TİGRİS HABER - Polen sezonunun genellikle şubat sonu ve mart başında başladığını belirten Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Akelma, nisan ayıyla birlikte ağaç ve çayır polenlerinin etkisinin arttığını, ilerleyen dönemde ise yabani ot polenlerinin de ortaya çıkacağını ifade etti. Havaların ısınmasıyla birlikte doğada çiçeklenmenin başladığını dile getiren Akelma, bahar alerjilerinin de bu dönemde belirginleştiğini kaydetti.
Alerji ile enfeksiyon karıştırılabiliyor
Mevsim geçişlerinde viral enfeksiyonların da sık görüldüğüne dikkat çeken Akelma, özellikle çocukluk yaş grubunda değişken hava koşulları nedeniyle enfeksiyonların arttığını söyledi. Alerji ile nezle ve grip belirtilerinin benzerlik gösterebildiğini belirten Akelma, her iki durumda da burun akıntısı, tıkanıklık, öksürük ve hapşırık görülebileceğini aktardı.
Nezle ve gribin genellikle 5-7 gün içinde düzeldiğini, alerjik hastalıkların ise daha uzun sürdüğünü ve her yıl aynı mevsimde tekrar ettiğini anlatan Akelma, alerjide hapşırığın ön planda olduğunu, burun kaşıntısı ile gözlerde kızarıklık ve sulanmanın sık görüldüğünü, şikayetlerin özellikle açık havada geçirilen zaman sonrası arttığını kaydetti.
Alerjik rinit hayat kalitesini düşürüyor
Çocuklarda en sık görülen tablonun alerjik rinit olduğunu belirten Akelma, saman nezlesi olarak da bilinen bu hastalıkta burun ve gözlerin etkilendiğini söyledi. Burun mukozasında oluşan ödem ve şişliğin solunumu zorlaştırdığını ifade eden Akelma, sürekli hapşırık ve burun akıntısının çocukları ciddi şekilde rahatsız ettiğini dile getirdi.
Alerjik rinitin basit bir rahatsızlık olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Akelma, bu durumun kişinin hayat kalitesini ciddi oranda etkilediğini söyledi.
Akelma, çocuklarda bahar alerjisine bağlı olarak en sık alerjik rinitin görüldüğünü dile getirerek, şunları söyledi:
"Burada temel olarak üst solunum yolu tutuluyor. Burun mukozası dediğimiz burun ve gözler özellikle tutuluyor. Burun ve gözler özellikle etkileniyor. Buna bağlı olarak ödem ve şişlik oluşuyor. Aynı zamanda da hapşırık, öksürük şikayetleriyle sürekli bir temizleme ihtiyacı ortaya çıkıyor. Çocuk doğal olarak bundan çok rahatsız oluyor. Çok önemli bir durum aslında. Alerjik rinit, erişkinlerde hayat kalitesini düşürüyor, günlük yaşamını bozuyor, iş performanslarını düşürüyor."
Çocuklarda uyku ve okul başarısını etkiliyor
Akelma, çocuklarda uyku bozukluklarına da yol açtığını dile getirerek, gece sık uyanma, ağız açık uyuma ve horlama gibi sorunların görülebildiğini, bunun da sabah yorgun uyanmaya ve baş ağrısına neden olabildiğini söyledi.
Bu durumun okul çağındaki çocuklarda dikkat eksikliği ve derslere odaklanamama gibi sorunlara yol açabildiğini kaydeden Akelma, şu uyarıları yaptı:
"Çocuklar da biz bunu, uyku bozuklukları şeklinde uyuyamama, gece sık uyanma, ağzından nefes aldıkları için de horlama ve ağzı açık uyuma ve buna bağlı olarak da iyi uyuyamadıkları için de sabahları hırçın uyanma şeklinde görürüz. Aynı zamanda sabahları baş ağrısı olabilir. Bir de çok önemli bir durum okul çocuklarında bu uykusuzluk ve huzursuzluğa bağlı alarak dikkat eksikliği, derslere odaklanamama ve bunun sonucunda okul başarısının etkilenmesi, okul başarısında bir düşme söz konusudur."
Prof. Dr. Akelma, alerjik rinitin mutlaka önemsenmesi gerektiğini vurgulayarak, "Eğer ısrarla her sene aynı şekilde tekrarlıyorsa başladıktan 1 hafta ya da 15, 20 gün devam eden burun akıntısı, hapşırık, tıksırık burun akıntıları devam ediyorsa mutlaka bir hekime başvurmak gerekiyor. Bu kişilerin tedavi edilmesi gerekiyor. Hayat kalitesi böylece düzeliyor. Tedaviyi de hemen kesmemek gerekiyor. Bütün polen mevsimi uzun süre, temmuz-ağustosa kadar hatta yabani otlar için eylül-kasım da dahil devam ediyor. Mevsimi uzun olabilir. Bu sürede tedavilerini düzenlemek gerekiyor." dedi.
Alerji aşısı uzun vadeli çözüm sunabiliyor
Prof. Dr. Zülfikar Akelma, alerji testleri yapılan bazı hastalarda görülen polen alerjileri ve ev tozu alerjilerine ilişkin uygulanan tedaviler konusunda ise, "Alerjik olarak testlerini yaptığımız bazı hastalarda gördüğümüz polen alerjileri ve ev tozu alerjileri de olabilir, biz bunlara karşı alerjinin tedavisi için tamamen düzeltmeye yönelik olarak 'alerji immünoterapisi' yapıyoruz." diye konuştu.
Alerji aşılarının genellikle 5 yaşından sonra uygulanabildiğini kaydeden Akelma, "Alerjenlere bağlı olarak 'alerji aşısı' diye halk arasında bildiğimiz aşılama yapıyoruz. Alerji aşılarında genel standart yaşımız 5 yaş. 5 yaş sonrasındaki bütün yaş gruplarına uygulanabilir. Tedavi biraz uzun bir tedavi. Asgari 3 yıl, maksimim 5 yıla kadar düzenli olarak ayda bir yaptığımız enjeksiyonlar ya da dil altı damla şeklinde yapılan tedavilerle bu aşıyı yaparak kişide o polene yani antijene karşı tolerans gelişmesini sağlıyoruz." dedi.
Astım gelişimini önleyen bir tedavi
Akelma, alerjide ilaç tedavilerinin genellikle durumu baskıladığına ve kontrol altına aldığına işaret ederek, şunları kaydetti:
"Aşı tedavisinde polene karşı vücudu duyarsız hale getiriyoruz. Aslında bir nevi kesin çözüm diyebiliriz. Her hastada aynı düzeyde başarı olmuyor ama yüzde 70'lere yakın bir başarıdan bahsederiz. Bunun sonucunu da şöyle görüyoruz. Kişinin şikayetleri ve ilaç ihtiyacı azalıyor. Bazıları hiç ilaç kullanmıyorlar. Alerjik riniti saman nezlesi olan kişilere yapmış olduğumuz bu aşı ilerleyen dönemlerde bu hastalarda astım gelişimini azaltıyor. Astım gelişimini de önleyebilen bir tedavi. Alerji ve immünoloji uzmanları tarafından yapılan bir tedavi. Bu konuda bir değerlendirme için bu kliniklere başvurmak ve ona göre uygun hastanın seçilmesi gerekir."