Sevgi Günleri

Mümin Ağcakaya

‘14 Şubat Sevgililer Günü’ geride kaldı. Diğer özel günler gibi kutlamalar arasında yerini aldı. Kutlanan bu ‘Sevgililer Günü’nün eski Roma dönemine dayanan ilginç bir hikâyesi var. Kısaca bahsetmek istiyorum. Eski Roma’da tanrı ve tanrıçaların kraliçesi olan Febrata Juna adına yapılan kutsama töreninde tanışan, birbirlerine âşık olan gençler festival sonrası evlenirlermiş. Dönemin Roma imparatoru 2. Claudius savaş yanlısı bir hükümdar olduğundan, ordusunda savaşacak asker sıkıntısı çektiği için Roma’daki nişan ve evlilikleri yasaklıyor. Papaz Aziz Valentinus bu yasağa uymayarak gizlice çiftleri evlendiriyor. Bunun üzerine Aziz Valentinus tutuklanıyor ve idama mahkûm ediliyor. 14 Şubatta idama götürülürken âşık olduğu gardiyanın kızına “Senin Valentine’ın” yazılı mektubu gönderiyor. Bu olaydan 226 yıl sonra MS. 496’da Papa Gelasius 14 Şubat’ı ‘Aziz Valentine Günü’ ilan ediyor ve bu gün Hıristiyanlığın evlilik ve çoğalma ilkesiyle bütünleştiriliyor. Daha sonra kapitalist sistemin her şeyi ticari ve kar ilişkisine döktüğü için bu günü de özünden uzaklaştırarak nesneleştiriyor. Günün kısa tarihçesi böyle başlıyor.

X             

Sevgi ve aşk üzerine söylenmiş ve yazılmış çok sayıda söz ve metin vardır. William Shakespeare, “Aşk gözle değil ruhla görülür”, Madame De Scudery’in, “İnsan sevmeye başladı mı, yaşamaya da başlar.” Filozof Augustinus’un, “Sevgi ruhun güzelliğidir.” Gibi söylene bir çok söz ve yazılar vardır.

Sevgiyi kapitalist sistemin özel günler için tasarrufunda tuttuğu bir tüketim günleri olmasının dışında ele alacak olursak sevgi, öncelikle her canlının ihtiyaç duyduğu bir duygudur. Sevgi sadece bir duygu değil aynı zamanda emek gerektiren bir çabanın somutlaşmış halidir.

14 Şubat sevgililer günü olarak kutlandı. Şimdiye kadar çok gün kutlanıyor. Hayatta sürekli olması gereken bazı ilişki ve duygularımız yılda bir güne indirgeniyor. Bu yüzden tıpkı anneler ya da babalar gününü yılda bir günle sınırlayamayacağımız gibi sevgililer ya da sevgi gününü de bir günle sınırlanamaya çalışılıyor.

Kapitalist ilişkilerin her şeyi maddi değeriyle ölçer hale geldiği için günümüzde de böylesi günlerde verilen hediyenin maddi değeri daha fazla öne çıkmaktadır.

Eskilerde kullanılan bir söz vardı,”Al elma gönül alma” diye. Elma kutsallığı da olan, geçmişte insanların sevdiklerine verdikleri değerli bir hediyeydi. Bu hediye şimdilerde verilen en değerli hediyelerden daha fazla anlamlıydı ve unutulmaz değerliydi. Ama en güzeli ve kalıcı olanı da her zaman söylenen sevgi dolu sözlerdi.

Sevgi her insanın hatta canlının ihtiyacı olan bir duygudur. Sevgi sadece soyut bir duygu değildir. Emek gerektiren bir çabanın ürünüdür. Yani emeğin somutlaşmış halidir.

X                        

Öyle biz zaman diliminden geçiyoruz ki her tarafımızı şiddet dalgası sarmış durumda. Bir tarafta sevgi ve sevgililer günü kutlanıyor. Diğer tarafta ise şiddet. Bu günde bile kadınlar şiddete uğramaktan kurtulamıyor.

Kadına bu kadar şiddetin yaygınlaşmasının altında yatan nedenler incelendiğinde sevgisizlik olduğu görülmektedir. Bu sevgisizliğin kökenleri çok boyutludur.

Sadece ülkemizde değil Ortadoğu coğrafyasında ilk göze çarpan sürekli şiddeti besleyen bir alt yapısının olduğudur. Öyle ki bu alt yapı sınır ve ülke tanımadan toplumsal ve aile yapısına kadar derinliğine işlemiş bir eğilimdir. Başta kadın olmak üzere birbirlerine karşı gösterilen şiddetin altında ekonomik-politik nedenler olsa da sevgisizlik önemli bir yer tutmaktadır. Kendinden başkasını sevmeme, sevmediğine şiddeti maruz görme anlayışları her tarafa sinmiştir. Bu yüzden de Ortadoğu da savaşlar bir türlü bitmiyor. Aynı şehirde, köyde yaşayanlar hatta aile içlerinde kavgalar sürgit devam ediyor. Çünkü tarihsel arka planından da beslenerek gelen sevgisizlik ve şiddet eğilimleri alt yapılardan gelen anlayış ve yaklaşımlarla da beslenerek devam etmektedir. Sevgisizlik günlük yaşam ilişkilerimizde sıkça karşılaştığımız bir durumdur.

Sevgisizliğin önünü almak için sevgiyi canlı tutmamız gerekiyor. Sevgi pozitif bir enerjidir ve dokunduğu her şeyde umudu yeşertmektedir. Ama bu da kendiliğinden değil bir emek ve çaba isteyen bir iştir. Sevmek sadece sözden ve yılda bir gün verilen hediyeden ibaret değildir. Emek vermeyi gerektiren sabırlı bir uğraştır.

 Sevgi iyi olmayı gerektirir. İyilik ağır bastığı zaman sevgi de gelişir. Sevginin gücü iyileştiricidir. Sevginin gücüne inanırsak bütün günler aynı olur. Geleceğimizi ve dünyayı kurtaracak olan da budur. Önce sevmekle ve birbirimizi iyileştirmekle başlamalıyız. Sevgiyle ve iyilikle kalın.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.