Şimdi ne olacak?

Abdurrahim Kılıç
Ve seçimler bitti. Stresli ve yorucu günler geride kaldı. Umarım geride kalmıştır diyenleriniz de vardır, hissediyorum.
Ama en azından gün yirmi dört saat propaganda gürültüsü en azından bitti.
Her seçimin bir kazananı, bir kaybedeni vardır.
Ünlü Romalı düşünür Seneca’nın güzel bir sözü var ”Her tercih bir vazgeçiştir.” diyor.
Bir şeyi, bir kişiyi seçtiğinizde diğerinden vazgeçmiş oluyorsunuz.
Şimdi toplumun yüzde 52’si tercihini Erdoğan’dan yana kullanmış ve diğerinden vazgeçmiştir.
Yok yabancılara oy kullandırıldı, yok medya gücü ellerindeydi, yok devlet olanaklarını kullandılar, yok baskı uyguladılar, yok rüşvet dağıttılar, yok hile yaptılar…
Hepsi bahane!
Xsentius’un binlerce yıl önce bir tapınak yazısında belirttiği gibi “Dünya karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getirmediğinle ilgilenir.” gerisi boş ve kuru laf.
Hakikat şu ki masa başı ittifaklar, küçük dar hesaplar, bencilce koltuk hırsı, yanlış hesaplar Erdoğan’ın sistematik ve reel bariyerine çarpıp un ufak olmuştur. Muhalefet gemisi limana varamadan berbat batmıştır.
Çok kaptanlı gemi, küçük politik bencilliklerle savrulmuş ve alabora olmuştur.
“Adam kazandı!” repliği tarihe kazınmıştır.
Bu tespite burun kıvırıp seçim öncesi tespitlerime yaptıkları gibi küfür, hakaretle cevap verilebilir, sıkıntı değil, ama hakikat budur.
Şimdi külahını önüne alıp derin düşünme zamanıdır.
Nerede yanlış yapıldı, eksikler neydi?
Yok HDP, YSP gibi on kişilik yönetimi toplayıp üstünkörü bir özeleştiriden, toplumun gazını almadan bahsetmiyorum.
Bütün muhalif unsurların, başta CHP olmak üzere hatalarını görüp yeniden oyuna dönmeleri gerekiyor.
Bu seçimin temel iki kaybedeni CHP ve YSP’dir.
Levent Gültekin’in dünkü yazısında ifade ettiği, Kılıçdaroğlu adaylığa devlet olduğunu öne süren birileri tarafından teşvik edildi, iddiası ciddidir.
Kimler siyaseti dizayn ediyor, buna kimler rıza gösteriyor, yapılan görüşmeler doğru mu?
Kimse halkın cehaletine vurgu yapmasın ve toplumu sakın küçümsemesin!
Madem o kadar kültürlüsün, doğru dili kullansaydın, sağlıklı iletişimi kursaydın da sen bu cahil(!) halkı ikna etseydin.
Basiretsizliğini, tembelliğini, bencilliğini, yetmezliğini saklamak için halkı sakın küçümseme!
Çok kolay kazanılacak bir seçimi bu kadar yokuşa sürmek ancak kazanmak derdi olmayan bir hareketin hedefi olabilirdi.
Birbirine güzellemeler yapmak, körler sağırlar birbirini ağırlar muhabbetiyle oy kazanılmıyormuş.
Yenilgiyi sadece tek kişiye bağlamak da doğru değil.
Burada yenilen sadece Kılıçdaroğlu değildir, tüm bileşenler ve liderleridir, parti örgütleridir.
Armudun sapı, üzümün çöpü diyerek iktidardan daha fazla ortalığı bulandıran, heves kıranlardır.
Seçim kazanılsaydı, bunları yazacak mıydım?
Kesinlikle yine yazardım ve işin sırrı nedir diye merak ederdim.
Şimdi siz de bundan sonra ne olacak merakı içindesiniz, ben de.
Ama tek bildiğim, yeniden dirilmek gerek ve sizde bunu yapacak ne yürek ne de niyet var!
Çünkü muhalefeti çok sevmişsiniz.