Şirvan Oktay GÖRER
TİGRİS HABER - Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan, Diyarbakır’ın tarihsel ve kültürel önemine dikkat çekerek kentin hak ettiği hizmetleri alamadığını ifade etti. Diyarbakır’ın farklı kimliklerin, inançların ve kültürlerin bir arada yaşadığı kadim bir şehir olduğunu belirten Arıkan, “Diyarbakır sadece bir şehir değil; adaletin, özgürlüğün, kardeşliğin ve birlikte yaşamanın adıdır” dedi.
Kente her ziyaretlerinde bu zenginliğe tanıklık ettiklerini dile getiren Arıkan, buna rağmen yeterli yatırımların yapılmamasını eleştirdi. Ekonomik sorunlara da değinen Arıkan; çiftçilerin, hayvancılıkla uğraşan vatandaşların ve esnafın her geçen gün daha fazla zorlandığını söyledi. Uzun süredir tamamlanamayan Silvan Barajı projesine dikkat çeken Arıkan, ulaşım ve altyapı alanlarında da ciddi eksiklikler bulunduğunu vurguladı.
ŞEHİR İÇİ ALTYAPI SORUNLARI
Gençlerin yaşadığı gelecek kaygısına işaret eden Arıkan, “Gençlerimiz artık gurbet türküleri söylemek zorunda kalmamalı” ifadelerini kullandı. Kentte umut duygusunun zayıfladığını belirten Arıkan, hızlı tren, hava yolu ulaşımı ve şehir içi altyapı sorunlarının hâlen çözülemediğini dile getirdi.
“MAĞDURİYETLER GÖRÜLMELİ”
Türkiye’nin demokratikleşme sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Arıkan, “Terörsüz Türkiye” söyleminin tek başına yeterli olmadığını ifade ederek, asıl hedefin “yaşanabilir bir Türkiye” olması gerektiğini söyledi. Bu kapsamda şiddetin sona ermesi, hak ve özgürlüklerin genişletilmesi ve hukukun üstünlüğünün esas alınması gerektiğini vurguladı. Geçmişte yaşanan acıların tekrar etmemesi için gerekli adımların atılması gerektiğini belirten Arıkan, toplumun tüm kesimlerinin yaşadığı mağduriyetlerin görülmesi gerektiğini ifade etti.
“ÇATIŞMA ORTAMINDAN UZAK DURULMALI”
Bölgesel gelişmelere de değinen Arıkan, İran, İsrail ve ABD arasındaki gerilimin bölge açısından risk oluşturduğunu belirterek, Türkiye’nin bu çatışma ortamından uzak durması gerektiğini dile getirdi. Arıkan, açıklamasının sonunda tüm siyasi partilere çağrıda bulunarak, hiç kimsenin kimliği, inancı ya da düşüncesi nedeniyle bedel ödememesi gerektiğini vurguladı ve daha adil, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışının inşa edilmesi gerektiğini ifade etti.