Sessiz salgın: Madde bağımlılığı ve sanal kumar

Melis KANDEMİR

Türkiye’de bir çöküş her zaman gürültüyle gelmez. Bazen ne siren çalar ne de manşet olur. Sessizce yayılır, fark edilmeden kök salar. Madde bağımlılığı ve sanal kumar, bugün Türkiye’nin en sessiz ama en tehlikeli salgınlarından biridir.

Bu mesele artık belli semtlerin, belli ailelerin sorunu değil. 81 ilin tamamında, büyük şehirlerden en küçük kasabalara kadar aynı hikâye yaşanıyor. Sanal kumar masaları artık arka sokaklarda değil; Türkiye’nin dört bir yanında gençlerin cebindeki telefonlarda. Bir tıkla zengin olma hayali pazarlanıyor, geriye ise borç, yıkım ve utanç kalıyor.

Kaybedilen sadece para değil.

Türkiye’de her gün biraz daha fazla umut, emek ve gelecek kayboluyor. Borç yüzünden dağılan aileler, sustukça yalnızlaşan gençler, “kimse bilmesin” diye içine kapanan evler… Bu tabloyu hangi şehirde açsanız aynısı karşınıza çıkıyor.

Madde bağımlılığı da aynı zincirin diğer halkası. Ne Doğu’da daha az, ne Batı’da daha fazla. Üniversite kampüslerinden sanayi bölgelerine, mahalle aralarından kırsala kadar her yerde. “İstediğim Zaman Bırakırım” cümlesi, Türkiye’de binlerce hayatın yarım kalmasına neden olan en büyük yanılsama.

Bu noktada meseleyi sadece bireysel iradeye bağlamak büyük bir kaçıştır. Bu tablo, Türkiye’deki denetimsizliğin, yetersiz sosyal politikaların ve görmezden gelmenin sonucudur.

Gençler neden bu kaçış yollarına itiliyor? Umut neden bu kadar erken tükeniyor?

Devletin görevi sadece yasak koymak değildir. Türkiye’nin her ilinde ulaşılabilir tedavi merkezleri, gerçek denetim, önleyici politikalar şarttır. Aileler “Bizim Evde Olmaz” rahatlığını bırakmalıdır. Toplum ise yargılayan değil, iyileştiren bir dil kurmalıdır.

Ama burada herkesin sorması gereken çok basit bir soru var:

Aslında sanal bahisin fişi bir gecede çekilebilecek güç varken, neden çekilmiyor?

Bankacılık sistemi biliniyor, dijital akışlar izlenebiliyor, internet siteleri anında kapatılabiliyor. İstenirse yapılabiliyor. Peki yapılmıyorsa sorun teknik mi, yoksa tercih mi? Bu soru sorulmadan, bu meseleye “çaresizlik” denilemez.

Çünkü bağımlılık bireysel gibi görünse de, Türkiye’nin ortak yarasıdır.

Ve bu yara, görmezden gelindikçe derinleşiyor.

Sessiz kalırsak, bu sessizlik Türkiye’ye pahalıya mal olur.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.