Sorgulayan vicdan

Ramazan Özpamuk

Yavaş ve usulca zincirlerini kıran kadın, kendinden emin bakışlarla tanrısal varlığa bakıp söyle dedi”ben artık günahkar değilim, kırdım zincirlerimi “tanısal varlik durdu ses etmedi, gökyüzüne baktı,  sonra ağır ağır derin nefes aldı.sağına soluna baktı döndü, Keskin bakışlarla kendisine bakan kadının yüzüne aşağılayıcı bir kahkaha tufanı kopardı” dinle beni “dedi “şunu aklına sok günah yapmamak üzere şartlanmış bir bilinç ve benlik olamaz günah beni var eden bir güçtür, insanın suç işleme günah işleme lüksü yoktur” dedi

“Sesime kulak ver kadın;

 eğer günahkar olmadığını söylüyorsan seni yok eder yeniden günahkar Bir topum yaratıp ve benden sürekli af dileyen bir kavim yaratırım günahla bağı kesilen   benimle de Bağı kesilir”

Kadın tarihin ağır bir yükünü üstünden atmışcasına kendinden emin ve güvenen bir ses tonuyla 'demek ki

‘ seninle bağım kesilirse ve sana inanıp biat etmesem ahlaksız, korumasız ve güçsüz biri olacağımı mı söylüyorsun”

‘Yanılıyorsun'

Ben sana inanmadan da ahlaklı olabileceğime inanıyorum insanlığın evrensel değerleri benim için önemli ve en büyük tanrının da insanın vicdanı olabileceğine inanıyorum yani vicdanım benim mabedim

Beni ben yapan bir varlıktır iyi ile kötünün cennetidir, benim vicdanım

Vicdan en büyük yargıçtır

Ve en büyük adalettir

Ben ona hesap veririm”Dedi  kadının sesi gittikce yükseliyor du

‘Biliyorum' dedi

“Herkes vicdanı yüreğinde taşıyamaz vicdansız dilin cüzdanına sıkışmış mistik imgeler ,hala halinden memnun köleleri, uyutmaya devam ettiğini ve senin de bu köle ruhlardan beslendiğin kesindir, din satarak iyi para kazanıyorsun” tanrısal varlık çok sinirlendi, rengi soldu, nefesi hızlı atmaya başladı gözleri fal taşı gibi açıldı” sus, sus diyorum, konuşma günahkar kadın”dedi

Korkudan benzi solmuştu, yumruklarını sıktı, sesi titredi, gözleri kan çanağına büründü ne yapacağını ne diyeceğini bilemiyordu, bütün kazaları, belaları üstüne salmak istedi ve bütün günahları yağdırmak istedi 0 korkusuz diline,ancak yapamadı ilk defa kurduğu temel'in sarstığını hissetti,

Ve kadın

“Hayır konuşacağım susmayacagım” dedi “ bin yıllarca sustugum yeter” dedi

“Sen benim korkularımın ürünüsün , bilinmezliğim de yeşerıyorsun, çaresizliğim de uyuyorsun şimdiye kadar ben senin için bir sıkıgıntıydım, zayıf ve güçsüz yüreğimde ürün topluyordun”kadın konuştukça sesi yükseliyor kendine güveni artıyordu tarısal varlığın,

O küstah

O kendinden emin yüzüne söylediği her söz, onu sanki yeniden yaratıyordu, yüreğinin  derinliğine sinmiş korkularını, endişelerini, ve bilinmezliğini ,birer birer çıkarıp atıyordu yüreğinden ve tüm bunları

 O kelimelerin büyülü gücüyle yapıyordu,

O konuştukça, o ince, o nayif dudaklarından dökülen kelimeler Alevli bir topa dönüşüyordu, cesareti öylesine artmıştı ki,

Tanrısal varlığa ,şöyle dedi

“korkmuyorum artık senden”

“çünkü benim bulunduğum yerde değilsin ve ben de senin bulunduğun yerde değilim” anladın mı dedi

“Şuna emin ol” dedi

“O mistik, o gizemli korkularımla Göksümü gere gere , yüzleşebiliyorum artık ve ben senin beni bıraktığın zamanların karanlık girdaplarından çoktan, bilinci mi alıp özgürleştirdim, karabasan gecelerin histerik nöbetlerini çoktan atlattım”dedi

kadın konuştukça gözyaşlarına hakim olamıyordu, bunlar Sevinç gözyaşları mıydı ,yoksa o tarihin köhne karanlığında kaybolmuş belleğini ve bilincini yeniden bulmanın mutluluğumuydu ,bilinmez ama her halinden belliydi çok mutlu oldugu ve çok sevindigi, yeniden doğmuş gibiydi

O gün hayat başka bir şekilde göründü, başka bir şekilde kuşlar ötmeye başladı rüzgarlar yaprakların arasında,  cıvıl cıvıl dolaşmaya başladı, ilk defa yüreğinin sesini dinledi

  Ve Güneş

 O gün onun için doğdu