TİGRİS HABER - Artan SGK ve vergi yükünü sigorta şirketlerine fatura eden hastanelerin bu hamlesi, yaklaşık 9 milyon vatandaşın poliçe primlerine %10 ila %15 arasında zam olarak yansıyacak.
Özel sağlık sektöründe doktorların çalışma koşullarını yeniden düzenleyen mevzuat değişikliği, sağlık sigortası pazarında maliyet dengelerini altüst etti. Hekimlerin kadrolu statüye geçmesiyle birlikte özel hastanelerin sırtına binen ek vergi ve SGK primi yükü, sigorta şirketleri üzerinden doğrudan vatandaşa devrediliyor. Sektör temsilcilerinden edinilen bilgilere göre, önümüzdeki günlerde özel ve tamamlayıcı sağlık sigortası (TSS) poliçelerinde %10 ile %15 arasında yeni bir zam dalgası yaşanacak.
Mevzuat değişikliğinin arka planı ve sigorta sektörüne olan zincirleme etkisi, sağlık sisteminde kartların yeniden dağıtılmasına yol açıyor.
1 Haziran itibarıyla muafiyet süresi doldu
Geçtiğimiz yılın temmuz ayında yürürlüğe giren ve doktorlara aynı anda iki farklı özel sağlık kuruluşunda kadrolu (sigortalı) çalışabilme imkanı tanıyan kanuni düzenlemede, geçiş süreci için tanınan süre 1 Haziran 2026 itibarıyla resmen sona erdi. Bu tarihten itibaren özel hastanelerin hekim istihdamında eski sisteme dönmesi yasaklanırken, yeni modelin getirdiği maliyetler de eş zamanlı olarak faturalandırılmaya başlandı.
Şirket modelinden 4/A'lı kadrolu döneme
Sistem değişikliğinden önce özel hastaneler, bünyelerinde çalışan doktorlarla çoğunlukla "şirketleşme" modeli üzerinden çalışıyordu. Doktorlar kendi adlarına kurdukları şahıs şirketleri vasıtasıyla hastaneye fatura kesiyor ve mali açıdan 4/B (Bağ-Kur) statüsünde yer alıyordu. Hastaneleri büyük bir prim ve vergi yükünden kurtaran bu eski sistem, doktorlar açısından kıdem tazminatı hakkının doğmaması, yıllık izinlerde ücret kesintisi ve düşük emeklilik primi gibi dezavantajlar barındırıyordu.
Yeni yasal altyapıyla birlikte hekimler, çalıştıkları kurumlarda doğrudan 4/A (SSK) statüsünde kadrolu personel haline geldi. Hatta bir doktor iki farklı hastanede görev yapıyorsa, her iki kurum da hekimin brüt ücreti üzerinden ayrı ayrı SGK primi ödemekle yükümlü kılındı. Bu durum doktorların sosyal haklarını güvence altına alırken, özel hastanelerin operasyonel giderlerini ciddi oranda artırdı.
Hastaneler artan maliyeti üstlenmek istiyor mu?
Hastanelerin karşı karşıya kaldığı maliyetin boyutu küçümsenecek cinsten değil. Mevcut düzenlemede kadrolu hale gelen her bir hekim için %15 gelir vergisi ve %31'i aşan sigorta primi ödenmesi gerekiyor. SGK prime esas kazanç üst tavanının aylık 297 bin lira seviyesinde olduğu dikkate alındığında, özellikle yüksek ücretli uzman hekim kadrolarına sahip hastanelerin gider kalemleri katlandı.
Bu devasa maliyet artışını kendi kârlılık oranlarından karşılamak istemeyen özel hastane yönetimleri ise çareyi sigorta şirketlerine başvurmakta buldu. 1 Haziran'dan itibaren sigorta şirketlerine resmi yazılar gönderen hastane grupları, sağlık hizmeti sunum maliyetlerinin sürdürülemez noktaya geldiğini belirterek hizmet bedellerine zam talep etti.
Sektörden İlk Sinyaller: Bazı büyük hastane zincirleri sigorta şirketlerine yansıtacakları ek maliyet oranını %10 olarak deklare ederken, diğer bazı gruplar bu oranı %15 olarak belirledi.
Poliçe yenileyecek 9 milyon kişiyi ne bekliyor?
Hastanelerden gelen bu ek maliyet talebi karşısında sigorta şirketlerinin takınacağı tavır netleşti: Artış doğrudan tüketiciye yansıtılacak.
Türkiye'de sayıları 9 milyona yaklaşan özel ve tamamlayıcı sağlık sigortası sahipleri, poliçe yenileme dönemlerinde normal enflasyon ve medikal enflasyon zamlarına ek olarak, bu yasal düzenlemeden kaynaklanan %10 ila %15'lik net bir artışla daha karşılaşacak. Sektör uzmanları, sağlık sigortası yaptırmayı düşünen ya da yenileme dönemi yaklaşan vatandaşların bütçe planlamalarını bu yeni oranlara göre yapması gerektiği konusunda uyarıda bulunuyor.