Sıralı seçimler ve Kürtler

NACİ SAPAN

Naci Sapan

Biri gitti, ikisi kaldı geride. Tartışmaları da vakit kaybedilmeden başladı. En çok ta muhalefetin birinci gündem maddesi oldu. Muhalefet, yerel seçimlerde başbakan Erdoğan’ın düşük oy oranı ile Cumhurbaşkanlığı yolunun tıkanacağı hesaplarını yapıyordu. Yani yüzde 40’ın altı gibi bir hesaptı o. Muhalefetin bu hesaplarından bir umut çıkmış olsaydı, doğrudur Başbakan’ın cumhurbaşkanlığı hesapları da alt üst olacaktı. Bu durum sonrasında genel seçimlere de yansıyacaktı.

Ama şimdi öyle değil. Eğer bir çatlak, patlak olmaz ise, AK Parti tek parça yola devam ederse, yerel seçimlerde alınan oylar ciddi bir garanti olarak torbasında duruyor. Muhalefetin şimdiden yolu taş biriktirmek suretiyle kapatma çabalarına rağmen, ittifaklar, ikna edilmeler ve olmalarla birlikte tarafına çekeceği oylarla Erdoğan’ın amacına ulaşma konusunda büyük bir sıkıntısının olacağını sanmıyorum.

İleride ne olur ne olmaz şimdiden tamamını kestirmek elbette ki zor bir durum, ancak tüm ‘şaibelere’ rağmen yerel seçim rüzgârını şimdiden arkasına alan başbakan Erdoğan, hem AK Partinin hem de kendi iktidarının devamıyla ilgili kalıcı ve ciddi ittifaklar deneyecektir.

İki seçim içinde ciddi, kalıcı ve tarafları memnun edecek ittifaklar ne olabilir? Asıl önemli soru burada kendisine cevap arıyor. BDP-HDP Blok’u var, Saadet Partisi var. Bu kesimlerin oy oranları durumu kurtarıyor. Cumhurbaşkanlığı seçimi çalışmalarında kavgacı bir üslup ön planda olmayacağı için bunların tamamı denenecektir.

Bütün bunlar olurken, bu seçimlerin tamamının sonucundan Kürtler ne elde edecek? Birde böyle bir sorunun cevabını aramak gerekiyor. Erdoğan cumhurbaşkanlığı seçimleri için Kürt oylarına ihtiyaç duymayıp, İslamcı-milliyetçi oyların hesabını da yapabilir ki, biraz yakın ihtimal görünüyor. O zaman Kürtlerin, BDP-HDP blok’unun, daha ötesine gidersek KCK ve Abdullah Öcalan’ın bu konuda ortaya koyacağı olumlu yâda olumsuz reaksiyon ne olabilir?

KCK ve Abdullah Öcalan’ın yerel seçim öncesinde, ‘çözüm sürecini hükümetlerle değil, demokrasi güçleriyle, halklarla yürütüyoruz/yürüteceğiz’ demelerinin altındaki mantığı iplerin kopmuş olmasına mı yormak lazım, yoksa Kürtlerle ilgili meselelerin çözümüne sürat kazandırmak üzere pazarlık kapılarının sürekli aralık bırakılmasına mı yormak lazım?

Hala kavşak noktasındayız ve asıl yolun hangi yöne gittiğinden çok emin değiliz.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.