Panelin ikinci oturumunda “Bölge, Merkez ve Avrupa Medyasından Sesler: Tanıklıkların Taşınması” başlığı altında Türkiye’deki çatışmalı süreçlerin medya pratiği, gazetecilerin tanıklıkları ve barış gazeteciliği tartışıldı.
Gazeteci Mahmut Bozarslan moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda gazeteciler Fehim Işık, Alişer Delek, Nevzat Çiçek ve Namık Durukan konuşmacı olarak yer aldı. Panelde Türkiye medyasının geçmiş barış süreçlerindeki rolü, habercilik dili, sansür, baskılar ve gazetecilerin sahadaki deneyimleri ele alındı.
Moderatör Mahmut Bozarslan, gazetecilerin süreçlerde doğrudan tanıklık yaptığına dikkat çekerek, “Gazetecilerin görüşleri süreçte yeterince dikkate alınmadı. Oysa gazeteciler yaşananlara birebir tanıklık etti. Kürtlerin ne yaşadığı, bölgede nelerin yaşandığı ancak bu tanıklıklarla anlaşılabilir” dedi.
Gazeteci Namık Durukan ise 1980’li yıllardan itibaren bölgede yaşanan çatışmalı döneme tanıklık ettiğini belirterek, gazetecilerin hem devlet hem de örgüt baskısıyla karşı karşıya kaldığını söyledi. BBC’ye geçtiği haberler nedeniyle tehdit edildiğini ve yargılandığını anlatan Durukan, “Bir taraftan devlet, bir taraftan PKK baskısı vardı. Gazetecilik yaparken sürekli tehdit altındaydık” ifadelerini kullandı.
Durukan, çatışma dönemlerinde “barış gazeteciliği” kavramının önemine dikkat çekerek, kamuoyunun süreç hakkında yeterince bilgilendirilmediğini söyledi. Görüşmelerin şeffaf yürütülmemesinin gazeteciler üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Durukan, gazetecilerin elde ettiği bilgileri yazma konusunda zorlandığını kaydetti.
Gazeteci Alişer Delek de Ortadoğu’daki gelişmelerin Türkiye’deki süreci doğrudan etkilediğini ifade ederek, özellikle 7 Ekim sonrası bölgede yeni bir dönemin başladığını söyledi. Sürecin toplumsallaşamadığını belirten Delek, “Kürtler Kürtlere, Türkler Türklere konuştu. Sürecin en büyük eksikliği şeffaf yürütülmemesiydi” dedi.
Delek, kamuoyunun süreç hakkında yeterince bilgilendirilmediğini vurgulayarak, demokratikleşme açısından sürecin önemli olduğunu ancak siyasi iradenin toplumsal zemini güçlendirecek adımları yeterince atmadığını ifade etti.
Gazeteci Nevzat Çiçek ise süreçte karşılıklı güvensizliğin devam ettiğini belirterek, silahsızlanma ile demokratikleşme tartışmalarının birbirine karıştırıldığını söyledi. Çiçek, “Bu süreç sadece Türkiye’nin değil, Ortadoğu’daki dönüşümün de bir sonucu. Devletin de PKK’nın de zorunlu olarak bir araya geldiği bir süreçten söz ediyoruz” diye konuştu.
Medyanın toplum vicdanına ulaşmadaki rolüne dikkat çeken Çiçek, gazetecilerin süreçlerde yalnızca kendi mahallelerine konuşmaması gerektiğini vurguladı.
Gazeteci Fehim Işık da Kürt medyasının tarihsel gelişimine değinerek, Kürt gazetecilerin uzun yıllar boyunca kendi seslerini duyurabilmek için mücadele ettiğini ifade etti. Işık, geçmişte tarafsız gazetecilik yapmanın mümkün olmadığını savunarak, Kürt medyasının büyük ölçüde siyasi yapıların etkisi altında şekillendiğini söyledi.
Işık, son dönemde Kürt toplumunda kültür, dil ve siyaset alanında yeni tartışmaların başladığını belirterek, “Silahlı mücadelenin yerine siyaset ve toplumsal mücadele daha fazla konuşuluyor” dedi.