Amedspor’un Erzurum deplasmanında yaşadıkları, sadece bir maçtan ibaret değil. Yaklaşık 10 yıldır kazanılamayan bir deplasman, lider zihinsel olarak, moral ve motivasyon acısında iyi durumda gözükse bile, liderliğin verdiği bir psikolojik baskı vardı. Bu maça kadar.
Daha önce çok zorlu bir deplasman olduğu haftalar önce konuşulmuş tartışılmıştı.
Bu tarz maçlarda futbol sadece ayakla değil, kafayla ve sabırla oynanır. Ancak Erzurum’da sahaya yansıyan tablo, Amedspor’un bu anlamda saha içinde istediği futbol ortaya koymamasının yanı sıra en büyük sıkıntı ise rakibi Erzurumspor değildi.
Hakem faktörü maça ve oyuna damga vurduğu bir gerçekte ortadaydı.
Sahada Ciddi Hakem sıkıntılarının yaşandığı bir gerçek tablo
Rakibin maçta sertliklerini hiçbir kart göstermeden es geçmesi orta hakem Mertoğlu’na karşı düşünceler spor kamuoyunda art niyetli olduğu, düşünülmeye başladığı anlarda Amedspor’da ilk devrede 36 ve 38 dakikalarda iki savunma oyuncusu Murat Uçar ile Kahraman Demirtaş verilen o iki basit Sarı Kartlar maçının kırılma anlarına sahne oldu.
Çıkartılan iki kolay kartlar kırmızı kartların geleceğinin habercisiydi. Çok geçmedi maçın ikinci devresinin sonunda gelen, iki kırmızı kart ve kontrolsüz tepkiler eklenince, maçın psikolojisi Amedspor’un elinden tamamen kaydı.
Tabiki hakemin bu kadar basit kararlarını bir tarafa bırakırsak, Özellikle savunma hattında yapılan basit hatalar mağlubiyete bir zeminin tuzu ve biberi olduğu bir gerçek takımın ne kadar erken oyundan koptuğunu da gösterdi.
Burada asıl sorun hakem mi, saha mı, rakip mi?
Hepsi bir kenara Sivas spor’a odaklanmak lazım
Amedspor takımının kafa olarak bir an önce toparlanması ve deplasmanda daha önemli Sivasspor maçına odaklanması gerekiyor. Çünkü şampiyonluk yürüyüşü, bu tarz deplasmanlarda verilen reaksiyonlarla ölçülür.
Erzurum’da avantaj kaybedilmedi belki ama çok büyük bir fırsat kaçtı. Liderlik yolunda böyle maçları “idare etmek” değil, “koparmak” gerekir.
Önümüzde Sivas spor maçı var. Bu maç, Erzurum’da yaşananların telafisi olabilir. Ama aynı hatalarla, aynı dağınık ruh haliyle çıkılırsa sonuç değişmez. Futbolcuların sahaya çıkarken önce kafa olarak, maça çıkmalı ve sadece oyunu düşünmesi şart. Olduğu bir gerçek
TFF 3. Lig Ekibi Diyarbekırspor’a Ayrı Bir Parantez
Bu noktada Diyarbekırspor’a ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Maddi sıkıntılarla boğuşan, oyuncuların alacaklarının geciktiği, imkanların sınırlı olduğu bir ortamda dün oynanan ligdeki birebir rakibi Hacettepe spor karşısında sahaya çıkan bir takım vardı. Ama buna rağmen sahada istek, direnç ve aidiyet duygusu mücadele ise galibiyet getirdi.
Birebir rakibini yeniyorsan, bu sadece taktikle açıklanmaz. Bu, ruh meselesidir. Diyarbekırspor sahaya “kazanmaktan başka çarem yok” duygusuyla çıkıyor. İşte bu, parayla satın alınamayan bir şey.
Bu mücadelenin arkasında ise büyük bir yükü sırtlayan bir isim var: İlhan Akbaş. Hem maddi hem idari anlamda sorumluluğun tamamını üstlenmiş durumda. Bir yandan takımı ayakta tutmaya çalışıyor, bir yandan da ilk etapta Play-Off oradan şampiyonluk hedefi için elinden gelenin fazlasını yapmaya çalışıyor. Kolay değil. Ama sahaya yansıyan tablo, yapılan fedakârlığın boşa gitmediğini gösteriyor.
Son Söz Olarak Noktalamak Gerekirse
Amedspor kalite olarak bu ligin üstünde olabilir. Ama her maç kaliteyle kazanılmaz. Bazen ruh, bazen sabır, bazen de akıl kazanır. Erzurumspor maçında da tam eksik olan da buydu.
Şampiyonluk istiyorsan; Provokasyona gelmeyeceksin, Hakemin art niyetli kararları olsa bile, Kartlara teslim olmayacaksın, zor deplasmanlarda kendi evinden daha fazlasını sahaya yansıtmak gerek Aksi halde, sezon sonunda “keşke”ler bırakmamak lazım…