Mümin AĞCAKAYA
TİGRİS HABER - Basın geleneğinden gelen daha sonra belgesel yapımlarına yönelen, yaptığı kısa film ve belgesellerle birçok ödül alan yönetmen Gökhan Çetin’in son belgeseli Van’da katledilen üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş oldu. Rojin Kabaiş’i ‘Kırık Terazi’ belgeselinde ele aldığı film 15 Mart da Sezai Karakoç Kültür ve Kongre Merkezinde seyircisiyle buluşuyor.
Belgesel ve kısa film yönetmenliğine uzanan yolculuk
1991’de Diyarbakır doğumlu olan belgesel film yapımcısı Gökhan Çalış; elektrik teknikeri, prodüksiyon şirketleri ve basın mensubu mesleklerinde çalıştıktan sonra; belgesel ve kısa filmler çekmeye başlıyor. Yönetmen Gökhan Çalış yapımcılığa yönelmesini; yaşadığı coğrafyada her insanın neredeyse bir hikâyesi olduğunu, bu hikâyelerden etkilenerek kısa film ve belgesel yapımına yöneliyor.
Ödüller aldığınız belgesellerde hangi konuları işlediniz?
‘Vatansız’ adlı belgeselde; Suriye iç savaşından kaçıp gelen mülteci bir kadın hikâyesini yaptığım bir çalışmaydı. Burada iş bulma çabaları yaşama koşulları ve adaptasyon sürecini ele aldık. Bu çalışma da; Avrupa Birliği İnsan Hakları jüri Özel Ödülü aldı
‘Soğuk Mezar’ adlı belgeselde; Cizre'de savaşın içinde bir çocuğun bir haftalık hikâyesini işledim. Bu çalışmamız da Hamburg Uluslar arası Film Festivalinde; En İyi Cesaret ödülünü aldım.
Bu arada çok etkilendiğim Mahsa Amini'nin son gününü anlatan ‘Sessizliğin Ardındaki Çığlık’ adlı kısa filmini yaptık. Bu çalışmayı henüz bir platforma göndermedim.
Rojin Kabaiş belgeseli nasıl ortaya çıktı?
Daha önce basın geleneğinden geldiğim için sosyal medyayı aktif kullandığım için Rojin’in babasının basına da yansıyan adliye önündeki feryatlarından çok etkilendim. Babanın acısı ve feryadı bana biraz yol gösterici oldu diyebilirim. Rojin’in babasının yürüttüğü mücadeleden etkilendim. İki ya da üç kere babasıyla oturup çay içip sohbet ettim. O babada biraz kendimi, kendimizi gördüm. Babamı hissettim diyebilirim.. Çünkü acının dili bir ve ortaktır.
Aileyle birlikte konuştuk. Hukuk ve hak arama mücadelesinde yaşanan gelişmeleri ele aldık. Böylece belgeselde işleyeceğimiz çerçevenin ana hatları oluşturuldu.
Rojin'in ailesinden, arkadaşlarından, avukatları yanında, Van ve Diyarbakır Baro başkanlarıyla görüştük. Ayrıca psikologlarla ve sosyologlarla görüştük. Bu arada toplumun psikolojisini de anlamaya çalıştık.
Rojin Kabaiş ve benzeri olayların toplumdaki etkileri nasıl oluyor?
Toplumsal yara, birçok insan anlam veremiyor. Birçok kadının hayatı ve geleceği böyle belirsiz bir biçimde karartılıyor. Ve toplumda ciddi bir yara oluşturuyor.
Yani bu çalışmalar bir ölçüde de buna bir ışık sunma aslında. İnsanlar şuna anlam veremiyor? Niye hepsi meçhul kalıyor? Bu da toplumda çeşitli kaygıları oluşuyor. Bunu aslında çekimlerde de fark ettik.
Rojin’in okul arkadaşları üzerindeki etkilerini nasıl gözlemlediniz?
Bu belgesel çekimlerinde bir hafta boyunca üniversitede kaldık. Üniversite okuyan öğrencilerin çoğu mezuniyetini bekliyordu. Bazıları "Biz artık burada kalmayacağız. Yurt dışına gideceğiz." diyordu. Çünkü güvenlik kaygıları vardı. Birçok aile çocuğunun okul kaydını ya dondurmuş ya da naklini istemiş. Rojin'in okul arkadaşlarının birçoğu kaygılarından ötürü konuşamıyorlardı.
Yani o yüzden toplumsal bir yarayı aslında biz ele aldık. Bu ve buna benzer olaylar toplumda bir kaygı, bir umutsuzluk oluşturuyor. Yani bir yara olarak gittikçe toplumun içerisinde büyüyor. Bu olaylar niye oluyor? Kim yapıyor? Niye hep meçhul kalıyor? Ciddi bir soru işaretine dönüşüyor.
‘Kırık Terazi’nin nasıl bir yolculuğu olacak?
15 Mart'ta Diyarbakır, 23 Nisan'da Van' ve İstanbul'da yapacağımız galada seyirciyle buluşacak. İstanbul'dan sonra da Avrupa turnemiz olacak.
15 Mart'ta Sezai Karakoç Kültür ve Kongre Merkezinde yapacağınız galanın programı nasıl olacak?
Tamamen halka ücretsiz ve basına açık bir şekilde olacak.
Öncesinden sanatçı Raperin Rojin'le ilgili yapılan bir şarkıyı canlı performansla sunacak. Film gösterimin ardından Roji'nin babası Nizamettin Kabaiş, avukatlar, sosyolog ve psikolog ile birlikte bir söyleşi yapacağız.
Bundaki bundan sonraki çalışmalarda nasıl bir yol almayı düşünüyorsun?
Yani bu önceki projeler gibi insan hikâyeleri, insan portrelerini, yaşanmışlık hikâyelerini yapmaya devam etmek istiyorum. Ağırlıklı olarak hep insan hikâyeleri olacak. Ama ağırlıklı olarak hep kadınlar olacak. Çünkü toplumda daha çok kadınlar ve çocuklar hedef oluyor.