Şehir Stadı Şehrin Parkı Oluyorken!

Şeyhmus DİKEN

 

Diyarbakır’ın kent yerleşkesi olarak binler yıllık sur içindeki yerleşkesinden sur dışına çıkarak yeni kent dokusu ile tanışması 60-70 yıllık bir zaman dilimine hitap eder. Şehrin beşbin yıla uzayan yerleşikliği dikkate alındığında en fazla bir kuşak ötesine gider bu hikâye. O da hepi topu yaşı ellileri birazcık geçmiş olanlarımızın hafızasında tüm canlılığıyla bilinendir.

Birkaç gün önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstasyon Meydanındaki kürsüden eski stadın kazılmış alanında da duyulan sesiyle stadın geleceği ile ilgili taahhüdü kentte yeniden bir dalgalanmaya sebep oldu.

Malum şehir stadı haylidir şehrin ihtiyacını karşılayamıyordu. Bir yandan şehrin profesyonel ve amatör futbol takımlarının maçlarına ev sahipliği yapmak! Öte yandan bayramlarda-seyranlarda, müzikal etkinliklerde, törenlerde bilcümle ilgili kent sakinini ağırlamak! Bir de stat çevresinde yaşayan semt sakinlerinin sabah sporlarında yürüyüş yapmalarına ve sağlıklı yaşam performanslarına mekân sahipliği yapmak! Bütün bunlardan adeta şehir stadyumu yorgun düşmüştü. İhtiyaçları da karşılayamıyordu.

Metropol şehre yakışan daha büyük bir stadyuma ihtiyaç vardı. Bu ihtiyaç giderildi. İyi de oldu. Yalnız orta yerde bu gibi durumlarda hep yaşanan ve kentin orta yerinde durduğu için rantiyecilere damak şapırdatan bir konumu vardı 51 dönümlük eski stat alanının. Alanı yaklaşık yarım asır önce kentin sakinlerinden biri “şartlı bağış” yoluyla şehir stadı olsun diye devlete bağışlamıştı. Şimdi TOKİ (Toplu Konut İdaresi) mevcut alanı bir alış veriş merkezi ve ofis alanı yapma derdindeydi.

İşte bu tehlikeyi ciddi bir ÖNGÖRÜ ile fark eden benim de kurucusu ve yönetim kurulu üyesi olduğum kentin düşünce kuruluşu DİTAM (Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi) 2014 yılının Mart ayında bir basın açıklaması yapmıştı. Üstelik salt sıradan bir “BASIN AÇIKLAMASI” ile yetinmemiş kentin önemli iki noktası Dağkapı Meydanı ile Ofis Ekinciler Caddesinde günler süren imza kampanyaları yürütmüş. İmzacıların imzaları da dönemin yerel gazetelerinden Özgür Haber Gazetesinde günlerce tam sayfa olarak yayınlanmıştı.

Geriye dönüp hafıza tazelediğimde dönemin belediye başkanları, milletvekilleri, siyasi parti temsilcileri, kurum temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri ve kentin bilinen kanaat şahsiyetleri metni imzalamıştı.

DİTAM bildirisinin başlığını “Şehrin Stadı Şehrin Parkı Olsun” diyor ve ekliyordu; “Şehir stadyumunun yeri 12 Mart 2014 tarihinde Ankara’da ihaleyle saltığa çıkarılıyor. 51 dönümlük alanı alacak olanlar buraya muhtemelen AVM yapacaklar. Elli yıldır şehre hizmet veren ve her Diyarbakırlı için özel anlamı olan stadyumun yeri beton yığını haline gelecek. Son yıllarda Türkiye’de şehirlerin en kıymetli arazileri o şehirlerde yaşayan insanlara sorulmadan, danışılmadan TOKİ aracılığıyla kamulaştırılıp sonra da satılıyor. Ve yine bu alanlara o şehrin Tarihi, Kültürel ve Doğal dokusuyla uyuşmayan

rant merkezleri inşa ediliyor. Bu uygulamanın son kurbanı anlaşılan Diyarbakır olacak.”

Diyarbakır’ın son elli yılını yaşayanlar çok iyi tanığıdır şehrin. Şehrin Seyrantepe bölgesinden gelip Adliye kavşağından sağa dönülünce caddenin sağ cenahında kalan alanlar İstasyon bölgesindeki Sümer Park dâhil adeta kentin soluk alma mekânları olarak tasarlanmış zamanında modern kent planlamacılarınca! Karayolları, Anıtpark, Stadyum ve Sümer Park. (Gerçi şimdilerde Karayolları bahçesinin nerdeyse tümü ortadan kaldırılıp Camiye dönüştürüldü ya. O ayrı bir yazı konusu olmalı).

DİTAM basın metnin devamında; “Diyarbakır şehir stadyumun yeri rant uğruna talan edilmesin. Diyarbakır şehir stadyumunun bulunduğu alan şehrin nefes alabileceği bir alan olarak yeniden düzenlensin. Şehrin eski dokusu ve ruhuyla uyumlu bir şehir parkı haline getirilsin.” demişti.

Bunu DİTAM ne zaman mı demişti. Bir kez daha hafıza tazeleyelim tam dört yıl dört ay önce. Basın toplantısı ve şehirde lokal olarak yürütülen kampanyalar dışında internette change.org sitesi üzerinde açılan imza kampanyasına da çok sayıda duyarlı insan ilgi göstermişti.

Peki, geri dönüp sorulabilir DİTAM bu kadarla yetinmiş miydi? Tabii ki hayır, yetinmemişti. Siyasilerle ve kentin atanmış seçilmiş bürokratları ve yöneticileri ile her biraraya gelindiğinde DİTAM bu önerisini güncelledi / güncellemişti.

Sonuçta aklıselim egemen oldu. Cumhurbaşkanı bu kent hafızasına olumlu cevap verip “Şehir Parkı” (Kendisi Millet Parkı diyor) olmasını taahhüt etti. Şimdi TOKİ tasını tarağını eski stad yıkım alanından çekip gitmeli ve hızla orası bir park mekânına dönüştürülmeli.

Bu yazı aslında bir hafıza tazeleme niyetine yazıldı. Malum bir özlü sözümüz var; “Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür”. Bu sebeple unutulmasın, kentin düşünce kuruluşunun dört yıl sonra amacına ulaşan çabası 5 Haziran Dünya Çevre Gününde bir taraflarda yazılı dursun vesselam…

 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.