Operasyon kapsamında 54 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilirken, 11 şirket ve 3 derneğe kayyım atanmasına karar verildi.
Soruşturma, 13 ve 21 Ağustos’ta gerçekleştirilen operasyonların ardından elde edilen yeni deliller doğrultusunda genişletildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında ekipler, hakkında gözaltı kararı bulunan 54 şüphelinin yakalanması için çalışma başlattı.
İLK OPERASYON 17 İLDE DÜZENLENMİŞTİ
Soruşturmanın ilk ayağı 13 Ağustos’ta İstanbul, Ankara ve Antalya’nın da aralarında bulunduğu 17 ilde gerçekleştirildi. Operasyonda, Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu 49 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı.
Şüphelilere “suç örgütü kurma ve yönetme”, “suç örgütüne üye olma”, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama”, “kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık” ve “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet” suçlamaları yöneltildi.
Soruşturma kapsamında hazırlanan MASAK raporlarında, yapılanmayla bağlantılı kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar lirayı aşan para trafiği bulunduğu iddia edildi. Çok sayıda adres ve şirkette arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirilirken, bazı şirketlere kayyım atandı.
Soruşturmanın ilerleyen aşamasında Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu 32 kişi tutuklandı.
200 KİLOGRAM KÜLÇE ALTIN ELE GEÇİRİLDİ
Soruşturmanın dikkat çeken başlıklarından biri ise yaklaşık 200 kilogram külçe altın oldu.
Firari durumda bulunan Alihan Kuriş’in kardeşi Hilmi Tuna Kuriş’e ait olduğu belirtilen bir adreste yaklaşık 1 milyar 340 milyon lira değerinde 200 kilogram külçe altın bulunduğu bildirildi.
Hilmi Tuna Kuriş’in yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü sırada soruşturma ikinci dalgayla genişletildi.
İKİNCİ DALGADA 12 KİŞİ YAKALANDI
21 Ağustos’ta İstanbul, Konya, Mersin ve Muğla’da düzenlenen ikinci dalga operasyonda 13 şüpheli hakkında işlem yapıldı ve 12 kişi yakalandı.
Bu operasyonda, yapılanmanın mali ve idari hesaplarının yürütüldüğü sistemle bağlantılı olduğu öne sürülen bazı isimler ile şirket yöneticileri de hedef alındı.
Yurt dışına kaçmaya hazırlandıkları iddia edilen Hilmi Tuna Kuriş ve Erhan Yılmaz ile kaçış organizasyonuna yardım ettiği değerlendirilen Mehmet Özmen, Muğla’nın Marmaris ilçesine bağlı Bozburun’da yakalandı.
İDRİS NAİM ŞAHİN'E TAHSİSLİ ARAÇ SORUŞTURMANIN GÜNDEMİNDE
Soruşturmanın ikinci dalgasında yakalanan Kuriş ve Yılmaz’ın Muğla’ya götürülmesinde kullanılan 34 SL 313 plakalı aracın, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına 2030 yılına kadar tahsisli olduğu ortaya çıktı.
Şahin, yaptığı açıklamada aracı kiraladığını ancak bilgisi ve izni dışında kullanıldığını belirterek ilgili kişiler hakkında suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı.
Aracın Mehmet Özmen’in sahibi olduğu şirket adına kayıtlı olduğu ve Özmen tarafından kullanıldığı tespit edildi. Soruşturma dosyasına giren PTS ve telefon kayıtlarında, Özmen’in 16 Ağustos’ta İstanbul’dan Muğla yönüne giderken telefonunu kapattığı, dönüşünün ardından hattını yeniden açtığı öne sürüldü.
Dosyada ayrıca Özmen’in, 2023 yılında Alihan Kuriş’in eşi Seda Kuriş adına satın alınan bir otomobil için 2 milyon 406 bin 650 lira gönderdiğinin tespit edildiği belirtildi.
İKİ ARAÇ DAHA DOSYAYA GİRDİ
Soruşturmanın devamında İdris Naim Şahin adına tahsis edildiği belirtilen 34 S 7815 ve 34 RM 8677 plakalı iki araç daha incelemeye alındı.
34 S 7815 plakalı aracı kullananlar arasında Ömer Sipahioğlu ile 2011-2014 yıllarında İçişleri Bakanlığı Özel Kalem Müdürlüğü’nde görev yaptığı belirtilen Ömür Yücel’in bulunduğu aktarıldı.
Dosyada ayrıca, 21 Ağustos’ta diplomatik pasaport taşıyan üç Belarus vatandaşının söz konusu araçlardan biriyle taşındığına ilişkin görüntülerin bulunduğu ve bu kişilerin kullandığı değerlendirilen iki telefon hattının Ömür Yücel adına açıldığı iddiasına yer verildi.
Soruşturma kapsamında, 2011 yılında yapılan ve rüşvet, kamu ihalelerine müdahale, şantaj ve Belarus’tan kadın getirilmesi gibi iddiaları içeren bir ihbarın da yeniden incelemeye alındığı bildirildi.
“GLOOPER” İDDİASI DA SORUŞTURMA DOSYASINDA
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, soruşturma kapsamında Alihan Kuriş ve yapılanmanın üst yönetiminin “Glooper” isimli gizli haberleşme uygulamasını kullandığının tespit edildiğini açıklamıştı.
Çiftçi, söz konusu sistemi FETÖ soruşturmalarında gündeme gelen ByLock uygulamasına benzetmişti.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmanın üçüncü dalgasında 54 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarılması ve 11 şirket ile 3 derneğe kayyım atanması, dosyanın kapsamının daha da genişlediğini ortaya koydu. Şüpheliler hakkındaki suçlamalar ve soruşturma kapsamında elde edilen delillerle ilgili adli süreç devam ediyor. (T24 – Haber Merkezi)