılması tartışmaları yapıyorduk. Cumhuriyetin, eksik demokrasiden yana ciddi sıkıntılarının olduğu hepimizin kabulüydü, hala da öyle. Bu eksiği gidermek, laik cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırmak, demokratik laik bir cumhuriyet sisteminde ortaklaşmanın bütün sorunlarımızın çözümüne katkı sunacağı gerçeğini hep düşündük, tartıştık.  

 

Bu gerçeğe ulaşmak için bir değişikliği mi denemek lazım?

Sistem değişikliği mi, rejim değişikliği mi?

Aklı başında davranış biçimi elbette ki rejim değişikliği değil.

 

Sistemin eksiğini, gediğini giderip, paslanmış çarkı iyice temizleyip evrensel hukuk değerlerini içinde barındıran parlamenter demokratik sistemin devamını sağlamak, bu ülkede yaşayan herkesin yararına olduğu gerçeğini kabul etmek, komşu ülkelerde yaşananları gördükten sonra kaçınılmaz bir durum olarak karşımızda duruyor.

 

Hala şanslıyız, hala zamanımız var, ısrarımız laik demokratik Cumhuriyetten yana olmalı.

 

Silah tüccarlarının, onların satış temsilcisi konumundaki devletlerin iki dudağı arasında saklı duran çözüm ya da çözümsüzlük hikâyelerine daha fazla kulak asmadan, daha fazla insan, daha fazla zaman kaybetmeden, barıştan, kardeşlikten yana ısrarımızı bütün platformlarda birinci gündem maddesi yapmak zorundayız.

 

Bizi parlamenter rejimle yönetmeleri için devlet erkini teslim ettiklerimiz maalesef, seçimle işbaşına gelmelerine rağmen ‘silah’a, ‘silahlara’ ‘rejim değişikliğine’ işaret ediyorlar. Cumhuriyet rejimine karşı 90 yıldan bu yana sakladıkları kini, toprak altındaki silahların çıkarılmasının zamanının geldiğine ironik yaklaşımlarda bulunarak kusuyorlar.

 

Suç işliyorlar!

 

Ortada bir tahrik var, ‘iç savaş’ atmosferini körüklemek var.

 

Devlet aklı, devlet erkini elinde bulunduranların şahsi ve keyfi davranış biçimleriyle yön ve biçim almaya başladığı andan itibaren ortalığı karıştırmak isteyen, hazırda bekleyen fırsatçıların ellerinde tuttukları ekmeklerin üzeri yağlanıyor demektir.

 

IŞİD-TAK-PKK gibi tehdit eden, bombalar patlatan, ölümlere neden olan uluslararası örgütlerin aradıkları ya da bekledikleri zamanlarda böyle zamanlar değil mi? Bu tür zamanları kollayan yakın ve uzak ülkelerde aynı kategorinin içindedir.   

 

Rejim değişikliği yapılmak istenen ülkelerdeki fotoğraflara, insanlık dramına, korkunç trajedilere son 10 yıldır canlı tanıklığımız var. 

 

Kendini farklı gören ya da ötekileştirilmiş bütün kesimler kendi rejimini kurmak ve onun temsilcisi olmak adına dökülen kanların tamamına ortaklık ediyor. Gördüğümüz bu manzaralardan sonra kuracakları rejimin adı her ne olacaksa, yükleyeceğimiz bir anlam olur mu?

 

Silahla gelen silahla, seçimle gelen seçimle gider gerçeğinden hareketle meseleye baktığımızda, laik demokratik cumhuriyetin tesisi ve devamının ehvenliği aklıselime ve mantığa hitap ediyor.

 

Bütün bunlara rağmen, bile bile lades mi?

 

Aklıselim hiç kimsenin bu lades’e ‘evet’ diyeceği kanaatinde değilim. 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.