Siyaset kurumları güvensiz!

NACİ SAPAN

Siyaset arenasında heyecan yok.

Ben göremiyorum, sizlerden gören var mı?

Periyodik bir düşüş yaşanıyor siyaset dünyasında.

Özellikle de 14-28 Mayıs sürecinden sonra, bu düşüşü çok daha net görmeye başladık.

Galiba, siyaset kurumlarına karşı güvensizlik meselesini konuşmak gerekiyor. Özellikle 31 Mart sonrası bunu çok ciddi tartışmak, konuşmak gerekecek. Hangi sonuç ortaya çıkarsa çıksın, kim, kimler kazanırsa kazansın, Türkiye’nin kazanımı olarak görmemek lazım. Daha doğrusu Türkiye’nin, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının kazanımı olarak değerlendirmemek, onun üzerinden herşeyin normal olduğu kanaatiyle yol yürümemek lazım.

Çünkü bütün alanlarda olduğu gibi siyaset alanında da ciddi bir ‘Ahlaki çöküş’ söz konusu. Parti içi şikâyetlerden, tartışmalardan, hoşnutsuzluklardan edindiğimiz izlenimler var. Siyasete yakın, siyasetle ilgilenen herkesin bu tür izlenimleri var.

Bütün mesele; herkesin gördüğüne kimsenin ‘Kral çıplak’ diyememiş olmasıdır. Yürüyen bir sistem var, oturmuş, kimse bunu tersine çeviremiyor. Bu sistemin dışına çıkamamanın tek sorumlusu da Siyasi partiler kanunudur. Sağ, muhafazakâr, solcu, devrimci, bütün partiler demokrasi adına söylemlerine rağmen, demokrasiye çalım atabiliyorlar.

Siyaset kurumlarına güvensizlik de bu nedenle.

Yapılan anketlerde en güvensiz kurumlar arasında yer almasına rağmen, demokrasi adına vazgeçemediğimiz, hatta vazgeçmememiz gereken bu kurumların, 31 Mart seçimlerinden sonra cidden silkinip kendine gelme seansları yapması gerekiyor.

Halkın oyuyla seçilen bir Milletvekilini 8 ay boyunca cezaevinde adeta linç eden, döven, zulmeden, Anayasa mahkemesinin kararına rağmen, o kararı yok sayan bir zihniyetle sınanan ülkenin siyasetine, demokrasisine kim inanır? Halkın oyuyla seçilen birinin vekilliğinin düşürülmesine karar veren ve alkışlayan bir parlamento, halka nasıl güven verecek?

Seçilinceye kadar önünde hiçbir engel yoktu, seçildi, mazbatası verildi, maaşı ödendi, danışmanları görevdeydi, İnsan hakları komisyonuna seçildi, Anayasa mahkemesi iki kez ‘Hak ihlali var’ dedi. Her ne hikmetse birileri yok dedi, Can Atalay’ın Milletvekilliği düşürüldü.

Parlamento zan altındadır.

Siyaset kurumları zan altındadır.

Yapılacak olan son itirazın değerlendirilerek, kamu vicdanına hitap etmek demokrasi adına büyük kazanım olacaktır. Hepimizin, herkesin, herkesimin, siyaset kurumlarının, parlamentonun, hala bir şansımız var!

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.