SÜMERLER HALA GELECEĞİMİZE IŞIK TUTUYOR

Mümin Ağcakaya

Dicle ve Fırat’ın bereketi ve insanın uygarlaşmasına katkısı tartışmasızdır. Bu kadim topraklar uygarlık adına, tarımdan, hayvanları evcilleştirmeye kadar aklımıza gelebilecek ilklerin yaratım yeri ve yurdu olmuştur. Bu verimli coğrafyada şekillenen Sümer ülkesi; aklımıza gelebilecek birçok ilk yaratımların da boy verdiği topraklardır. Şüphesiz bu yaratımlar, insanlık için yeni bir milat sayılmaktadır. En başta tarım devrimini gerçekleştirmesi, yerleşik hayata geçmesi; başlı başına bir milattır. Kendisinden önceki tekniği geliştiriyor ve daha fazla verim alınmasının yollarını buluyor. Sulama kanalları, setler yapılıyor. Setlerin yapımında ve bakımında çok sayıda insanın birlikte çalışma başarısıyla; ilk çalışma topluluklarını oluşturuyor. Böylece köy yaşamına adım atarak; gelecek yüzyıllara damgasını vuracak uygarlığın ilk temellerini atıyor.

         İnsanlığın bu adımıyla çok sayıda insan emek gücünün bir araya gelerek yaptıkları üretim yaşam ve yaşamı devam ettirme sorununu çözüyor. Ayrıca; yaşam için gerekli olan gıda maddelerinden zanaat ve sanat dallarına kadar birçok alanda uzmanlaşmanın yolunu da açarak; insanın ve uygarlığın hızla ilerlemesini sağlayacak bilgi ve becerilere sahip olmanın yolunu da açıyorlar.

         Günümüzde bütün ülkelerin kullandığı 12 aydan oluşan takvimi de Sümerler buluyor. Sümerler yaptıkları gözlemlerde Güneş sisteminde 12 gezegenin olduğunu ve bunların hareketlerini tespit edebiliyorlar. Hatta bunu çizimlerle de resmetmişlerdir. Astronomide önemli gelişme gösteren Sümerler yıl, ay ve gün hesaplamalarını da günümüzde kullanılan ölçüle çok yakın olarak bulmuş ve kullanmışlardır. Güneş ve ay tutulmalarını önceden hesaplayabilmişler ve rasathane olarak da kullandıkları Zigguratlar da uzayı inceleme koşullarını yaratmışlardır. Elde ettikleri sonuçlar günümüz uzay çalışmalarıyla da doğrulanmaktadır. İnsanoğlu günümüz gelişmiş teknolojisiyle ancak tespit edebildiği bu bulguları Sümerler o dönem keşfederek buluyorlar. Bu bilgilere günümüz insanı ancak 5000 sene sonra tekrardan ulaşıyor. Aynı sonuçlara ulaşılıyor.

Günümüz uygarlığının da sahiplenip geliştirerek devam ettirdiği birçok şeyi ilk keşfedip, geliştirerek, bunları yaşamının içerisine yedirmişlerdir. İlk köy ve şehir yaşamından sonra; yazıdan, şiir, edebiyat, resimden heykele ve oymalara kadar sanat alanlarına; felsefeden, hukuk ve mimariye kadar ilk yaratım alanı bu topraklar olmuştur. Bu yaratımlar sadece kendi dönemlerinde değil daha sonraki uygarlık alanındaki gelişmelere de büyük bir etkisi olmuştur. Asya’dan Avrupa’ya kadar birçok uygarlığa ilham olmuş, onları derinden etkilemiştir.

 

         1900’ların başlarında yapılan kazılarda Asurlular zamanında kullanıldığı tahmin edilen merceğin bulunmuş olması; Asurluların astronomi konusunda ne kadar mesafe aldığını göstermektedir. Sümerler, günümüzde kullanılan sayı sisteminin, matematiğin temeli kabul edilen; geometri ve cebirin ilk temelleri de bu dönemde atılmıştır.

Bu dönem insanları basit bir hayat yaşamalarına rağmen ne kadar ileri bir teknolojiyi de kullanarak nasıl bir medeniyet inşa ettiklerini ancak ulaşılan kısıtlı bilgilerden anlaşılabilmektedir. Hala çözümlenemeyen ve ulaşılamayan belgeler göz önüne alındığında o dönemin gelişme boyutları acaba nasıldı? Ulaşılan kısıtlı bilgiler günümüz insanını bu kadar hayrete düşürdüğüne göre; gerçekliğin biraz daha açığa çıkması herhalde insanlığı şoke ederdi. Geçmiş bu uygarlık yaşamlarına ilkel diye adlandırmaların ne kadar haksız olduğu daha iyi anlaşılırdı.

Günümüzde bu dönemdeki gelişmeleri tam olarak bilemesek de; bilim adamları, tahribatlardan kurtulan kalıntılardan bu uygarlıkları anlamaya ve çözümlemeye çalışıyorlar. Araştırmalar sonucu ortaya çıkarılan bilgiler bilim adamlarını ve konuyla ilgilenenleri hayrete düşürüyor. Ortaya çıkarılan bulgular ancak yaşanan gerçekliğin sadece küçük bir bölümünü oluşturuyor. Geriye kalan kalıntılar bile eğer savaşların getirdiği tahribatlardan kurtulabilirse gelecekte ortaya çıkarılacak bulgular bilim insanlarını daha çok hayretlere düşüreceği şüphesizdir. Fırat ve Dicle vadisinde yaratılan uygarlıklar gizemini korumaya devam ediyor. Gün yüzüne çıkacağı zamanı bekliyor.

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.