Rojava’da yeni aşama: Kürtler kazanımlarını nasıl kalıcılaştıracak?

SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin “askeri, güvenlik ve idari kurumların entegrasyonunda bir aşama sona erdi, bugün yeni bir aşama başladı” açıklaması, Kuzey ve Doğu Suriye açısından yeni bir dönemin başladığına işaret ediyor.

Analiz/ Mahsum KARA

TİGRİS HABER - Kuzey ve Doğu Suriye’de 15 yılı aşkın süredir savaş, saldırılar ve siyasi belirsizlik içerisinde oluşturulan askeri, siyasi ve toplumsal yapıların geleceği açısından kritik bir döneme giriliyor. QSD Genel Komutanı Mazlum Abdi, Kamışlo’nun 100’üncü kuruluş yıl dönümü kapsamında yaptığı konuşmada, askeri, güvenlik ve idari kurumların Suriye devlet kurumlarına entegrasyonunda bir aşamanın tamamlandığını belirterek, “Bugünden itibaren yeni bir aşama başladı” dedi.

Abdi’nin açıklaması, SDG ile Şam arasında 29 Ocak 2026’da imzalanan entegrasyon anlaşmasının yalnızca askeri bir düzenleme olmadığını, aynı zamanda Rojava’nın siyasi geleceğini belirleyecek daha kapsamlı bir sürecin başlangıcı olduğunu gösteriyor. Anlaşmada Kürtlerin Suriye’nin asli bileşeni olduğu, vatandaşlık ve anayasal haklarının güvence altına alınacağı ve Kuzey ve Doğu Suriye’deki sivil ve askeri kurumların devlet yapısına entegre edileceği belirtilmişti.

FİİLİ KAZANIMDAN ANAYASAL GÜVENCEYE

Kürtler açısından son 15 yılın en önemli sonucu, Suriye’de daha önce büyük ölçüde inkâr edilen Kürt kimliğinin artık ülkenin geleceğine ilişkin siyasi tartışmanın merkezinde yer alması oldu.

Rojava’da oluşturulan Özerk Yönetim, yerel yönetimler, eğitim, kadın kurumları, güvenlik ve savunma mekanizmaları yalnızca savaş koşullarında ortaya çıkan geçici yapılar olmadı. Bu kurumlar aynı zamanda Kürtlerin ve bölgedeki diğer halkların kendi kendilerini yönetme deneyiminin temelini oluşturdu.

Ancak önümüzdeki dönemin belirleyici sorusu, bu yapıların ne ölçüde korunacağı olacak.

Çünkü askeri ve idari kurumların Şam’a entegre edilmesi ile Kürtlerin siyasi kazanımlarının korunması aynı anlama gelmiyor. Entegrasyonun niteliği, Rojava’nın geleceğini belirleyecek en önemli başlıklardan biri olacak.

İlham Ahmed’in daha önce yaptığı açıklamalarda da Kürtlerin yeni Suriye anayasasının hazırlanmasında yer alması gerektiği vurgulanmış, Kürtlerin Suriye’nin inşasında “temel ortak” olduğu belirtilmişti.

SDG’NİN ASKERİ GÜCÜ SİYASİ KAZANIMA DÖNÜŞEBİLİR Mİ?

SDG’nin ortaya çıkışı, IŞİD’e karşı savaşın yanı sıra Kuzey ve Doğu Suriye halklarının kendilerini savunma ihtiyacının sonucuydu. Bugün ise aynı güç, Suriye’nin yeni siyasi düzeninin şekillenmesinde önemli bir aktör konumunda.

29 Ocak anlaşması kapsamında SDG güçlerinin Suriye Savunma Bakanlığı bünyesine entegre edilmesi yönünde adımlar atıldı. Aynı zamanda Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgelerde yerel güvenlik mekanizmalarının oluşturulması ve SDG’’den Sipan Hemo’nun Savunma Bakan Yardımcılığı görevine getirilmesi gibi adımlar atıldı.

Buradaki kritik mesele, entegrasyonun SDG’nin tasfiyesi anlamına mı geleceği, yoksa mevcut savaş gücünün ve deneyiminin yeni Suriye ordusu içerisinde Kürtlerin güvenliğini de gözeten bir yapıya mı dönüşeceği.

Abdi’nin “kurumların kimlikleri ve kazanımları korunacak” vurgusu bu nedenle önem taşıyor.

KÜRTLERİN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK MÜCADELE: ANAYASA

Rojava açısından bundan sonraki en kritik alan anayasa olacak.

Kürtlerin vatandaşlık hakları, Kürt dilinin statüsü, eğitim hakkı, kültürel haklar, yerel yönetimlerin yetkileri, siyasi temsil ve güvenlik gibi başlıkların yeni Suriye anayasasında nasıl düzenleneceği belirleyici olacak.

Şimdiye kadar elde edilen kazanımların büyük bölümü fiili olarak oluşturulmuş durumda. Bundan sonraki hedef ise bu kazanımların hukuki ve anayasal güvenceye kavuşturulması.

Başka bir ifadeyle mücadele, “var olmak” aşamasından “varlığın hukuki statüsünü belirlemek” aşamasına taşınıyor.

İlham Ahmed de anayasa sürecinde Kürtlerin yer alması gerektiğini ve yeni anayasanın bütün halkları temsil eden bir komite tarafından hazırlanmasının zorunlu olduğunu ifade etmişti.

KADINLARIN KAZANIMLARI DA MASADA

Rojava’nın diğer önemli kazanımlarından biri ise kadınların siyasi, askeri ve toplumsal yaşamda elde ettiği örgütlü konum.

Kadınların Özerk Yönetim içerisindeki eşbaşkanlık sistemi ve YPJ gibi yapılar, Rojava modelinin en belirgin özelliklerinden biri haline geldi.

Ancak entegrasyon sürecinde kadınların temsiliyeti konusunda sorunların bulunduğu daha önce de dile getirildi. İlham Ahmed, yeni yapılanmada kadınların yeterince temsil edilmemesini önemli bir sorun olarak değerlendirmiş ve YPJ’nin statüsünün de henüz çözüme kavuşmadığını belirtmişti.

Bu nedenle yeni dönemde sadece Kürt kimliği ve siyasi statü değil, kadınların kazanımlarının korunması da temel mücadele başlıklarından biri olacak.

YERİNDEN EDİLENLERİN DÖNÜŞÜ

Rojava’nın geleceğinde bir diğer önemli başlık ise demografik yapı.

Afrin’den 2018 yılında zorla göç ettirilen insanların dönüşü için adımlar atılırken, Serekaniye’ye dönüş konusunda da ilk konvoyun 10 Ağustos’ta kente ulaştığı bildirildi.

Bu gelişme, yalnızca bir mülteci sorununun çözümü olarak değerlendirilmiyor. Kürtlerin tarihi yerleşim alanlarına geri dönüşü, demografik değişikliklerin kalıcılaştırılmasının önüne geçilmesi ve bölgenin çok kimlikli yapısının korunması açısından da önem taşıyor.

Dolayısıyla önümüzdeki süreçte geri dönüş, güvenlik ve demografik yapı birbirinden ayrı düşünülemeyecek üç başlık olacak.

EN BÜYÜK RİSK: KAZANIMLARIN ERİTİLMESİ

Rojava açısından önümüzdeki dönemin en büyük riski, entegrasyonun yalnızca merkezi devlet yapısına dahil olma biçiminde ilerlemesi ve buna karşılık Kürtlerin siyasi, kültürel ve idari kazanımlarının yeterince güvence altına alınmaması.

Çünkü güçlü bir merkezi yapı içerisinde kurumların eritilmesi ile demokratik bir entegrasyon arasında büyük fark bulunuyor.

Bu nedenle Kürtler açısından mesele artık yalnızca “Şam ile anlaşmak” değil. Esas mesele, hangi koşullarda ve hangi anayasal güvenceler karşılığında anlaşılacağı.

Entegrasyonun eğitim, sağlık, yerel yönetimler ve diğer idari alanlarda uygulanmasına ilişkin hâlâ çözülmesi gereken sorunlar bulunuyor. Daha önce İlham Ahmed de eğitim sistemi, diploma denkliği, kurumların yöneticilerinin belirlenmesi, kadınların temsiliyeti ve YPJ’nin statüsü gibi başlıklarda sorunların devam ettiğini belirtmişti.

YENİ DÖNEM KÜRTLER AÇISINDAN NE İFADE EDİYOR?

Mazlum Abdi’nin açıklaması, Rojava açısından bir son değil, aksine yeni bir mücadele biçiminin başlangıcı olarak okunabilir.

15 yıllık savaş ve örgütlenme sürecinde Kürtler askeri bir güç, siyasi bir aktör, yerel yönetim modeli ve toplumsal örgütlenme kapasitesi oluşturdu. Şimdi bu kazanımların yeni Suriye içerisinde nasıl tanımlanacağı tartışılıyor.

Önümüzdeki dönemde üç temel başlık belirleyici olacak:

Birincisi, Kürtlerin anayasal olarak tanınması ve siyasi haklarının güvenceye alınması.

İkincisi, Özerk Yönetim deneyiminin merkezi devlet içerisinde eritilmeden, yerel ve demokratik yönetim mekanizmalarının korunması.

Üçüncüsü, SDG ve yerel güvenlik güçlerinin entegrasyonunun Kürtlerin güvenliğini ve bugüne kadar elde edilen kazanımları zayıflatmayacak biçimde gerçekleştirilmesi.

Bunlara kadınların kazanımları, Kürtçe eğitim ve kültürel haklar, yerinden edilenlerin dönüşü ve demografik yapının korunması da eklendiğinde, Rojava’nın önündeki mücadelenin kapsamı daha net ortaya çıkıyor.

Dolayısıyla Mazlum Abdi’nin “yeni bir aşama başladı” sözünün anlamı, Rojava açısından askeri mücadelenin yerine siyasi mücadelenin geçmesi olarak okunabilir. Bundan sonraki temel hedef, savaş yıllarında fiilen yaratılan kazanımları yeni Suriye’nin hukukuna ve anayasasına taşıyarak kalıcı hale getirmek olacak.

Rojava’da bundan sonra sorulacak temel soru da şu olacak: Kürtler yeni Suriye’ye nasıl entegre olacak değil, yeni Suriye’nin kuruluşunda Kürtlerin elde ettiği kazanımlar nasıl güvence altına alınacak?

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Politika Haberleri