Ramazan YAVUZ-HABER
TİGRİS HABER - 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Madımak Oteli Yangınında aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Metin Altıok ve Hasret Gültekin'in de bulunduğu 35
kişi yanarak veya dumandan boğularak öldü. Yangından aralarında Aziz Nesin'in de bulunduğu 51 kişi de yaralı olarak kurtuldu.
Kürdistan Yurtseverler Partisi (PWK) ile Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK), yayınladıkları açıklamalarla yangında yaşamını yitirenleri andı.
"İNSANLIK DIŞI KATLİAM "
PWK tarafından yapılan açıklamada, 2 Temmuz 1993 günü Pir Sultan Abdal Şenliklerine katılmak için Sivas'a giden aydın ve sanatçılardan 33'ünun kaldıkları Madımak Oteli’nin saldırıyla yakılması sonucunda yaşamlarını yitirdiği belirtilerek, "Yangın esnasında iki otel görevlisi de yaşamını yitirdi. Örneğine az rastlanır bu insanlık dışı katliam, devletin güvenlik güçlerinin gözleri önünde gerçekleştirildi. Bugüne kadar sahnelenen onlarca katliamın bu yeni perdesi de ‘faili meçhul’ kaldı.Tam bir mizansen olan yargılama süreci uzun yıllar devam etti.
Sivas Katliamı davası 20 yılın ardından zaman aşımı gerekçesiyle kapatıldı. 33. yıl dönümünde, Sivas’ta yakılarak katledilenleri saygıyla anıyor, bu katliamı gerçekleştiren insanlık dışı güçleri ve arkalarındakileri bir kez daha lanetliyoruz" denildi.
"ALEVİLERİN TÜM HAKLARI TANINMALI "
"Alevilerin Tüm Hakları Kayıtsız Şartsız Tanınmalıdır" başlıklı Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK) açıklamasında ise, 33 yıl önce, bir grup ırkçı ve fanatik dinci tarafından ateşe verilen Madımak Oteli'nde yaşamını yitiren aydınların, yazarların, sanatçıların ve canların anılarının yaşamaya devam ettiği belirtildi.
Aradan geçen bunca yıla rağmen; ülkede yaşayan Türk ve Müslüman olmayan toplulukların asimile edilmeye, asimile edilemeyenleri ise yok etmeyi esas alan devlet politikalarıın Alevileri asimile etmeye yönelik uygulamalarını sürdürdüğüne dikkat çekilen açıklamada şunlar yer aldı:
"FAİLLER ORTAYA ÇIKARILMALI"
"Devlet geleneğine uygun biçimde, Madımak Katliamı'nın gerçek failleri tüm yönleriyle açığa çıkarılmadı; katliama göz yuman, gerekli önlemleri almayan kamu görevlileri de hesap vermedi.
'Şükür ki dışarıdaki halka bir şey olmadı.' sözleriyle katilleri koruyan dönemin Başbakanı Tansu Çiller hesap vermek yerine siyasi yaşamını sürdürdü.
Kürtlere ve hak talebinde bulunan kesimlere karşı sert ve acımasız davranan güvenlik güçleri, "Allah-u Ekber" sloganları eşliğinde Madımak Oteli'ni ateşe verenlere karşı aynı kararlılığı göstermedi. Bu ihmalin ve sorumluluğun hesabı da verilmedi.
Katilleri mahkemelerde savunan, davanın zamanaşımına uğraması için çaba gösteren kimi kişiler daha sonra milletvekili ve bakan olarak görev yaptı.
Madımak davasında mahkûm edilen bazı kişilerin çeşitli gerekçelerle affedilmesi ve dava hakkında verilen zamanaşımı kararının ardından "adalet yerini buldu" açıklamasının yapılması, toplumsal vicdanda derin yaralar açmıştır.
"KATLİAM TÜM YÖNLERİ İLE AYDINLATILMALI"
Hükümet, Alevilerin Madımak Oteli'nin bir Utanç Müzesi'ne dönüştürülmesi yönündeki talebini de bugüne kadar karşılamamıştır.
Bugün de Aleviler, eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü ve temel hakları için mücadelelerini sürdürmektedir. Madımak Katliamı'nın tüm yönleriyle aydınlatılması, gerçek sorumluların ortaya çıkarılması ve adaletin sağlanması talebi varlığını korumaktadır.
Alevilerin inanç özgürlüğüne ilişkin tüm haklarının kayıtsız ve şartsız tanınması yönündeki haklı mücadeleyi destekliyor; Madımak Katliamı'nın 33. yılında yaşamını yitiren aydınları, yazarları, sanatçıları ve tüm canları saygı ve özlemle anıyoruz